211 madde
- istemekkelimef.eT.Arkasına düşmek; aramak; arzu etmek; araştırmak.
- itkelimeis.eT.Köpek.
- kabakkelimeis.eT.Sürüngen gövdeli, taze meyvesinden sebze yemeği ve olgunundan tatlı yapılan, bahçe ve bostanlarda yetiştirilen bir yıllık otsu bitki; (Cucurbita).
- kaçkelimesf.eT.Herhangi bir şeyin sayısını veya sayı ile ölçülebilen değerlerini öğrenmek için kullanılan soru sıfatı.
- kalakkelimeis.eT.Kale.
- kalkankelimeis.eT.Eskiden savaşçının, karşı saldırıdan kendini korumak için kullandığı çeşitli malzemeden yapılmış savunma aracı.
- kamçıkelimeis.eT.At, deve, sığırın erkeklik organı.
- kankelimeis.eT.Atardamar ve toplardamarlar içinde dolaşarak organizmanın bütün hücrelerine gerekli besin ve oksijeni ileten, oralardan topladığı atık maddeleri…
- kanamakkelimef.eT.Kan almak; kan akıtmak; kan emmek.
- kanatkelimeis.eT.Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan hareketli organ.
- kanmakkelimef.eT.Düşünce bakımından doyuma ulaşmak; ikna olmak; öylece bilmek; inanmak.
- kapkelimeis.eT.İçine, sıvı, gaz ve katı konulabilen her türlü çukur eşya.
- kapakkelimeis.eT.Kapların ağızlarını veya üstlerini örtmeye yarayan hareketli parça.
- karkelimeis.eT.Atmosferde bulunan su buharının donmasıyla meydana gelmiş, hafif tanecikler hâlinde uçuşarak yağan beyaz renkli su kristalleri.
- karakelimesf.eT.Güneş ışığının bütün renklerini soğurduğu için en koyu renkte olan; kömür renginde olan; siyah.
- karabaşkelimeis.eT.Gerdek gecesi gelinle beraber gönderilen hizmetçi; sağdıç kadın.
- karşıkelimeis.eT.Bir kimsenin görüş ve hareketlerine zıt tutum ve davranış; zıt; aksi; muhalif; muarız.
- kartkelimesf.eT.(İnsan için) yaşlanmış; yaşı ilerlemiş; gençliği gitmiş; ihtiyar.
- kaşkelimeis.eT.Göz çukuru üzerinde bir yay gibi uzanan, üzeri kıllarla kaplı çıkıntı. [Yüknekî]
- kaşakkelimeis.eT.Kındıra otu; halfa; kamış; saz.
- katkelimeis.eT.Üst üste konulmuş bulunan nesnelerin her bir parçası; tabaka.
- katırkelimesf.eT.Sağlam; pek.
- katmakkelimef.eT.Bir şeyin içine, üzerine veya yanına, niceliğini artırmak veya niteliğini değiştirmek için başka bir şey eklemek; karıştırmak; ilave etmek; eklemek;…
- kavukkelimeis.eT.Kabarcık.
- kayakelimeis.eT.Arazide ve dağların yamaçlarında yere gömülü sert ve büyük taş kütlesi.
- kaymakkelimef.eT.Geri dönmek; caymak.
- kepekkelimeis.eT.Tahıllar öğütüldükten sonra elek üzerinde kalan kabuk parçaları.
- kimkelimezm.eT..İnsanlar için kullanılan soru ve belirsizlik zamiri. [Yüknekî]
- kınamakkelimef.eT.Cezalandırmak.
- kirkelimeis.eT.Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde meydana gelen veya biriken pislik tabakası; pislik. [Yüknekî]
- kirişkelimeis.eT.Sinir ve bağırsaktan yapılan tel çeşidi.
- kirpikelimeis.eT.Kirpigillerden sırtı sivri dikenlerle kaplı, düşmanlarından korunmak için tor top olabilen böcekçil, memeli bir hayvan, (Erinaceus europaus).
- kirpikkelimeis.eT.Göz kapağının kenarlarındaki kıllar ve bu kılların her biri; müje; müjgân.
- kışkelimeis.eT.(Kuzey yarım küre için) sonbahar ile ilkbahar arasında yer alan, yılın en soğuk ve yağışlı mevsimi; güneşin Oğlak dönencesine dik geldiği 22…
- kıskanmakkelimef.eT.Başkalarının üstünlüklerini, içinde bulundukları iyi şartları çekememek; haset etmek.
- kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
- kıtıkkelimeis.eT.Pamuk.
- kızkelimeis.eT.Cinsiyet bakımından dişi olan çocuk veya genç kız çocuk.
- koçkelimeis.eT.Damızlık erkek koyun.
- konukkelimeis.eT.Birinin evine veya yanına geçici olarak kalmak üzere gelen kimse; misafir; mihman.
- kopmakkelimef.eT.(Tel, ip, halat vb. için) üzerine uygulanan çekme kuvveti dolayısıyla iki parçaya ayrılmak.
- koymakkelimef.eT.Bırakmak; terk etmek; yerleştirmek; dökmek; çalkalamak. [Yüknekî]
- kulkelimeis.eT.Yabancı ülkelerden tutulup getirilmiş, alınıp satılabilen köle veya karavaş; uşak; köle; erkek köle; esir. [Yüknekî]
- kulaçkelimeis.eT.Halk arasında pratik bir ölçü birimi olarak kullanılan, iki yana gerilerek açılmış iki kolun parmak uçları arasında kalan uzaklık.
- kulakkelimeis.eT.Başın iki yanında bulunan işitme ve denge duyusu organı. [Yüknekî]
- küpkelimeis.eT.Eskiden, şimdiki kadar plâstik ve metal kapların yaygın olmadığı dönemlerde yiyecek ve içecekleri koymak ve saklamakta kullanılan ağzı ve dibi dar,…
- kurtkelimeis.eT.Vücudunun iç ve dış kısmında hiçbir sert kısım bulunmayan, uzun gövdeli, ayaksız, bacaksız veya çok ilkel bacaklı küçük hayvanların genel adı;…
- kurtulmakkelimef.eT.Tehlikeli, öldürücü bir durumu atlatmak.
- kurumakkelimef.eT.Islaklığını veya nemini kaybederek kuru hâle gelmek. [Yüknekî]
- kutkelimeis.eT.Gökten ya da tanrısal bir kaynaktan yayılmış sıvı; hayat suyu; rahmet; bereket. [AH]