113 madde
- aldamakkelimef.eT.Aldatmak; bir kimseyi kandırmak; oyun etmek; yanıltmak.
- aşmakkelimef.eT.Yüksekte bulunan bir engelin üzerinden öbür tarafa geçmek; bir şeyin üstünden geçmek.
- atamakkelimef.eT.Kendi adına hareket etmek üzere birisini bir işte görevlendirmek; tevkil kılmak.
- atışmakkelimef.eT.Karşılıklı olarak birbirine hoş olmayan sözler söylemek; söz dalaşı etmek.
- azılmakkelimef.eT.Yanılmak. [Yüknekî]
- bakınmakkelimef.eT.Gözleriyle çevresine bakıp araştırmak; . [Yüknekî]
- bakmakkelimef.eT.Bakışı veya gözleri bir şeye çevirmek; . [Yüknekî]
- beklemekkelimef.eT.Sabit kılmak; hareketsiz bırakmak; tespit etmek.
- beklenmekkelimef.eT.Biri tarafından beklenir durumda bulunmak.
- bekleşmekkelimef.eT.Antlaşma yapmak; ahitleşmek.
- bekletmekkelimef.eT.Bağlatmak; hapsettirmek.
- bezemekkelimef.eT.Süslemek; tezyin etmek, dekore etmek. [Yüknekî]
- bezenmekkelimef.eT.Birisi tarafından bezeli hâle getirilmek; nakışlanmak; süslenmek.
- bezetmekkelimef.eT.Birine bezeme işi yaptırmak; nakşettirmek; süsletmek; .
- bezmekkelimef.eT.Titremek.
- biletmekkelimef.eT.Birine bileme işini yaptırmak.
- boklamakkelimef.eT.kabaBir işi kötü duruma getirmek.
- boşanmakkelimef.eT.Kendini bir yerden kurtarmak; kurtulmak; serbest olmak; hür olmak; başına buyruk olmak.
- bozmakkelimef.eT.Bir şeyi kendisinden bekleneni yerine getiremeyecek duruma düşürmek; yıkmak; kırmak; parçalamak.
- bulamakkelimef.eT.Bir nesneyi bulaşabilen bir akışkan içine yatırarak üzerini kaplamak; batırmak.
- bulmakkelimef.eT.Arama sonucunda aranan şeyi elde etmek; görmek; karşılaşmak. [Yüknekî]
- buyurmakkelimef.eT.Bir şeyin yapılmasını ya da yapılmamasını bildirmek; emretmek.
- bükmekkelimef.eT.Bir şeyi eğmek; kıvırmak.
- bürünmekkelimef.eT.Sarınmak, örtünmek, kaplanmak.
- bütünlemekkelimef.eT.Gerçekliğini aramak.
- çapmakkelimef.eT.(At) koşturmak; sürmek.
- çekinmekkelimef.eT.Bohça bağlamayı üzerine almak; bohçayı kendi kendine bağlamak.
- çekinmekkelimef.eT.Kendi kitabına nokta koymak; kitabını noktalamak.
- çerkeşmekkelimef.eT.Saf hâline gelmek; sıralanmak; dizilmek; düzelmek.
- çıkrışmakkelimef.eT.Hep birlikte bir şeyin ortaya çıkması, anlaşılması için çalışmak; çıkarmakta yardım ve yarış etmek.
- çilemekkelimef.eT.Islatmak; yaşartmak.
- çökmekkelimef.eT.Dizleri üstüne oturmak.
- dolturmakkelimef.eT.Doldurmak.
- döklünmekkelimef.eT.Dökülmek.
- enemekkelimef.eT.Sürüdeki hayvanların kime ait olduğunu belirlemek için kulağından belirli bir biçimde kesmek; boynuzuna kertik açmak veya bedeninin belirli bir…
- eritmekkelimef.eT.Erimesine yol açmak; erimesini sağlamak.
- esnemekkelimef.eT.Hafif hafif esmek.
- etlelmekkelimef.eT.Et yapılmak.
- etlemekkelimef.eT.Etlik yapmak; et yapmak.
- evsemekkelimef.eT.Evini, yurdunu özlemek.
- ezmekkelimef.eT.Kazımak; sıyırmak.
- ilenmekkelimef.eT.Ayıplamak; tekdir etmek.
- iletmekkelimef.eT.İlerletmek.
- ilişmekkelimef.eT.Birbirine takılmak; yapışmak; tutuşmak.
- irdemekkelimef.eT.Aramak.
- istemekkelimef.eT.Arkasına düşmek; aramak; arzu etmek; araştırmak.
- işitmekkelimef.eT.(Ses için) kulakla algılamak; duymak.
- işlemekkelimef.eT.Bir iş yapmak.
- kabartmakkelimef.eT.Kabarmasını sağlamak; kabarık duruma getirmek; kabarmasına yol açmak.
- kakımakkelimef.eT.Birine yaptığı işin doğru olmadığını, beğenilmediğini sert sözlerle bildirmek; azarlamak; paylamak.