karaltı

kelimeis.

kara-r-tı > kara-l-tı

قرلتى

  1. 1

    Işık yetersizliği ya da uzaklık sebebiyle ne olduğu, kim olduğu kesin olarak belli olmayan görüntü; belli belirsiz koyu renkli şekil.

  2. 2

    Karaya çalar leke.

  3. 3

    Anahtar dilinin sapa dik olarak alınan kesitinin biçimi.

  4. 4

    {ağız}Gölge.

    [DS]

  5. 5

    {ağız}Yapı.

    [DS]

  6. 6

    {ağız}İn.

    [DS]

  7. 7

    {ağız}Yağmur, rüzgâr ve güneşten koruyan yer; kuytu.

    [DS]

  8. 8

    {ağız}Saklanılacak yer; siper.

    [DS]

  9. 9

    {ağız}Avlunun ön kısmı.

    [DD]

  10. 10

    {ağız}Siyah bezden yapılan yeldirme.

    [DS]

  11. 11

    {ağız}Kara yağmur bulutu.

    [DS]

  12. 12

    {ağız}Sıkıntı.

    [DS]

  13. 13

    {ağız}Dikiş.

    [DD]

  14. 14

    {ağız}Mal mülk; varlık.

    [DS]

  15. 15

    {ağız}Ceset.

    [DD]

  16. 16

    {ağız}Manifatura eşyası.

    [DD]

  17. 17

    {ağız}Ev eşyalarının tümü.

    [DS]

  18. 18

    {OsT}Kalıp; ceset.