1. buğrakelimeis.eT.Erkek deve.
  2. buğukelimeis.eT.Isı etkisiyle sıvının gaz hâline geçmiş olanı; buhar.
  3. buğunkelimeis.eT.Kapalı yer içindeki dumanın dışarı atılması için yapılan baca delikleri; duman deliği.
  4. buğuntukelimeis.eT.Sıkıntı.
  5. buğurkelimeis.eT.Erkek deve; damızlık deve. 2 Develerle yapılan taşımacılık.
  6. bukağıkelimeis.eT.Köstek, bağ.
  7. bulamakkelimef.eT.Bir nesneyi bulaşabilen bir akışkan içine yatırarak üzerini kaplamak; batırmak.
  8. bulanmakkelimef.eT.Karıştırılmak; yoğrulmak.
  9. bulaşmakkelimef.eT.Bir şeyin üzerine bulaşıcı bir nesne sürülmüş, dökülmüş veya sıvaşmış olmak.
  10. Bulgarkelimeis.eT.Bugün Kazan Türkleri olarak adlandırılan İdil (Volga) havzasında yaşayan bir Türk boyunun geçmişteki adı.
  11. bulınkelimeis.eT.bknz. bulun
  12. bulmakkelimef.eT.Arama sonucunda aranan şeyi elde etmek; görmek; karşılaşmak. [Yüknekî]
  13. bulutkelimeis.eT.Havanın üst katlarında, katı veya sıvı su damlacıklarının meydana getirdiği küme.
  14. bumuzkelimeis.eT.Üzüntü; keder.
  15. bunkelimeis.eT.Sıkıntı, gam, kasavet.
  16. bunakelimezm.eT.“Bu” işaret zamirinin yaklaşma (yönelme) hâli.
  17. bunakkelimesf.eT.(Kişi için) bunamış olan; ateh.
  18. bunalmakkelimef.eT.Soluk alıp vermekte güçlük çekmek.
  19. bunamakkelimef.eT.Çeşitli sebeplere bağlı olarak muhakeme, hatırlama gibi bir takım zihinsel faaliyetlerle konuşma ve hareket gibi bedenî yetenekleri zayıflamak; ateh…
  20. bunarkelimeis.eT.Pınar.
  21. buncakelimesf.eT.(Çokluk anlatırken) bu kadar; bu denli; birçok.
  22. buncağızkelimeis.eT.“Bu zavallıcık” anlamında acıma duygusu ifade eder.
  23. buncılayınkelimezf.eT.Bunun gibi; böyle.
  24. bungunkelimesf.eT.(İnsan için) bunalmış durumda; sıkıntılı; çok sıkılmış; bunalmış; şaşkın; kederli; üzüntülü.
  25. bunguzkelimeis.eT.Kereste ya da ağaç üzerinde kesilmiş dalların bıraktığı iz; budak izi.
  26. bunlukelimesf.eT.(Kişi için) bun içinde bulunan; bunalan.
  27. bunmakkelimef.eT.Beğenmemek; küçümsemek.
  28. buramkelimesf.eT.Burun veya gözde dayanılmaz bir etki bırakan.
  29. burcakelimesf.eT.(Koku için) taze filiz ya da çiçek kadar hoş; burcu.
  30. burcukelimeis.eT.Dört beş yaşındaki erkek deve.
  31. burcukelimeis.eT.Güzel koku.
  32. burçkelimeis.eT.Taze dal; filiz; tomurcuk.
  33. burçakkelimeis.eT.Ter taneleri.
  34. burmakkelimef.eT.Bir şeyi kendi ekseni etrafında döndürerek bükmek; sarmak.
  35. buruçkelimeis.eT.Ökse otu.
  36. burunkelimeis.eT.Solunum aygıtının en üst kısmını teşkil eden, üst dudakla alın arasında yer alan, yüzün en çıkıntılı kısmı, aynı zamanda koku alma organı.
  37. buruntakkelimeis.eT.Yular.
  38. busarıkkelimesf.eT.(Hava için) dumanlı; sisli.
  39. buşukelimeis.eT.Öfke; kızgınlık.
  40. butkelimeis.eT.İnsan vücudunun kalça ile diz anasındaki bölümü.
  41. buturakkelimeis.eT.Pıtrak.
  42. buymakkelimef.eT.(İnsan ve hayvan için) soğuktan donmak; soğukta donarak ölmek. [DS
  43. buyurmakkelimef.eT.Bir şeyin yapılmasını ya da yapılmamasını bildirmek; emretmek.
  44. buyuşukkelimesf.eT.Uyuşuk; uyuşmuş.
  45. buzkelimeis.eT.Donmak suretiyle katılaşmış su.
  46. buzlukkelimeis.eT.Yiyecek ve içecekleri bozulmaması için buz içinde saklamaya yarar kap, küçük dolap.
  47. büğemekkelimef.eT.Suyun önüne bir bent yaparak suyu yükseltmek; toplamak, biriktirmek.
  48. büğrükelimesf.eT.Bükülmüş; kambur.
  49. büğükelimeis.eT.Büyü.
  50. bükkelimeis.eT.Dere, ova ve ırmak kenarındaki sık çalı, saz, söğüt gibi ağaç topluluğu; ağaçlık; ormanlık; sık ağaçlık; fundalık.