500+ madde
- ilerikelimeis.Bir şeye göre daha önde bulunma durumu.
- ileri uçdeyimFutbolda ileri uç oyuncularından oluşan hücum hattı; forvet.
- ileri uç oyuncusudeyimFutbolda takımın ileri hattında görevlendirilmiş oyuncu; forvet.
- ilk yarıdeyimFutbol, basketbol gibi oyunlarda önce oynanan devre.
- indirmekelimeis.Birinin veya bir şeyin yukarıdan aşağıya inmesini sağlama eylemi.
- indirmekkelimef.Birinin veya bir şeyin yüksekten veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak.
- inişkelimeis.İnme eylemi veya biçimi.
- inkıtakelimeis.Ar.Kesilme; devam etmeme; sürmeme; duraklama.
- kadikelimeis.İng.Golf oyuncularının sopalarını bir torba içinde taşıyan küçük erkek çocuk.
- kafakelimeis.Ar.İnsan vücudunun en üst, hayvan vücudunun en ön ucu; baş.
- kafa çıkışıdeyimFutbolda, topa kafa ile yapılan vuruş.
- kafa sathıdeyimKale siperi ile kale hendeği arasında kalan uzaklık.
- kafa vuruşudeyimFutbolda topa kafa ile yapılan vuruş.
- kafakolkelimeis.Güreşte rakibinin kafasını koltuk altına sıkıştırmak suretiyle düşürmeyi kolaylaştıran bir oyun.
- kalekelimeis.Ar.Eskiden savunma ve güvenlik amacıyla düşmanın gelmesi mümkün olan yerlerde veya stratejik noktalarda, boğazlarda, geçitlerde yapılan kalın duvarlı,…
- kale çizgisideyimKale direkleri arasına çekilen çizgi.
- kalecikelimeis.Top oyunlarında, rakibin kaleye attığı topu yakalayarak, kaleye sokmamaya çalışan son savunma oyuncusu.
- kalemlikelimesf.Kalemi bulunan; üzerinde kalem taşıyan.
- kanat değiştirmedeyimFutbolda oyuncunun bir kanattan diğerine geçmesi.
- kanat oyuncusudeyimHücum hattının her iki ucunda yer alan oyuncu.
- kapanmakkelimef.(Açık bir şey için) kapalı duruma gelmek; örtünmek.
- kapıkelimeis.eT.Bir bina, çadır, araç vb. içi ile dışarısını ayıran, açılıp kapanma düzeneği olan beden boşluğu.
- kaplan atlamasıdeyimÇift ayakla sıçrayarak kazanılan hız ile bir engel üzerinden geçtikten sonra yardımcı iki kişinin omuzlarına tutunmak suretiyle hız kesip iki ayak…
- kara gucakdeyimbknz. karakucak
- kara keleşdeyimAyağa güreşen küçük güreşçi.
- kara kucakdeyimÇayır ve harman yerlerinde pıtpıt denilen özel bir pantolon giyilerek yağlı güreş kurallarına göre yapılan en eski bir Türk güreşi.
- karatekelimeis.Jap.Rakibi hayalî olarak etkisiz duruma getirmeyi amaçlayan bir tür dövüş sporu.
- karşı akındeyimKarşı takımın atağını durdurup hemen atağa kalkma işi.
- karşı takımdeyimTakım karşılaşmaları hâlinde yapılan spor oyunlarında taraflardan birine göre öbürü.
- karşılamakkelimef.(Misafir için) gelirken yolda karşı gelmek; karşılayıcı olarak çıkmak; kabul için geleceği yere varmak; istikbal etmek.
- karşılaşmakelimeis.Karşı karşıya gelme eylemi; yüz yüze gelme; rastlaşma.
- kartkelimeis.Lat.Birlikte yapıştırılmış kâğıt tabakalarından meydana gelen mukavva parçası.
- kartingkelimeis.Amer.Kartla yapılan otomobil yarışı.
- kasakelimeis.İt.Para, kıymetli evrak ve değerli eşyaları korumaya yarayan, çelikten yapılmış özel kilitleme ve şifre düzeni bulunan dolap veya kutu.
- kasnakkelimeis.Geniş çember.
- kavak atmakdeyimGüreşte tepe üstü yuvarlanmak.
- kayakkelimeis.Su veya kar üzerinde kayarak yol almak için ayağa takılan, tahta, plastik veya fiberglastan yapılmış araç; ski.
- kayakkelimeis.Kürekçinin oturduğu yer ve tahtaları deri ile kaplanmış tek kişilik Eskimo kayığı.
- kayık yarışıdeyimÖzel kayıklarla yapılan su sporu.
- kazıkkelimeis.Yere veya bir yere çakmak, saplamak amacıyla ucu sivriltilmiş odun parçası.
- kazkanadıkelimeis.Yağlı güreşte, rakibin başı koltuk altına alındıktan sonra eller rakibin koltuk altlarından geçirilerek sırtta kilitlenmek suretiyle uygulanan bir…
- kemanekelimeis.Far.Kemençe ve keman çalmakta kullanılan at kılından yapılmış yay.
- kenar çizgisideyimTopun oynanacağı alanı sınırlayan dış çizgilerden her biri.
- kendini göstermekdeyimDeğerini, gücünü, yeteneğini sergileyecek bir iş yapmak; başarmak.
- kendokelimeis.Jap.Tahta kılıçlarla yapılan bir tür Japon kökenli dövüş.
- kepçekelimeis.Far.Sulu yemekleri karıştırmak ve dağıtmakta kullanılan, uzun saplı, büyük ve derin kaşık.
- kepçelemekelimeis.Kepçelemek eylemi.
- kepçelemekkelimef.Bir şeyi kepçe ile almak, çıkarmak.
- kesmekkelimef.Kesici aletlerle kesip parçalara ayırmak. [Yüknekî]
- keşşaflıkkelimeis.İzcilik.