kazık
kelimeis.-ğıKöken
kaz-mak > kaz-ŋuk / kaz-ġuk > kaz-ık
Anlamlar
- 1
Yere veya bir yere çakmak, saplamak amacıyla ucu sivriltilmiş odun parçası.
- 2
Bir ucu toprağa gömülü, biraz kalın ve uzun sopa; direk.
- 3
Binaların temelinin oturtulduğu toprak içine dikine gömülü uzun beton kütleleri.
- 4
Eskiden idam mahkûmlarını üzerine oturtmak suretiyle işkence ederek öldürmekte kullanılan, yere çakılmış ucu sivri odun parçası.
- 5
Bu şekilde uygulanan ceza.
- 6
argo.Alış verişte aldatma ve aldanma.
- 7
spor.Yağlı güreşte, güreşçinin, elini rakibinin kispeti içine sokarak yaptığı bir oyun.
- 8
{ağız}Havuç.
[DS]
- 9
{ağız}Sandalye.
[DS]
- 10
{ağız}Kök saldığı hâlde topraktan çıkmamış tohum.
[DS]
- 11
sf.(Satın alınan mal için) fiyatı çok yüksek.
- 12
{ağız}İnatçı.
[DS]
- 13
{ağız}İnce uzun sopaları yere, çamura çakarak oynanan bir çocuk oyunu.
[DS]
Bu sözcükle kurulan deyimler24
- çatal kazık
- demir kazık
- demür kazık
- dış kazık
- dünyaya kazık çakmak
- eğri kazık
- ipten kazıktan kaçmış (kurtulmuş)
- kazık arabası
- kazık atmak
- kazık ayak
- kazık gibi
- kazık hattı
- kazık kadar olmak
- kazık kakmak
- kazık kesilmek
- kazık kök
- kazık marka
- kazık yemek
- kazık yemiş
- kazık yutmuş gibi durmak
- öksüz kazık
- paça kazık
- samana kazık çakmak (kakmak)
- tatlı kazık