141 madde
- bağırmakkelimef.eT.Korku, öfke ve heyecan gibi duygularını yüksek sesle belirtmek; haykırmak.
- batmakkelimef.Bir sıvının veya yumuşak bir maddenin içine girmek; gömülmek.
- bayatlamakkelimef.(Yiyecekler) zaman geçmekle tazeliğini kaybetmek, kurumak, bozulmak.
- bayılmakkelimef.Telaşa düşmek; endişe etmek; üzülmek.
- bıkmakkelimef.eT.Tekrarlanan şeyler yüzünden insanın doygunluğa ve yorgunluğa ulaşması sonucu istemezlik durumu ortaya çıkmak.
- bitmekkelimef.eT.(Para, yiyecek vb. için) hiç kalmamak; tükenmek.
- bocalamakkelimef.(Gemi için) rüzgâra karşı gidemeyerek sürüklenmek.
- borçlanmakkelimef.Borç almak; kredi almak; veresiye almak.
- boşalmakkelimef.Boş duruma gelmek.
- bozlamakkelimef.Ses vermek; bağırmak; böğürmek.
- böğürmekkelimef.(Öküz, deve vb. hayvanlar için) bağırmak.
- bulutlanmakkelimef.Bulutla kaplanmak, örtülmek.
- cıvımakkelimef.Yumuşak hâle gelmek; cıvık olmak; sulanmak.
- cızırdamakkelimef.Sürekli bir “cız” sesi çıkarmak; cızırtı yapmak.
- çenilemekkelimef.(Köpek için) canı yanmaktan dolayı acı acı bağırmak.
- çıkmakkelimef.Bir yerden, bir yerin içinden dışarı varmak. : Evden çıktılar.
- çıldırmakkelimef.Delirmek; aklını oynatmak.
- çorlamakkelimef.Hastalık bulmak; bozulmak; kötülemek.
- çöğelmekkelimeOtururken bir şeye dikkatlice bakmak için doğrulmak; kafasını kaldırıp bakmak.
- damlamakkelimef.eT.Damla biçiminde tane tane düşmek.
- daralmakkelimef.Dar duruma düşmek; boyutları küçülmek; azalmak.
- dirilmekkelimeeT.(Ölmüş sanılan kişi için) diri hâle gelmek; canlanmak.
- doğmakkelimef.eT.Dünyaya gelmek.
- doğurmakkelimef.eT.Yavru dünyaya getirmek; doğum yapmak.
- duraklamakkelimef.Kısa bir süre için harekete veya yapılan işe ara vermek; beklemek.
- duralamakkelimef.Durur gibi olmak, yavaşlamak.
- düşmekkelimef.eT.(Nesneler için) kendi ağırlığının etkisi ile yukarıdan aşağı doğru hızla inmek.
- ekşimekkelimef.eT.Ekşi duruma gelmek; ekşilik kazanmak.
- emeklemekkelimef.Dizler ve eller üzerinde yürümek; yürümeye çalışmak.
- erimekkelimef.eT.Isı etkisi ile sıvı duruma geçmek.
- esmekkelimef.(Rüzgâr için; hava) bir yöne doğru akmak.
- fıkırdamakkelimef.Fıkırtı çıkararak kaynama.
- fırlamakkelimef.Ani bir çıkış yaparak bir yana atılmak.
- fıslamakkelimef.“Fıs!” diye ses çıkarmak.
- fışkırmakkelimef.(Basınç altındaki sıvı ve gazlar için) bir boşluktan sütun oluşturacak şekilde hızla çıkıvermek; ince ve narin bir şekilde püskürmek.
- genişlemekkelimef.Geniş duruma gelmek; büyümek.
- gevelemekkelimef.eT.Bir şeyi ağız içinde çiğnemeden, çiğniyormuş gibi yaparak evirip çevirmek.
- gevşemekkelimef.eT.Gevşek duruma gelmek; yumuşamak.
- gezmekkelimef.eT.Hava almak, görmek, bakmak, eğlenmek gibi çeşitli amaçlarla bir yere gitmek, dolaşmak.
- gitmekkelimef.eT.Bir yerden başka bir yere doğru hareket etmek.
- göçmekkelimef.eT.Bulunduğu yerden ayrılarak başka bir yere yerleşmek üzere gitmek; yurt değiştirmek; hicret etmek.
- harınlamakkelimef.(Hayvan için) huylanıp yürümemek.
- havkırmakkelimef.(Köpek için) havlamak.
- haykırmakkelimef.Korku, telaş vb. sebeple yüksek sesle bağırmak.
- horozlaşmakkelimef.Horoz durumuna gelmek.
- hortlamakkelimef.(Yanlış bir inanış ürünü olarak ölü için) korkunç bir görünüşle mezardan çıkmak.
- ıhmakkelimef.(Deve için) çökmek.
- ıngıldamakkelimef.(Diş, ağaç vb. köklü şeylerle bir yere çakılmış bulunan sabit parçalar için) kökünden, bağından sallanmak; oynamak; gevşemek.
- ısınmakkelimef.Sıcaklığı artmak; daha sıcak duruma gelmek; ısı kazanmak.
- ışıldamakkelimef.Kendi ışığıyla parlamak.