- azaya gitmekdeyimBaşsağlığı dilemeye gitmek.
- babunçkelimeis.Ar.Papatya.
- bağriyakelimeis.Yun.Pavurya; çağanoz.
- bağvankelimeis.Far.Bahçıvan.
- bahanakelimeis.Yun.Hayvan yemliği.
- bahmantkelimeis.Far.Bağ bekçisi.
- bakasyakelimeis.Yun.Çulluk.
- bakteniskelimeis.Yun.Maydanoz.
- çırakpakelimeis.Far.Kandil koyacak yer.
- fındıklamakelimeis.Atın bacaklarında oluşan şişlik.
- finokelimeis.Yun.Huni.
- firahtikelimeis.Yun.Bahçe parmaklığı; çit.
- kalıkkelimesf.(Kız için) evlenmeyip evde kalmış.
- kalıkkelimeis.Kuş tüyü.
- kalıkkelimeis.Jandarma.
- kalıkkelimeis.Boynuzsuz keçi.
- kalınçkelimeis.Küçük orak.
- kalınmakkelimef.Bir yerde kalmak; bulunmak; durmak; eğlenmek; oyalanmak.
- karaltıkelimeis.Işık yetersizliği ya da uzaklık sebebiyle ne olduğu, kim olduğu kesin olarak belli olmayan görüntü; belli belirsiz koyu renkli şekil.
- kavatakelimeis.Yun.Tek parça ağaçtan oyulmuş hamur kabı; tekne.
- kavrakkelimeis.Ateş yakmakta kullanılan kuru yaprak veya çalı çırpı.
- kavzamakkelimef.Dayatmak; sıkıştırmak; sıklaştırmak.
- kayarlamakelimeis.Kayar yapmak işlemi.
- kaykılmakkelimef.(Duvar, direk vb. için) düşey durumdan çıkarak yana veya geriye doğru meyillenmek, eğilmek.
- keçkelimeis.Destek.
- kecimkelimeis.Far.Keten işlenirken çıkan kötü lifler.
- kekmekelimeis.Gaga.
- kelikelimeis.eT.Yurt; çadır yeri; konma alanı.
- kelifkelimeis.Yun.Küçük bağ veya bostan kulübesi; çardak; gölgelik.
- kelikkelimeis.Yun.Bağ evi; kulübe.
- kemçikelimeis.Hayvanlara kızgın demirle vurulan nişan; bellik.
- kemçilmekkelimef.(Keskin şeyler için) ağzı körelmek.
- kemçimekkelimef.(Süpürge vb. araçlar için) ucundan eskimek; aşınmak.
- kepermekkelimef.(Toprak için) kabarmak.
- kepertmekkelimef.Buğdayın kabuğunu çıkartmak; dibekte tahıl dövmek.
- kepezkelimeis.Verimsiz, kıraç tarla; kepir.
- kepezkelimeis.Yun.İnci, boncuk ve çeşitli süs eşyaları ile süslenmiş duvak.
- kepikelimeis.Keçe; paçavra; kumaş veya bez eskisi; tahta bezi; temizlik bezi.
- kepikelimeis.Ateşin hava alarak iyi yanması için ocaktaki tencereyi yüksekte tutmak amacıyla konulan kiremit, taş parçaları.
- kepikelimeis.Demir çivi.
- kepintikelimesf.Ucuz.
- kepir kesmedeyimKestirme yoldan gitme.
- kepirmekkelimef.Bayatlamak.
- kepizmekkelimef.Çok yorulmak; dermansız düşmek.
- kepkepikelimeis.Küçük ayakkabı çivisi.
- kepremkelimesf.(Kişi veya hayvan için) çalışamaz hâle gelmiş; elden ayaktan düşmüş; iyice ihtiyarlamış; güçsüz.
- kerçkelimeis.Alay; taklit; maskaralık.
- kerç etmekdeyimAlay etmek.
- kerekkelimeis.Büyük deve çanı.
- kerekekelimeis.Ar.bknz. kereki