500+ madde
- buğrakelimeis.eT.Erkek deve.
- buğukelimeis.eT.Isı etkisiyle sıvının gaz hâline geçmiş olanı; buhar.
- buğunkelimeis.eT.Kapalı yer içindeki dumanın dışarı atılması için yapılan baca delikleri; duman deliği.
- buğuntukelimeis.eT.Sıkıntı.
- buğurkelimeis.eT.Erkek deve; damızlık deve. 2 Develerle yapılan taşımacılık.
- bukağıkelimeis.eT.Köstek, bağ.
- bulamakkelimef.eT.Bir nesneyi bulaşabilen bir akışkan içine yatırarak üzerini kaplamak; batırmak.
- bulanmakkelimef.eT.Karıştırılmak; yoğrulmak.
- bulaşmakkelimef.eT.Bir şeyin üzerine bulaşıcı bir nesne sürülmüş, dökülmüş veya sıvaşmış olmak.
- Bulgarkelimeis.eT.Bugün Kazan Türkleri olarak adlandırılan İdil (Volga) havzasında yaşayan bir Türk boyunun geçmişteki adı.
- bulınkelimeis.eT.bknz. bulun
- bulmakkelimef.eT.Arama sonucunda aranan şeyi elde etmek; görmek; karşılaşmak. [Yüknekî]
- bulutkelimeis.eT.Havanın üst katlarında, katı veya sıvı su damlacıklarının meydana getirdiği küme.
- bumuzkelimeis.eT.Üzüntü; keder.
- bunkelimeis.eT.Sıkıntı, gam, kasavet.
- bunakelimezm.eT.“Bu” işaret zamirinin yaklaşma (yönelme) hâli.
- bunakkelimesf.eT.(Kişi için) bunamış olan; ateh.
- bunalmakkelimef.eT.Soluk alıp vermekte güçlük çekmek.
- bunamakkelimef.eT.Çeşitli sebeplere bağlı olarak muhakeme, hatırlama gibi bir takım zihinsel faaliyetlerle konuşma ve hareket gibi bedenî yetenekleri zayıflamak; ateh…
- bunarkelimeis.eT.Pınar.
- buncakelimesf.eT.(Çokluk anlatırken) bu kadar; bu denli; birçok.
- buncağızkelimeis.eT.“Bu zavallıcık” anlamında acıma duygusu ifade eder.
- buncılayınkelimezf.eT.Bunun gibi; böyle.
- bungunkelimesf.eT.(İnsan için) bunalmış durumda; sıkıntılı; çok sıkılmış; bunalmış; şaşkın; kederli; üzüntülü.
- bunguzkelimeis.eT.Kereste ya da ağaç üzerinde kesilmiş dalların bıraktığı iz; budak izi.
- bunlukelimesf.eT.(Kişi için) bun içinde bulunan; bunalan.
- bunmakkelimef.eT.Beğenmemek; küçümsemek.
- buramkelimesf.eT.Burun veya gözde dayanılmaz bir etki bırakan.
- burcakelimesf.eT.(Koku için) taze filiz ya da çiçek kadar hoş; burcu.
- burcukelimeis.eT.Dört beş yaşındaki erkek deve.
- burcukelimeis.eT.Güzel koku.
- burçkelimeis.eT.Taze dal; filiz; tomurcuk.
- burçakkelimeis.eT.Ter taneleri.
- burmakkelimef.eT.Bir şeyi kendi ekseni etrafında döndürerek bükmek; sarmak.
- buruçkelimeis.eT.Ökse otu.
- burunkelimeis.eT.Solunum aygıtının en üst kısmını teşkil eden, üst dudakla alın arasında yer alan, yüzün en çıkıntılı kısmı, aynı zamanda koku alma organı.
- buruntakkelimeis.eT.Yular.
- busarıkkelimesf.eT.(Hava için) dumanlı; sisli.
- buşukelimeis.eT.Öfke; kızgınlık.
- butkelimeis.eT.İnsan vücudunun kalça ile diz anasındaki bölümü.
- buturakkelimeis.eT.Pıtrak.
- buymakkelimef.eT.(İnsan ve hayvan için) soğuktan donmak; soğukta donarak ölmek. [DS
- buyurmakkelimef.eT.Bir şeyin yapılmasını ya da yapılmamasını bildirmek; emretmek.
- buyuşukkelimesf.eT.Uyuşuk; uyuşmuş.
- buzkelimeis.eT.Donmak suretiyle katılaşmış su.
- buzlukkelimeis.eT.Yiyecek ve içecekleri bozulmaması için buz içinde saklamaya yarar kap, küçük dolap.
- büğemekkelimef.eT.Suyun önüne bir bent yaparak suyu yükseltmek; toplamak, biriktirmek.
- büğrükelimesf.eT.Bükülmüş; kambur.
- büğükelimeis.eT.Büyü.
- bükkelimeis.eT.Dere, ova ve ırmak kenarındaki sık çalı, saz, söğüt gibi ağaç topluluğu; ağaçlık; ormanlık; sık ağaçlık; fundalık.