321 madde
- sızmakkelimef.eT.(sı:zmak) Erimek; eriyip akmak.
- söbikelimesf.eT.Uzun veya sivri nesne.
- soğankelimeis.eT.Zambakgillerden, toprak altındaki yumru kısmı değişik renk, biçim ve irilikte, yaprakları içi boş, silindirimsi ve sivri, yemeklere çeşni vermekte…
- sömürmekkelimef.eT.(sö:mürmek) (Sıvı içecekler için) hızla çekerek içmek; dudaklarını yapıştırarak emmek; emercesine içmek; somurmak.
- sormakkelimef.eT.Bir kimseye soru yönelterek ondan gerekli bilgiyi almak; sual etmek; cevap istemek.
- sözkelimeis.eT.Bir duyguyu, bir düşünceyi dile getirmek için ağızdan çıkan sözcük, sözcük dizisi ya da cümle; laf; kelam; haber; mesaj; kelime. (sö:z)
- süpürmekkelimef.eT.Bir şeyi süpürge ile bulunduğu ortamdan uzaklaştırmak; süpürge ile alıp atmak.
- sürmekkelimef.eT.Kovmak; sürgün etmek uzaklaştırmak
- sütkelimeis.eT.Kadınların ve dişi memeli hayvanların, yavrularını beslemek için memelerindeki bezler tarafından salgılanan fildişi renginde tatlımsı, besleyici…
- tağarkelimeis.eT.Çuval; torba; dağarcık; içerisine buğday ve başka şeyler konan nesne; geniş çuval; harar; dağar.
- taramakkelimef.eT.Dağıtmak.
- taşkelimeis.eT.Yeryüzünde ve yer içindeki kayaları meydana getiren rengi ve cinsi içinde bulunan tuz ve oksitlerle biçim, sertlik ve renk kazanmış bulunan katı…
- taşakkelimeis.eT.kaba. Erkeklik bezi; haya; erbezi torbası.
- tekkelimesf.eT.Bir; yalnız.
- tekkelimee.eT.Benzetme edatı; gibi.
- tekekelimeis.eT.Keçinin yetişkin ve damızlık erkeği.
- teknekelimeis.eT.Çoğunlukla hamur yoğurmakta ve mayalamakta kullanılan ağaçtan oyma büyük ve derin gereç.
- terskelimeis.eT.Güç olan her nesne.
- tezekkelimeis.eT.At gübresi.
- tokkelimesf.eT.Açlığını gidermiş; karnı doymuş olan; aç olmayan.
- tokuşmakkelimef.eT.Kafalarını birbirine vurmak; kafa kafaya vuruşmak.
- tuzkelimeis.eT.Yiyeceklere tat vermek ya da onları korumak için yaygın olarak kullanılan, billursu, ufalanabilir, suda eriyen, dili yakıcı, kokusuz madde; sodyum…
- tuzakkelimeis.eT.Yaban hayvanı ya da kuş avlamak için kurulan düzenek ya da bu iş için yapılmış araç.
- uçkelimeis.eT.Bir şeyin bitim noktası, son; baş; tepe; nihayet.
- üçkelimesf.eT.İkiden bir fazla, dörtten bir eksik olan.
- uçmakkelimef.eT.Havalanıp gitmek.
- uğraşmakkelimef.eT.Karşılaşmak; rast gelmek; rastlamak; kavuşmak.
- ulamakkelimef.eT.Yaklaştırmak; erdirmek; eriştirmek.
- ulaşmakkelimef.eT.Ulaşmak; bitişmek; yapışmak.
- ummakkelimef.eT.Olmasını istemek; beklemek; temenni etmek; özenmek; ümit etmek.
- ümükkelimeis.eT.Yeni doğmuş bebeklerde alnın yukarı tarafında, baş kemiklerinin birleştiği yumuşak olan yer; bıngıldak; imik.
- unkelimeis.eT.Buğday ve diğer tahıl tanelerinin öğütülmesinden oluşan toz hâlindeki besin maddesi.
- unutmakkelimef.eT.Hatırlayamamak; bilmiyor olmak; aklında kalmamak; hatırdan çıkarmak. .
- ürkmekkelimef.eT.(Kişi için) bir şeyden korkup ansızın sıçramak; korkmak; korkup kaçmak; tevahhuş etmek.
- ürpermekkelimef.eT.(Tüyler için) kabarmak; dikleşmek.
- utanmakkelimef.eT.Onur kırıcı bir durum nedeniyle ezici bir küçüklük, bir alçalma duygusu içinde bulunmak; utanç duymak; hicap etmek; mahcup olmak.
- ütmekkelimef.eT.Yüksek ısı ya da alevde tutarak yakmak.
- üzümkelimeis.eT.Asmanın salkım hâlinde bir çoğu bir arada bulunan etli, sulu, tatlı meyvesi.
- yağışkelimeis.eT.Yağmak eylemi.
- yağmakkelimef.eT.Akmak; yağmak.
- yağmurkelimeis.eT.Gökten akan su; havaküredeki su buharının yoğuşarak damlacıklar hâlinde yere düşmesiyle oluşan yağış.
- yakakelimeis.eT.Uç; kıyı; sınır; hudut.
- yakınkelimesf.eT.Az bir uzaklıkla ayrılmış bulunan; uzak olmayan.
- yalvarmakkelimef.eT.Kendine acındırarak birinden bir şey yapmasını istemek; dileğini ısrarla istemek; saygılı biçimde bir şey istemek dileğinin yapılmasını istemek;…
- yapışmakkelimef.eT.Yapıştırıcı bir maddenin etkisi ile bir yüzeye, oradan ayrılmayacak, kopmayacak biçimde sımsıkı bağlanmak; orada sabitleşmek; kalmak; tutunmak.
- yapmakkelimef.eT.Kapatmak; örtmek.
- yapmakkelimef.eT.İnşa etmek; kurmak; yaratmak.
- yarakkelimesf.eT.Yakışan; gereken; münasip; tav.
- yaraşmakkelimef.eT.Uyuşmak; anlaşmak; yakışmak; layık ve münasip olmak.
- yarınkelimeis.eT.Kürek kemiği; çiğin kemiği; omuz; sırt.