234 madde
- dikenkelimeis.eT.Bazı bitkilerin gövde ve dalları ile bazı hayvanların derisinde bulunan ucu sivri ve delici sert çıkıntılar.
- dilkelimeis.eT.Ağız boşluğunda yer alan, arka kısmıyla ağız tabanına bağlanan, tat almağa, yutkunmaya ve konuşmaya yarar, çizgili kaslardan meydana gelmiş, uzun,…
- dilemekkelimef.eT.Sahip olmadığı bir şeyin veya bulunmadığı durumun gerçekleşmesini istemek; arzu etmek; murat etmek.
- dilenmekkelimef.eT.Sadaka istemek.
- direkkelimeis.eT.Ağaç, metal veya beton gibi malzemelerden yapılma düşey doğrultuda yerleştirilen uzun ve kalın destek.
- dirilmekkelimeeT.(Ölmüş sanılan kişi için) diri hâle gelmek; canlanmak.
- doğmakkelimef.eT.Dünyaya gelmek.
- doğrukelimesf.eT.Bir noktadan diğer noktaya kadar hiç eğilip bükülmeden, yön değiştirmeden, dümdüz uzanan.
- doğrulmakkelimef.eT.(Eğik bir şey için) düz duruma gelmek; düzelmek.
- doğurmakkelimef.eT.Yavru dünyaya getirmek; doğum yapmak.
- dokunmakkelimef.eT.Bir şeye, bir kimseye eliyle veya vücudunun herhangi bir yeriyle değmek; temas etmek; hafifçe sürünmek.
- dolamakkelimef.eT.Tel, şerit, iplik gibi nesneleri bir şeyin üzerine döndürerek sarmak.
- dolaşmakkelimef.eT.Gezmek; gezinmek.
- doldurmakkelimef.eT.Dolgunlaştırmak.
- dolmakkelimef.eT.Dolu hâle gelmek.
- dolukelimesf.eT.İçi tamamen dolmuş bulunan.
- döktürmekkelimef.eT.Dökme işini bir başkasına yaptırmak.
- dönmekkelimef.eT.Ekseni etrafında daire çizecek şekilde hareket etmek; dolanmak; devretmek.
- döşenmekkelimef.eT.Döşemek eylemi yapılmak.
- durgunkelimesf.eT.Hareket etmeyen; duran.
- duşakkelimeis.eT.At, eşek gibi hayvanların iki ön ayağını bir iple bağlamak suretiyle yapılan bir türlü serbest hareketi önleyici köstek.
- duymakkelimef.eT.Bir sesi işitmek.
- dürtmekkelimef.eT.Birini elle veya bir şeyle hafifçe dokunarak uyarmak.
- düşmekkelimef.eT.(Nesneler için) kendi ağırlığının etkisi ile yukarıdan aşağı doğru hızla inmek.
- düşükkelimesf.eT.Düşme eylemine uğramış olan; düşmüş olan.
- düzülmekkelimef.eT.Düz hâle getirilmek; sıraya sokulmak; dizilmek; yapılmak; tertip ve tanzim olunmak; hazırlanmak.
- eğefkelimeeT.Saban okunu boyunduruğa bağlayan ağaçtan bükülmüş araç.
- eğilmekkelimef.eT.Eğik bir durum almak.
- eğlencekelimeis.eT.Eğlenmek eylemi.
- ekşimekkelimef.eT.Ekşi duruma gelmek; ekşilik kazanmak.
- elemekkelimef.eT.Tane veya toz hâlinde bulunan maddeleri, kabasını incesinden ayırmak veya içindeki yabancı maddeleri ayıklamak için elek, kalbur, gözer gibi…
- enikkelimeis.eT.Kedi köpek gibi çok memeli hayvanların yavrusu; et yiyen hayvanların yavrusu; encik. [Burhan-ı Katı’]
- erimekkelimef.eT.Isı etkisi ile sıvı duruma geçmek.
- eritmekkelimef.eT.Erimesine yol açmak; erimesini sağlamak.
- eşekkelimeis.eT.Tek tırnaklılardan, attan küçük, uzun kulaklı binek ve yük hayvanı; merkep; , (Equus asinus).
- evkelimeis.eT.İnsanların barınması için yapılmış bina.
- ezgikelimeis.eT.Dinlenildiği zaman insanda hoşlanma duygusu bırakan değişik yükseklikteki sesler dizisi; nağme; lahn; (1935 yeniden).
- ezikkelimesf.eT.Ezilmiş.
- ezmekkelimef.eT.Kazımak; sıyırmak.
- gebekelimesf.eT.(Kadın ve dişi hayvanlar için) karnında yavrusu bulunan; hamile; yüklü.
- gecekelimeis.eT.Güneşin batışından doğuşuna kadar geçen süre.
- gedikkelimeis.eT.Bir düzey üzerinde yıkık, çatlak gibi sebeplerle oluşan boşluk, aralık; yarık; rahne.
- gençkelimesf.eT.Yaşı ilerlememiş olan.
- genişkelimesf.eT.Eni alışılmış ve ortalama bir ölçüden fazla olan; enli; vasi.
- gerikelimeis.eT.Arka taraf.
- gerilmekkelimef.eT.Gergin duruma getirilmek; belirli bir uzama ile çekilmek; üzerinde germek işi uygulanmak.
- germekkelimef.eT.Çekerek belirli bir uzama durumunda tutmak.
- getirmekkelimef.eT.Birinin veya bir şeyin gelmesini sağlamak.
- gevelemekkelimef.eT.Bir şeyi ağız içinde çiğnemeden, çiğniyormuş gibi yaparak evirip çevirmek.
- gevşemekkelimef.eT.Gevşek duruma gelmek; yumuşamak.