399 madde
- abramakkelimef.Fırtınalı havalarda bir deniz taşıtını gemicilik kurallarına ve havanın değişkenliğine göre kullanmak.
- acışmakkelimef.Ağrımak; sızlamak; için için acımak.
- afkalamakkelimef.eT.Karıştırmak; alt üst etmek; kabartmak.
- ağdalanmakkelimef.Ağdalı duruma getirilmek.
- ağdırmakkelimef.eT.(Yük için) yük hayvanlarında bir taraftaki yükün diğerinden daha ağır olması sonucu o tarafa doğru yatmak veya devrilmek.
- ağılanmakkelimef.Zehirli olduğunu bilmediği bir şeyi yiyip içmek suretiyle zehirlenmek.
- ağızlamakkelimef.Birine bir konuda talimat vermek, öğütte bulunmak.
- ağmaşmakkelimef.Yükselmek.
- alazıtmakkelimef.(Yağmur, kar için) dinmek; hava açılmak.
- alazlanmakkelimef.Alevde yanmak.
- aldırmakkelimef.Birisine almak işini yaptırmak.
- aldurmakkelimef.Kaptırmak; aldırmak.
- alındırmakkelimef.Kızdırmak; üzülmesine sebep olmak; .
- anıtlamakkelimef.Vuracakmış gibi yaparak korkutmak; sakındırmak.
- anuklamakkelimef.Hazır bulunmak.
- aralanmakkelimef.Aralıklı hâle getirilmek; seyrekleştirilmek; aralamak işine uğramak.
- aranmakkelimef.Kaybolan bir şeyi bulmak için üzerini ve çevreyi araştırmak.
- ardınmakkelimef.Palto, ceket, pelerin, çuval, heybe gibi şeyleri sırta almak; omza atmak.
- arıklamakkelime(Su için) arık açarak götürmek.
- arımakkelimef.Temiz olmak; paklanmak; temizlenmek; [Yüknekî]
- arınmakkelimef.Temizlenmek istemek; yıkanmak; yunmak; arınmak; paklanmak; bedenini yıkamak; .
- arkalanmakkelimef.Sırtını bir şeye dayamak; sırtını vermek.
- asarmakkelimef.Moğ.Korumak; esirgemek; sakınmak.
- asartmakkelimef.Beslemek; büyütmek; korumak; yetiştirmek.
- aşatmakkelimef.Yedirmektattırmak; doyurmak; yedirip içirmek; .
- ataklaşmakkelimef.Atak hâle gelmek; atak olmak.
- atılmakkelimef.Birisi tarafından fırlatılmak; atılmak işine konu olmak.
- atıştırmakkelimef.Ayak üstü ve acele olarak bir şeyler yiyip içmek.
- avulanmakkelimef.Zehirlenmek.
- ayaklaşmakkelimef.Zıt gitmek; çekişmek.
- ayamakkelimef.Saygı göstermek; hürmet etmek; saymak; ululamak.
- ayarmakkelimef.Ardından gitmek.
- aynalamakkelimef.Ayna takmak; aynalı hâle getirmek.
- aynalanmakkelimef.Aynalı duruma getirilmek.
- ayrışmakkelimef.Kendisini meydana getiren birleşenlere veya ögelere ayrılmak.
- aznaşmakkelimef.Bozuşmak; kavga etmek; birbirine girmek.
- badırdaşmakkelimef.Birkaç kişi aralarında alçak sesle konuşmak; kimi duyulur kimi duyulmaz biçimde aralarında konuşmak.
- banmakkelimef.Bağlanmak.
- basıkmakkelimef.Bastırmak; içine sokmak; sokmak;
- bastırmakkelimef.Bir şeyi, bir şeye basmak işini yaptırmak; basırmak; basmak; basurmak. Parmaklarını kanayan yarasına bastırıyordu.
- bayınmakkelimef.Bayılmak.
- bedlemekkelimef.Kızmak; öfkelenmek; huylanmak.
- bekimekkelimef.eT.Sertleşmek; katılaşmak; pekişmek.
- bekinmekkelimef.İnat etmek; direnmek.
- berkimekkelimef.Sağlamlaşmak.
- bilişmekkelimef.Karşılıklı olarak birbirini tanımak; tanışmak.
- bırakmakkelimef.Alt.Elde tutulan veya taşınan şeyi tutmaz olmak.
- börtlemekkelimef.Az haşlamak.
- börtlenmekkelimef.Haşlanmak; yanmak.
- bukmakkelimef.Bükmek; kıvırmak; .