217 madde
- abarmakkelimef.eT.Almak; alıp götürmek.
- afkalamakkelimef.eT.Karıştırmak; alt üst etmek; kabartmak.
- ağdırmakkelimef.eT.Bir destek veya serene bağlamak suretiyle yukarılara tırmanmasını sağlamak. «Asmaları çardağa ağdırdı.»
- aldamakkelimef.eT.Aldatmak; bir kimseyi kandırmak; oyun etmek; yanıltmak.
- almakkelimef.eT.Bir nesneyi elle veya araçla tutup yerinden kaldırmak.
- anıklamakkelimef.eT.Hazır etmek, hazır duruma getirmek.
- anmakkelimef.eT.Geçmişte olan bir olayı veya tanıdığı birini aklına getirmek; hatırlamak.
- arnaşmakkelimef.eT.Dokunacak, örülecek bir şeye başlamak.
- aşılamakkelimef.eT.Vücutta bağışıklık sağlamak için aşı sıvısı vermek.
- aşmakkelimef.eT.(Erkek hayvanlar için) dişisiyle çiftleşmek.
- avkalamakkelimef.eT.Avuç dolusu almak.
- avkamakkelimef.eT.Avuç içine alarak ovmak; çitilemek; ovalamak.
- avkımakkelimef.eT.Avuç içine alarak sıkmak; ovmak; ovalamak; çitilemek.
- avkırmakkelimef.eT.Çalmak; aşırmak.
- avkmakkelimef.eT.Eli ile ovalayarak küçük parçalara bölmek; ufalamak.
- avutmakkelimef.eT.Birinin acılarını, sıkıntılarını hafifletmek; teselli etmek, oyalamak.
- ayırtlamakkelimef.eT.Ayırıp çıkarmak; seçmek.
- ayıtlamakkelimef.eT.Ayıklamak; seçmek; temizlemek.
- ayıtmakkelimef.eT.Ayıklamak; seçmek; temizlemek.
- bağdalamakkelimef.eT.Güreşte bacaklarını, rakibinin bacaklarına sararak yere düşürmek; güreşte çelme takmak.
- bağlamakkelimef.eT.İp veya tel benzeri bir şeyi etrafında dolayıp düğüm yaparak tutturmak.
- bayımakkelimef.eT.Büyü ile gözünü bağlamak; büyülemek.
- bekilemekkelimef.eT.(Kapı, pencere vb. için) sürgülemek.
- bellemekkelimef.eT.Öğrenip akılda tutmak; ezberlemek; öğrenmek.
- bıdamakkelimef.eT.Budamak.
- bingemekkelimef.eT.Birbiri üstüne koymak; yığmak.
- boğmakkelimef.eT.Boğazını sıkmak suretiyle nefes almasını engelleyerek öldürmek.
- boşamakkelimef.eT.Bırakmak; terk etmek; ayrılmak.
- boyamakkelimef.eT.Üzerine boya sürerek veya boya içine batırarak renklendirmek.
- bozmakkelimef.eT.Bir şeyi kendisinden bekleneni yerine getiremeyecek duruma düşürmek; yıkmak; kırmak; parçalamak.
- büğemekkelimef.eT.Suyun önüne bir bent yaparak suyu yükseltmek; toplamak, biriktirmek.
- bükmekkelimef.eT.Bir şeyi eğmek; kıvırmak.
- bulamakkelimef.eT.Bir nesneyi bulaşabilen bir akışkan içine yatırarak üzerini kaplamak; batırmak.
- bulmakkelimef.eT.Arama sonucunda aranan şeyi elde etmek; görmek; karşılaşmak. [Yüknekî]
- bunmakkelimef.eT.Beğenmemek; küçümsemek.
- burmakkelimef.eT.Bir şeyi kendi ekseni etrafında döndürerek bükmek; sarmak.
- bürümekkelimef.eT.Kaplamak; örtmek.
- çapmakkelimef.eT.(At) koşturmak; sürmek.
- carıklatmakkelimef.eT.Aydınlatmak; ışıtmak.
- çarpmakkelimef.eT.At koşturmak.
- çekremekkelimef.eT.Paçaları ve kolları sıvamak.
- çemremekkelimef.eT.Gömlek kolunu veya pantolon paçasını üst üste kıvırmak suretiyle yukarı doğru toplamak; sıvamak.
- çermelemekkelimef.eT.Örtünün kenarlarını bir araya toplamak.
- çetmekkelimef.eT.Kesmek; yarmak.
- çıkarmakkelimef.eT.Bir şeyin çıkmasını sağlamak; içerden dışarıya hareket ettirmek.
- cızıktırmakkelimef.eT.Çizgi çekmek.
- cızmakkelimef.eT.Çizmek.
- çizmekkelimef.eT.Çözmek.
- çözmekkelimef.eT.Bağlı olan bir şeyin düğümünü açmak; bağından kurtarmak.
- dadırmakkelimef.eT.Tattırmak.