500+ madde
- abarmakkelimef.eT.Almak; alıp götürmek.
- abrışmakkelimef.eT.(Çocuk için) annesinin arkasına sarılmak; sırnaşmak; direnmek.
- afkalamakkelimef.eT.Karıştırmak; alt üst etmek; kabartmak.
- ağdırmakkelimef.eT.(Yük için) yük hayvanlarında bir taraftaki yükün diğerinden daha ağır olması sonucu o tarafa doğru yatmak veya devrilmek.
- ağdırmakkelimef.eT.Bir destek veya serene bağlamak suretiyle yukarılara tırmanmasını sağlamak. «Asmaları çardağa ağdırdı.»
- ağmakkelimef.eT.Su gibi akıp gitmek; kaymak.
- ağnamakkelimef.eT.(Hayvanlar için) yere yatıp sırtını kaşımak; debelenmek, kıvranmak.
- akmakkelimef.eT.(Sıvı gibi molekülleri veya tanecikleri kolayca yer değiştiren maddeler için) bir yerden daha aşağıda bulunan başka bir yere doğru gitmek.
- aldamakkelimef.eT.Aldatmak; bir kimseyi kandırmak; oyun etmek; yanıltmak.
- almakkelimef.eT.Bir nesneyi elle veya araçla tutup yerinden kaldırmak.
- anıklamakkelimef.eT.Hazır etmek, hazır duruma getirmek.
- anmakkelimef.eT.Geçmişte olan bir olayı veya tanıdığı birini aklına getirmek; hatırlamak.
- anramakkelimef.eT.Haykırmak; kükremek.
- arnaşmakkelimef.eT.Dokunacak, örülecek bir şeye başlamak.
- aşılamakkelimef.eT.Vücutta bağışıklık sağlamak için aşı sıvısı vermek.
- aşmakkelimef.eT.(Erkek hayvanlar için) dişisiyle çiftleşmek.
- avılmakkelimef.eT.Yüreği ezilmek.
- avkalamakkelimef.eT.Avuç dolusu almak.
- avkamakkelimef.eT.Avuç içine alarak ovmak; çitilemek; ovalamak.
- avkımakkelimef.eT.Avuç içine alarak sıkmak; ovmak; ovalamak; çitilemek.
- avkırmakkelimef.eT.Çalmak; aşırmak.
- avkmakkelimef.eT.Eli ile ovalayarak küçük parçalara bölmek; ufalamak.
- avkurlanmakkelimef.eT.Kırılmak.
- avutmakkelimef.eT.Birinin acılarını, sıkıntılarını hafifletmek; teselli etmek, oyalamak.
- ayıkmakkelimef.eT.Ayılmak; kendine gelmek; uyanmak.
- ayırtlamakkelimef.eT.Ayırıp çıkarmak; seçmek.
- ayıtlamakkelimef.eT.Ayıklamak; seçmek; temizlemek.
- ayıtmakkelimef.eT.Ayıklamak; seçmek; temizlemek.
- azgaşmakkelimef.eT.Kızmak.
- azımakkelimef.eT.Baş kaldırmak.
- bağdalamakkelimef.eT.Güreşte bacaklarını, rakibinin bacaklarına sararak yere düşürmek; güreşte çelme takmak.
- bağırmakkelimef.eT.Korku, öfke ve heyecan gibi duygularını yüksek sesle belirtmek; haykırmak.
- bağlamakkelimef.eT.İp veya tel benzeri bir şeyi etrafında dolayıp düğüm yaparak tutturmak.
- bakınmakkelimef.eT.Gözleriyle çevresine bakıp araştırmak; . [Yüknekî]
- barınmakkelimef.eT.Kendini yaşatmak; geçinmek; ihtiyacını karşılamak .
- bayımakkelimef.eT.Zengin olmak; varlıklanmak.
- bayımakkelimef.eT.Büyü ile gözünü bağlamak; büyülemek.
- bekilemekkelimef.eT.(Kapı, pencere vb. için) sürgülemek.
- bekimekkelimef.eT.Sertleşmek; katılaşmak; pekişmek.
- belinlemekkelimef.eT.Korku ile uykusundan sıçramak; birden korku ile uyanmak.
- bellemekkelimef.eT.Öğrenip akılda tutmak; ezberlemek; öğrenmek.
- bezermekkelimef.eT.(Yara için) iyileşmeye yüz tutmak.
- bıdamakkelimef.eT.Budamak.
- bingemekkelimef.eT.Birbiri üstüne koymak; yığmak.
- bingeşmekkelimef.eT.Birbirinin üzerine binmek; .
- binmekkelimef.eT.Yüksek bir şeyin veya hayvanın üzerine çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak.
- bitmekkelimef.eT.(Bitki için) topraktan yeşerip çıkmak, yetişmek; meydana gelmek; hasıl olmak; çıkmak.
- bitmekkelimef.eT.(Para, yiyecek vb. için) hiç kalmamak; tükenmek.
- bitmekkelimef.eT.(Yaralanma sonucu açılan cilt vb. için) bitişmek; kaynaşmak.
- bitmekkelimef.eT.(Pekmez, bal gibi şekerli maddeler için) koyulaşmak; donmak; şekerlenmek.