- ağkelimeis.eT.İp, tel vs.den düğümlemek suretiyle göz göz yapılmış örgü; ince iplik örgüsü; ablatya; çolun; ırıp; ığrıp.
- aşırmakelimesf.Aşırmak suretiyle yapılan; aşırtma.
- atıcıkelimeis.İyi silah kullanan ve attığını vuran kişi; nişancı; vurucu; kemankeş.
- atlamakelimeis.Atlamak işi.
- ayakkelimeis.eT.İnsan ve hayvanlarda yere basmaya ve yürümeye yarayan organ.
- bacandırmakkelimef.İdman yaptırmak; çalıştırmak.
- bacanmakkelimef.Gayret etmek; çaba harcamak; kuvvet sarf etmek.
- bağdalamakkelimef.eT.Güreşte bacaklarını, rakibinin bacaklarına sararak yere düşürmek; güreşte çelme takmak.
- bilezikkelimeis.Süs için bileğe takılan değerli madenlerden yapılmış halka.
- boyundurukkelimeis.Çift süren veya araba çeken öküzlerin, birlikte çekmelerini sağlamak amacıyla iki ucu öküzlerin boynuna, ortası da saban veya kağnıya bağlanan uzun…
- budamakelimeis.Budamak eylemi.
- burgukelimeis.Çevirerek delik açmaya yarar alet; matkap.
- çalımkelimeis.Vuruş.
- çangalkelimeis.Dallı budaklı, eğri ağaç.
- çaplamakkelimef.Bir cismin çapını ölçmek.
- çaprazkelimesf.Far.Çarpı işareti şeklinde birbiri üstünden geçen veya birbirini kesen.
- çatallamakkelimef.Güreşte bir oyun yapmak.
- çekmekelimeis.Bir kuvvetin, bir cismi kuvvetin kaynağına doğru asılması eylemi.
- çekmekkelimef.Bir cismi, başka bir cisim kendisinde var olan kuvvetin etkisi ile harekete geçirmek, yürütmek; asılmak.
- çengelkelimeis.Far.Üzerine bir şey asmaya veya bir şeyi bir yere tutturmaya yarayan ucu eğri kanca.
- çırpmakelimeis.Çırpmak, silkelemek eylemi.
- çırpmakkelimef.Hızla ve kesik kesik silkelemek.
- çivikelimeis.Bir şeyi bir yere tespite veya iki şeyi birbirine tutturmaya yarayan, bir ucu sivri, diğer tarafı yuvarlak başlı metal veya ağaç çubuk; mıh.
- dalmakkelimef.eT.Gücünü yitirmek.
- delikkelimeis.Delinmiş, yırtılmış yer.
- dütkelimeis.Düdük veya korna sesi.
- fulekelimeis.Fr.Atletin veya atın yarış esnasında; özellikle varış noktasında attığı adımların her biri.
- geçirtmeçkelimeis.Yürüme ya da koşma yarışı.
- gedikkelimeis.eT.Bir düzey üzerinde yıkık, çatlak gibi sebeplerle oluşan boşluk, aralık; yarık; rahne.
- görmekelimeis.Gözle algılama; görmek işi; rüyet.
- halkakelimeis.Ar.Ortası boş daire biçiminde herhangi bir şey.
- horsunmakkelimef.Değersiz bulmak; aşağı görmek; küçümsemek; hakir görmek.
- ikiye dalmakdeyimKara güreşte çift paçaya dalmak.
- indirmekelimeis.Birinin veya bir şeyin yukarıdan aşağıya inmesini sağlama eylemi.
- kafakelimeis.Ar.İnsan vücudunun en üst, hayvan vücudunun en ön ucu; baş.
- kapıkelimeis.eT.Bir bina, çadır, araç vb. içi ile dışarısını ayıran, açılıp kapanma düzeneği olan beden boşluğu.
- kara gucakdeyimbknz. karakucak
- kara keleşdeyimAyağa güreşen küçük güreşçi.
- kara kucakdeyimÇayır ve harman yerlerinde pıtpıt denilen özel bir pantolon giyilerek yağlı güreş kurallarına göre yapılan en eski bir Türk güreşi.
- karşılamakkelimef.(Misafir için) gelirken yolda karşı gelmek; karşılayıcı olarak çıkmak; kabul için geleceği yere varmak; istikbal etmek.
- kasnakkelimeis.Geniş çember.
- kazıkkelimeis.Yere veya bir yere çakmak, saplamak amacıyla ucu sivriltilmiş odun parçası.
- kepçekelimeis.Far.Sulu yemekleri karıştırmak ve dağıtmakta kullanılan, uzun saplı, büyük ve derin kaşık.
- kırıcıkelimesf.Kırmak eylemini yapan; kıran.
- kol bastıdeyimGüreşte bir oyun.
- köprükelimeis.Akarsu, dere gibi bir engel ile ayrılmış iki nokta arasında bağlantı kuran veya bir araç trafiği akışını başka bir araç trafiği akışı tarafından…
- köşekelimeis.Far.İki çizgi veya düzlemin kesiştiği nokta.
- köstekkelimeis.Hayvanın kaçmasını önlemek için iki ayağını uzun adım atamayacak biçimde bağlayan ip.
- koşukelimeis.Koşarak yapılan her türlü jimnastik.
- kündekelimeis.Far.Kalın ağaç gövdesi; kütük.