500+ madde
- çorallıkelimesf.(Ağaç için) dallı budaklı.
- çorlamakkelimef.Hastalık bulmak; bozulmak; kötülemek.
- cücekelimeis.Boyu normalden daha kısa olan kişi.
- çüngüşkelimeis.Çobanaldatan.
- dağlamakkelimef.Far.Vücutta bulunan herhangi bir yarayı ortadan kaldırmak veya kanı dindirmek için kızgın bir metalle yakmak.
- dağlıkelimesf.Dağlık bölge halkından olan.
- dalkelimeis.eT.Ağaçlarda ayrılan odunsu uzantılardan her biri.
- dalamakkelimef.eT.(Hayvan için) bir insan ya da hayvanın üzerine atılarak ısırmak, dişle koparmak; yırtmak.
- dalapkelimeis.Ar.İstek.
- dalaşmakkelimef.eT.(Köpekler için) boğuşup birbirini ısırmak.
- dalbacakkelimesf.Çıplak bacaklı.
- daldırmakkelimef.Dalma işini yaptırmak; dalmasını sağlamak.
- dalgakelimeis.eT.Su yüzeyinde rüzgâr, deprem gibi doğal etkenlerin meydana getirdiği alçalıp yükselme biçimindeki kıvrımlı hareket.
- dallandırmakkelimef.Dallanmasına yol açmak.
- damarkelimeis.eT.Canlı varlıkların kan dolaşımını sağlayan kanal.
- damarsızkelimesf.Damarı olmayan.
- damlamakkelimef.eT.Damla biçiminde tane tane düşmek.
- daralmakkelimef.Dar duruma düşmek; boyutları küçülmek; azalmak.
- daşşaklıkelimesf.İğdiş edilmemiş hayvan.
- dayanakkelimeis.Dayanılacak şey, güç; destek; mesnet, (1935).
- debelenmekkelimef.Bir acının etkisiyle veya bir baskından kurtulmak için rastlantısal hareketlerde bulunmak; çırpınmak.
- dengeltmekkelimef.Düzeltmek.
- denkkelimeis.eT.Yük hayvanlarının iki tarafına yükletilen yükün her biri; içi dolu çuval.
- depremkelimeis.eT.Yer kabuğunun belirli bir derinliğinde meydana gelen kırılma, çökme ve yanardağ patlamalarının sebep olduğu anî ve yıkıcı sarsıntılı hareket; yer…
- deprenmekkelimef.eT.Kıpırdanmak, hareket etmek; yerinden oynamak; sarsılmak.
- deşilmekkelimef.eT.Yarılarak içi dışına çıkarılmak.
- deşmekkelimef.eT.İçini çıkarmak.
- destekkelimeis.Far.Küçük el; elcik.
- devekelimeis.eT.Geviş getiren memelilerden, boynu uzun, sırtında hörgücü bulunan, iri yapılı bir yük hayvanı, (Camelus).
- deve depiğideyimDeve tekmesi.
- devirmekkelimef.eT.Ayakta veya dik duran bir şeyin dengesini bozarak düşürmek veya yatık duruma getirmek; çevirmek; döndürmek.
- diftiklenmekkelimef.(Kumaş için) tarazlanmak.
- dilkelimeis.eT.Ağız boşluğunda yer alan, arka kısmıyla ağız tabanına bağlanan, tat almağa, yutkunmaya ve konuşmaya yarar, çizgili kaslardan meydana gelmiş, uzun,…
- dilemekkelimef.eT.Sahip olmadığı bir şeyin veya bulunmadığı durumun gerçekleşmesini istemek; arzu etmek; murat etmek.
- dımdızlakkelimesf.Çırçıplak.
- direkkelimeis.eT.Ağaç, metal veya beton gibi malzemelerden yapılma düşey doğrultuda yerleştirilen uzun ve kalın destek.
- dirilmekkelimeeT.(Ölmüş sanılan kişi için) diri hâle gelmek; canlanmak.
- dirlikkelimeis.Hayat; yaşayış.
- dişlikelimesf.Dişleri olan.
- dizginlemekkelimef.Dizgin takmak.
- doğrulmakkelimef.eT.(Eğik bir şey için) düz duruma gelmek; düzelmek.
- dokumakelimeis.İplikleri belirli desenleri oluşturacak biçimde birbiri arasından geçirmek suretiyle kumaş, halı, kilim vb. meydana getirme işi ve eylemi.
- dokumakkelimef.Vurmak.
- dolapkelimeis.Far.Ahşap veya metalden yapılmış, genellikle gözlerine eşya konulan kapaklı mobilya.
- dolapçıkelimeis.Dolap yapan ve satan kimse.
- dolaşıkkelimesf.(İp, tel, saç vb. için) birbirine dolaşmış, karışmış olan; karışık.
- doldurmakkelimef.eT.Dolgunlaştırmak.
- domaltmakkelimef.Domalmasını sağlamak; secde eder gibi çöktürmek.
- dönemeçkelimeis.Yolun kıvrıldığı, döndüğü nokta; viraj.
- dönmekkelimef.eT.Ekseni etrafında daire çizecek şekilde hareket etmek; dolanmak; devretmek.