- bagırkelimeis.Karaciğer; .
- bilemekkelimef.Bileği taşına veya başka bir bileme aletine tutarak kesici aletlerin ağzını keskin duruma getirmek; keskinleştirmek; zağlamak.
- bozlamakkelimef.Ses vermek; bağırmak; böğürmek.
- kitmekkelimef.Gitmek; çekilmek; zail olmak. [Yüknekî]
- kondurmakkelimef.Yerleştirmek; oturtmak; üzerine oturtmak; iskân etmek.
- ohşagukelimeis.Oyuncak.
- ordukelimeis.Hakanın oturduğu şehir; başkent; beylik merkezi.
- sökmekkelimef.Koparmak; yarmak; yırtmak.
- sürtüşmekkelimef.Bir şeyin üzerine bir maddeyi birlikte sürmek, yaymak, bulaştırmak.
- sürünmekkelimef.(Sert bir şey için) dövülerek ezilmek.
- tabanlığkelimesf.Tabanlı.
- takmakkelimef.Eklemek; ilave etmek.
- taşmakkelimef.Dışarı çıkmak.
- tepinmekkelimef.Bulunduğu yerde ayaklarını yere hızlı hızlı vurmak.
- tepmekkelimef.Dövmek; vurmak:
- yaratmakkelimef.(Tanrı için) yoktan var etmek; kendinden uydurmak; vücuda getirmek; oranlayıp yapmak; gereken duruma getirmek; tanzim etmek; düzene koymak;…
- yıkılmakkelimef.Yıkmak eylemi yapılmak; hakkında yıkmak eylemi gerçekleştirilmek; harap olmak ve düşmek.
- yoğurmakkelimef.Yoğun, sıkı, koyu duruma getirmek; koyulaştırmak.
- yükkelimeis.Ağırlık.
- yüklemekkelimef.Yük vurmak; yüklü hâle getirmek.