500+ madde
- akdukkelimeis.eT.Kötü; fena; çirkin.
- akmakkelimef.eT.(Sıvı gibi molekülleri veya tanecikleri kolayca yer değiştiren maddeler için) bir yerden daha aşağıda bulunan başka bir yere doğru gitmek.
- aksakkelimesf.eT.Bacağında bulunan hafif bir özürden dolayı hafifçe topallayan; aksayan; seken; topal.
- aksamakkelimef.eT.Yürürken hafifçe sekmek; topallamak .
- aktarmakkelimef.eT.Bir yerden başka bir yere götürmek; taşımak; göçermek.
- akurkelimeis.eT.Yamaçlara yapılan düz ve yan yol.
- alkelimesf.eT.Alev rengi parlak kırmızı.
- alakelimesf.eT.Yer yer siyah, yer yer de beyaz kısımları bulunan renk; siyahlı beyazlı.
- alankelimeis.eT.Açık, düz ve geniş arazi; düz ve açık yer; düzlük; meydan; saha.
- alçakkelimesf.eT.Yüksek olmayan; yerden yüksekliği az olan; aşağıda olan.
- aldakelimeis.eT.Pusu; hile; tuzak.
- aldakkelimeis.eT.Avutacak, kandıracak, gönül alacak söz; aldanca.
- aldamakkelimef.eT.Aldatmak; bir kimseyi kandırmak; oyun etmek; yanıltmak.
- aldilkelimeis.eT.Kurnazlık; hile.
- alençikkelimeis.eT.Çardak; çadır.
- alevkelimeis.eT.Yanmakta olan cisimlerden çıkan, dil şeklinde kızıl turuncu renkli, akkor hâlindeki yanıcı gaz kütlesi.
- alıkkelimeis. sf.eT.Anlama ve sezme gücü yetersiz; aptal; avanak; bön; budala; ebleh; saf; salak; sersem.
- alıkkelimeis.eT.Tutuş; kavrayış.
- alınkelimeis.eT.İnsan başının ön tarafında yüzün üst bölümünü oluşturan saç bitimi, şakaklar ve kaşlar arasında kalan kısım.
- alkışkelimeis.eT.Takdis; kutsama; övme; tebrik; kutsama; hayır dua. 2. Birisi için açıkça iyilik dileme; hayır dua.
- almakkelimef.eT.Bir nesneyi elle veya araçla tutup yerinden kaldırmak.
- altınkelimeis.eT.Atom numarası 79, atom ağırlığı 197.2, özgül ağırlığı 19.5 gr/cm3 olan, 1064 ºC’de ergiyen, parlak sarı renkte, yoğun, inceltilebilen, havadan ve…
- altıncıkelimesf.eT.Sıralama yapıldığında yeri altı sırasında olan.
- altmışkelimeis.eT.Altı kere on; elli dokuzdan sonra, altmış birden önce gelen sayı.
- aluçakelimeis.eT.Bir tür erik.
- aluçekelimeis.eT.Küçük erik; çakal eriği; kuş üzümü; Frenk üzümü.
- amkelimeis.eT.kaba. Kadın cinsel organı.
- amaçkelimeis.eT.Atıcılıkta nişan alınan yer; hedef tahtası; nişan yeri; hedef.
- anakelimeis.eT.Çocuğu olan kadın; anne.
- anaçkelimeis.eT.Yavru verecek çağa gelmiş hayvan.
- anarberikelimeis.eT.bknz. anarıberi
- anarıkelimesf.eT.Çabuk; tez.
- anarıberikelimeis.eT.Bir özelliği olmayan eşya; öteberi; bayağı eşya.
- anarlakkelimezf.eT.Biraz ötede.
- anarukelimezf.eT....-den beri; ..-den doğru.
- anarurakkelimezf.eT.Daha ötede.
- ancakelimezf.eT.En çok.
- ancagkelimezf.eT.bknz. ancak
- ancakkelimezf.eT.Yalnızca; yalnız; sadece.
- ançakelimezf.eT.Ancak.
- andkelimeis.eT.Ant; yemin; ahit; söz verme.
- andaçkelimeis.eT.Hatırlanmak üzere verilen eşya; yadigâr; hatıra; anmalık; bergüzar; suvenir.
- andagkelimezf.eT.Böylece; bu suretle; böyle; o kadar.
- andagıkelimezf.eT.Oradaki; o yerdeki; ondaki.
- andekikelimezf.eT.Oradaki.
- andızkelimeis.eT.Akdeniz bölgesinin doğu kısımlarında yetişen, dikenli yapraklı büyük yapılı ardıç cinsi, (Juniperus drupacea).
- angıkelimeis.eT.Şan şöhret; ün; lakap.
- angıçkelimeis.eT.Harman zamanı daha çok sap veya kuru ot taşıyabilmek için at arabaları ile kağnıların kenarlarına takılan ek parmaklıklar.
- angılanmakkelimef.eT.Yankılanmak. [DS
- angıtkelimeis.eT.Kanatları kiremit renginde, ördeğe benzer bir tür kuş; angut.