390 madde
- bozmakkelimef.eT.Bir şeyi kendisinden bekleneni yerine getiremeyecek duruma düşürmek; yıkmak; kırmak; parçalamak.
- budamakkelimef.eT.Bir şeyin ucunu kesmek.
- bulamakkelimef.eT.Bir nesneyi bulaşabilen bir akışkan içine yatırarak üzerini kaplamak; batırmak.
- bulmakkelimef.eT.Arama sonucunda aranan şeyi elde etmek; görmek; karşılaşmak. [Yüknekî]
- bunmakkelimef.eT.Beğenmemek; küçümsemek.
- burmakkelimef.eT.Bir şeyi kendi ekseni etrafında döndürerek bükmek; sarmak.
- buyurmakkelimef.eT.Bir şeyin yapılmasını ya da yapılmamasını bildirmek; emretmek.
- büğemekkelimef.eT.Suyun önüne bir bent yaparak suyu yükseltmek; toplamak, biriktirmek.
- bükmekkelimef.eT.Bir şeyi eğmek; kıvırmak.
- bürümekkelimef.eT.Kaplamak; örtmek.
- bütünlemekkelimef.eT.Gerçekliğini aramak.
- büzmekkelimef.eT.Sıkıştırarak ve kıvırarak daraltmak, kapatmak.
- cağlamakkelimef.eT.Tahmin etmek; hesaplamak.
- carıklatmakkelimef.eT.Aydınlatmak; ışıtmak.
- cızıktırmakkelimef.eT.Çizgi çekmek.
- cızmakkelimef.eT.Çizmek.
- çapmakkelimef.eT.(At) koşturmak; sürmek.
- çarpmakkelimef.eT.At koşturmak.
- çekremekkelimef.eT.Paçaları ve kolları sıvamak.
- çemremekkelimef.eT.Gömlek kolunu veya pantolon paçasını üst üste kıvırmak suretiyle yukarı doğru toplamak; sıvamak.
- çermelemekkelimef.eT.Örtünün kenarlarını bir araya toplamak.
- çetmekkelimef.eT.Kesmek; yarmak.
- çevirmekkelimef.eT.Bir şeyi kendi ekseni etrafında döndürmek.
- çıkarmakkelimef.eT.Bir şeyin çıkmasını sağlamak; içerden dışarıya hareket ettirmek.
- çişdirmekkelimef.eT.Çözdürmek.
- çişmekkelimef.eT.Çözmek.
- çizmekkelimef.eT.Çözmek.
- çokarmakkelimef.eT.Yanan ateşi hızlandırmak; harlandırmak.
- çözmekkelimef.eT.Bağlı olan bir şeyin düğümünü açmak; bağından kurtarmak.
- dadamakkelimef.eT.Av hayvanlarını avlamak için av yerine veya tuzağa yem ve yiyecek bırakmak.
- dadırmakkelimef.eT.Tattırmak.
- dadurmakkelimef.eT.Tattırmak.
- dağıtmakkelimef.eT.Dağılmasına sebep olmak.
- dalamakkelimef.eT.(Hayvan için) bir insan ya da hayvanın üzerine atılarak ısırmak, dişle koparmak; yırtmak.
- dalbındurmakkelimef.eT.Çırpındırmak.
- damdırmakkelimef.eT.Hastanın ağzına veya bir başka yere azar azar su damlatmak.
- damdurmakkelimef.eT.Damlatmak; akıtmak.
- damıtmakkelimef.eT.Bir karışımda bulunan uçucu maddeleri kapalı kapta ısıtarak önce buharlaştırmak ve sonra da soğutup yoğunlaştırmak suretiyle damla damla ayırmak,…
- damzırmakkelimef.eT.Damla damla akıtmak; damlatmak.
- dapşırmakkelimef.eT.Teslim ekmek; emanet etmek.
- daramakkelimef.eT.Her tarafı araştırmak; arayıp taramak.
- darmakkelimef.eT.Dağıtmak; perişan etmek.
- dartmakkelimef.eT.Çekmek; asılmak.
- dartmakkelimef.eT.Denemek için yoklamak.
- dartmakkelimef.eT.Esirgemek.
- darvandurmakkelimef.eT.Davrandırmak.
- darvanmakkelimef.eT.Davranmak.
- daşımakkelimef.eT.Taşımak.
- davrandırmakkelimef.eT.Bir kimseyi harekete geçirmek.
- davşırmakkelimef.eT.Toplamak; kollamak; bakmak.