1. gezmekkelimef.eT.Hava almak, görmek, bakmak, eğlenmek gibi çeşitli amaçlarla bir yere gitmek, dolaşmak.
  2. gitmekkelimef.eT.Bir yerden başka bir yere doğru hareket etmek.
  3. giymekkelimef.eT.Dış etkilerden korunmak için elbise, giyecek olarak her türlü nesnenin içine girmek; bedenine geçirmek; örtünmek.
  4. göbekkelimeis.eT.Memelilerde göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında kalan çukurluk.
  5. göçmekkelimef.eT.Bulunduğu yerden ayrılarak başka bir yere yerleşmek üzere gitmek; yurt değiştirmek; hicret etmek.
  6. göğüskelimeis.eT.Gövdenin boyun ile karın arasında yer alan, solunum ve dolaşım organlarını içine alan kısmı; toraks.
  7. gömmekkelimef.eT.Toprağın içinde açılan bir çukura yerleştirerek üstünü örtmek.
  8. gömülmekkelimef.eT.Gömülü hâle getirilmek.
  9. görünmekkelimef.eT.Başkaları tarafından görülür duruma gelmek; görülür olmak; birinin kendini görmesini sağlamak.
  10. görüşkelimeis.eT.Görme eylemi veya biçimi.
  11. götkelimeis.eT.kaba. Anüs; kıç; makat.
  12. göynükkelimesf.eT.Yanık; az yanmış; kızarmış.
  13. güçkelimeis.eT.Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya böyle bir etkiye dayanabilme yeteneği; kuvvet; erk; hayat enerjisi; kudret.
  14. güçlükelimesf.eT.Gücü olan; kuvvetli; zorlu.
  15. gütmekkelimef.eT.İzlemek; kollamak; peşinden gitmek.
  16. ıssızkelimesf.eT.(Yer için) kimsenin bulunmayan ya da az insan bulunan; tenha; boş; oturulmayan.
  17. ışıkkelimeis.eT.Görmemizi ve renkleri ayırt etmemizi sağlayan fiziksel enerji; ziya; nur; şavk; .
  18. içerikelimeis.eT.İç yan; iç taraf; içteki kısım; iç bölüm.
  19. iğnekelimeis.eT.Dikiş dikmekte kullanılan bir ucu sivri, diğer ucunda ipliğin geçmesi için bir deliği bulunan su verilmiş çelikten yapılmış araç.
  20. iğrenmekkelimef.eT.Bir şeyi tiksindirici, iğrenç bulmak; tiksinmek; istikrah etmek.
  21. inancakelimeis.eT.Güven veren şey; teminat.
  22. incekelimesf.eT.Kalınlığı benzerlerine göre daha az olan.
  23. incitmekkelimef.eT.Birinin veya bir organın incinmesine yol açmak; incinmesine sebep olmak.
  24. inekkelimeis.eT.Büyük baş hayvanlardan sığır türünün dişisi; dişi sığır.
  25. itkelimeis.eT.Köpek.
  26. kabakelimesf.eT.Kalın olan; ince olmayan.
  27. kaldırmakkelimef.eT.Bir nesneyi bulunduğu yerden yukarı almak; kalkmasını sağlamak.
  28. kamçılamakkelimef.eT.Kamçı ile vurmak.
  29. kankelimeis.eT.Atardamar ve toplardamarlar içinde dolaşarak organizmanın bütün hücrelerine gerekli besin ve oksijeni ileten, oralardan topladığı atık maddeleri…
  30. kanamakkelimef.eT.Kan almak; kan akıtmak; kan emmek.
  31. kancıkkelimesf.eT.(Kedi, köpek vb. hayvanlar için) dişi.
  32. kanlıkelimesf.eT.Kan bulaşmış; kan ile kirlenmiş, lekelenmiş.
  33. kapalıkelimesf.eT.Açık olmayan.
  34. kapamakkelimef.eT.Kapalı duruma getirmek.
  35. kapıkelimeis.eT.Bir bina, çadır, araç vb. içi ile dışarısını ayıran, açılıp kapanma düzeneği olan beden boşluğu.
  36. karakelimesf.eT.Güneş ışığının bütün renklerini soğurduğu için en koyu renkte olan; kömür renginde olan; siyah.
  37. karalamakkelimef.eT.Boya ya da kalem ile birtakım şekiller çizerek bir şeyi veya bir yeri kirletmek.
  38. karanlıkkelimeis.eT.Işık yokluğu.
  39. kararmakkelimef.eT.Rengi karaya dönmek; karaya yakın bir durum almak; siyahlaşmak.
  40. kardeşkelimeis.eT.Anne ve babaları ya da bunlardan birisi aynı olan çocukların diğer çocuklara göre durumu.
  41. kasırgakelimeis.eT.Rüzgâr hızının saatte 120 km’yi aştığı şiddetli fırtına.
  42. katıkelimesf.eT.Yumuşak olmayan; sert; pek; sağlam.
  43. katırkelimesf.eT.Sağlam; pek.
  44. kaymakkelimef.eT.Geri dönmek; caymak.
  45. kaymakkelimeis.eT.Sütün yüzeyinde toplanan, açık sarı renkli yağ katmanı; krema.
  46. kazanmakkelimef.eT.Kazanç sağlamak; kâr elde etmek.
  47. keçikelimeis.eT.Geviş getiren memelilerden, eti, sütü ve tiftiği için beslenen, evcil pek çok türü ve yabanisi bulunan, boynuzlu ve sakallı, tırmanıcı ve sıçrayıcı…
  48. kemirmekkelimef.eT.Sert bir şeyi dişlerle azar azar koparmak.
  49. kırmakkelimef.eT.Sert şeyleri vurma veya ezme yoluyla parçalamak; parçalara ayırmak.
  50. kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .