389 madde
- abarmakkelimef.eT.Almak; alıp götürmek.
- adamakkelimef.eT.Ad koymak; adlandırmak; söylemek.
- afkalamakkelimef.eT.Karıştırmak; alt üst etmek; kabartmak.
- ağdırmakkelimef.eT.Bir destek veya serene bağlamak suretiyle yukarılara tırmanmasını sağlamak. «Asmaları çardağa ağdırdı.»
- aktarmakkelimef.eT.Bir yerden başka bir yere götürmek; taşımak; göçermek.
- aldamakkelimef.eT.Aldatmak; bir kimseyi kandırmak; oyun etmek; yanıltmak.
- almakkelimef.eT.Bir nesneyi elle veya araçla tutup yerinden kaldırmak.
- anıklamakkelimef.eT.Hazır etmek, hazır duruma getirmek.
- anlamakkelimef.eT.Akıl ve zekâ yardımı ile bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret edildiğini kavramak; bilmek; algılamak; derk etmek.
- anmakkelimef.eT.Geçmişte olan bir olayı veya tanıdığı birini aklına getirmek; hatırlamak.
- aramakkelimef.eT.Birini veya bir şeyi bulmak için çalışmak.
- arkurtmakkelimef.eT.Kovmak.
- arnaşmakkelimef.eT.Dokunacak, örülecek bir şeye başlamak.
- aşılamakkelimef.eT.Vücutta bağışıklık sağlamak için aşı sıvısı vermek.
- asılandırmakkelimef.eT.Yararlandırmak.
- aşıtmakkelimef.eT.Aşındırmak.
- aşmakkelimef.eT.Yüksekte bulunan bir engelin üzerinden öbür tarafa geçmek; bir şeyin üstünden geçmek.
- aşmakkelimef.eT.(Erkek hayvanlar için) dişisiyle çiftleşmek.
- atamakkelimef.eT.Kendi adına hareket etmek üzere birisini bir işte görevlendirmek; tevkil kılmak.
- avkalamakkelimef.eT.Avuç dolusu almak.
- avkamakkelimef.eT.Avuç içine alarak ovmak; çitilemek; ovalamak.
- avkımakkelimef.eT.Avuç içine alarak sıkmak; ovmak; ovalamak; çitilemek.
- avkırmakkelimef.eT.Çalmak; aşırmak.
- avkmakkelimef.eT.Eli ile ovalayarak küçük parçalara bölmek; ufalamak.
- avutmakkelimef.eT.Birinin acılarını, sıkıntılarını hafifletmek; teselli etmek, oyalamak.
- ayırtlamakkelimef.eT.Ayırıp çıkarmak; seçmek.
- ayıtlamakkelimef.eT.Ayıklamak; seçmek; temizlemek.
- ayıtmakkelimef.eT.Ayıklamak; seçmek; temizlemek.
- azgurmakkelimef.eT.Yanlış yola götürmek; azdırmak; saptırmak; ayartmak.
- bağdalamakkelimef.eT.Güreşte bacaklarını, rakibinin bacaklarına sararak yere düşürmek; güreşte çelme takmak.
- bağlamakkelimef.eT.İp veya tel benzeri bir şeyi etrafında dolayıp düğüm yaparak tutturmak.
- batırmakkelimef.eT.Bir şeyin, bir sıvının veya yumuşak bir maddenin içine girmesini ve gömülmesini sağlamak.
- bayımakkelimef.eT.Büyü ile gözünü bağlamak; büyülemek.
- baymakkelimef.eT.Kelepçelemek; bağlamak; bent etmek; ipe vurmak.
- bedürmekkelimef.eT.Büyütmek.
- beğlemekkelimef.eT.Bey edinmek; kendisine bey olarak seçmek.
- bekilemekkelimef.eT.(Kapı, pencere vb. için) sürgülemek.
- bekletmekkelimef.eT.Bağlatmak; hapsettirmek.
- bellemekkelimef.eT.Öğrenip akılda tutmak; ezberlemek; öğrenmek.
- belürtmekkelimef.eT.Ortaya çıkarmak; belirtmek; izhar etmek.
- bezemekkelimef.eT.Süslemek; tezyin etmek, dekore etmek. [Yüknekî]
- bezetmekkelimef.eT.Birine bezeme işi yaptırmak; nakşettirmek; süsletmek; .
- biçmekkelimef.eT.Herhangi bir nesneyi istenilen özellikte kesmek; . [Yüknekî]
- bıdamakkelimef.eT.Budamak.
- biletmekkelimef.eT.Birine bileme işini yaptırmak.
- bingemekkelimef.eT.Birbiri üstüne koymak; yığmak.
- boğmakkelimef.eT.Boğazını sıkmak suretiyle nefes almasını engelleyerek öldürmek.
- boklamakkelimef.eT.kabaBir işi kötü duruma getirmek.
- boşamakkelimef.eT.Bırakmak; terk etmek; ayrılmak.
- boyamakkelimef.eT.Üzerine boya sürerek veya boya içine batırarak renklendirmek.