- baştankarakelimeis.Geminin baş tarafından karaya oturması.
- bayılmakkelimef.Telaşa düşmek; endişe etmek; üzülmek.
- bindirmekkelimef.Bir şeyin veya birinin binmesini sağlamak.
- bocalamakkelimef.(Gemi için) rüzgâra karşı gidemeyerek sürüklenmek.
- bülbülkelimeis.Far.Sesinin güzelliğiyle tanınan, karatavukgillerden, vücudunun üst tarafı koyu alt kısmı açık, kuyruğu kızıl kahverengi, ötüşü çok berrak ve ahenkli,…
- çatmakkelimef.Odun, değnek, tüfek gibi uzun şeyler için) diğer uçları serbest kalacak biçimde bir ucundan çaprazlama kavuşturarak durdurmak, tutturmak; bir araya…
- çenekelimeis.Ağızda alt sıra dişleri taşıyan kemik; yüzün alt bölümünde yer alan ve her canlıya göre değişik biçim alan parçası.
- dilenci vapurudeyimBütün iskelelere uğrayarak sefer yapan yolcu vapuru.
- direkkelimeis.eT.Ağaç, metal veya beton gibi malzemelerden yapılma düşey doğrultuda yerleştirilen uzun ve kalın destek.
- fırdöndükelimeis.Zincir ve halatların ucuna takılan ve biri döndüğü hâlde diğerinin dönmesine meydan vermeyen, biri oynar eksenli olup diğerinin bir kenarındaki…
- göğüskelimeis.eT.Gövdenin boyun ile karın arasında yer alan, solunum ve dolaşım organlarını içine alan kısmı; toraks.
- kafakelimeis.Ar.İnsan vücudunun en üst, hayvan vücudunun en ön ucu; baş.
- kamçılamakkelimef.eT.Kamçı ile vurmak.
- kaptırmakkelimef.Yanında veya elinde bulunan bir şeyin zorla alınmasını önleyemeyerek kapılıp kaçılmasına meydan vermek.
- kılavuzkelimeis.Kumanca.Bir yabancıya yol gösteren kimse; rehber.
- kırkambarkelimeis.İçinde çok değişik türden eşyanın bulunduğu yer.
- koltukkelimeis.Omuz başlarının altında, kolun gövde ile birleştiği yer; koltuk altı.
- kuşakkelimeis.eT.Çeşitli amaçlarla bele sarılan, kaba kumaş veya örgüden yapılan enli şerit.
- laçkakelimeis.İt.dnzGemi halatının gevşetilmesi, boş bırakılması.
- laçka etmekdeyimHalatı bırakmak; gevşetmek.
- laşekelimeis.Far.Leş.
- lenger-endāz olmakdeyim(Gemi için) demir atmak.
- leşkelimeis.Ar.Kokmuş veya kokuşmaya yüz tutmuş hayvan ölüsü.
- lokmakelimeis.Ar.Ağza bir defada götürülebilecek büyüklükte katı yiyecek miktarı; küçük bir yiyecek parçası; sokum.
- müsademekelimeis.Ar.Birbirine çarpma; çarpışma; çatışma.
- omuzlamakkelimef.Omzuna almak; bu biçimde taşımak.
- patentkelimeis.İng.Bir buluşun ve bu buluşun uygulama hakkının kime ait olduğunu gösteren resmî belge; ihtira beratı.
- perdekelimeis.Far.Işığı, görüşü kesmek, gürültüyü, rüzgârı, soğuğu engellemek gibi değişik amaçlarla bir açıklık, çoğunlukla da pencere önüne asılan hareketli…
- safrakelimeis.Biz.Gemileri ve diğer deniz araçlarını istenilen su çizgisine kadar batırmak veya dengede tutmak için dip tarafa konulan ağırlık.
- saldırmakkelimef.eT.Zarar vermek amacıyla şiddet eyleminde bulunmak; hücum etmek.
- seyirkelimeis.Ar.Yürüme; yürüyüş; gidiş.
- sığınmakkelimef.Bir tehlikeden kaçmak, rahatsız eden durumdan veya şeyden korunmak amacıyla güvenli bir yere çekilmek; saklanmak.
- soymakkelimef.(Deri için) yüzmek.
- taramakkelimef.eT.Dağıtmak.
- tartıkelimeis.Tartmak eylemi; bu eylemin sonucu.
- torpillikelimesf.(Savaş gemisi için) torpili bulunan; torpil ile silahlandırılmış olan.
- yanaşmakkelimef.Yan yana gelmek; yanlarını birbirine vermek.
- yaralamakkelimef.Silah veya başka bir araçla bir canlıda yara açmak.
- yatmakkelimef.Yere ya da bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak; yatmış olmak.
- yıldızkelimeis.(Güneş ve Ay dışında) gökyüzünde nokta gibi görülen ışıklı gök cisimlerinden her biri.