500+ madde
- muhazerekelimeis.Ar.Birbirini korkutma.
- muhipkelimesf.Ar.Dost olan; seven; dostlukla bağlı olan.
- mukabelekelimeis.Ar.Karşılama; karşılık verme; karşılaşma.
- mukarenetkelimeis.Ar.Kavuşma; bitişme; karışma.
- murakabekelimeis.Ar.Denetleme; kontrol etme.
- murakıpkelimesf.Ar.Denetleyen; kontrol eden.
- mushafkelimeis.Ar.Sayfalar halinde düzenlenmiş şey; sayfalar halindeki bir eserin iki kapak arasına alınarak kitap haline getirilmiş biçimi; kitap.
- mutasavvıfkelimeis.Ar.Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Allah’a adamış kişi; ilahî hikmetle uğraşan, vardığı tasavvufî görgüleri yaymaya çalışan kimse; sofi;…
- mücahedekelimeis.Ar.Savaşma; çarpışma.
- mücerret ayinideyimBektaşilerde, tarikata giren bir kimsenin hayatı boyunca evlenmeyeceğini bildirmesi üzerine yapılan tören.
- mükâşefekelimeis.Ar.Açığa çıkarma; meydana çıkarma.
- mükâşifkelimesf.Ar.Bilinmeyen bir şeyi bulup ortaya çıkaran; keşfeden.
- münibkelimesf.Ar.Tövbe ederek hak yoluna giren; tövbekâr.
- mürebbikelimeis.Ar.Çocuk eğitimi ile uğraşan kimse; eğitici; eğitmen.
- müridankelimeis.Ar.Buyuranlar; emredenler.
- müritkelimesf.Ar.Buyuran; emreden.
- mürşid-i agâhdeyimGönlünü her türlü duygusal eğilim ve eksikliklerden arıtarak bilgi ve olgunluk bakımından en üst aşamaya ulaşmış mutasavvıf.
- mürşid-i kâmildeyimGönlünü her türlü duygusal eğilim ve eksikliklerden arıtarak bilgi ve olgunluk bakımından en üst aşamaya ulaşmış mutasavvıf.
- mürşitkelimesf.Ar.Doğru yolu gösteren; irşat eden; uyaran; rehber; kılavuz.
- müsamerekelimeis.Ar.Gece toplantısı; akşam veya gece yapılan eğlence.
- müşahedekelimeis.Ar.Görme organı aracılığıyla bir nesnenin varlığını, bir olayın veya olgunun akışını duyma; görme; gözlem.
- mütecerridkelimesf.Ar.Soyunan; çıplak; soyunmuş.
- müteveccidkelimesf.Ar.Kendinden geçecek derecede dalgınlık gösteren.
- nakibkelimeis.Ar.Bir boy veya uruğun başkanı veya vekili.
- namuskelimeis.Yun.Kanun; yasa; nizam.
- narakelimeis.Ar.Haykırma; bağırma.
- nasiplikelimesf.Talihi yerinde olan; iyi bir kısmet elde etmiş olan.
- nazarkelimeis.Ar.Gözleri bir kimse veya nesne üzerine çevirme; göz atma; bakma; bakış.
- nazar-ı hakkānîdeyimBir tarikatte, mürşidin bakışı ile talibin aşk ve cezbeye uğraması ve cezbe ile fenaya ermesi.
- nefiskelimeis.Ar.Kişinin öz varlığı; öz varlık; kişilik; öz benlik; ben.
- nev-niyāzkelimeBir işe yeni başlayan; çırak.
- nevniyazkelimesf.Far.Bir işe yeni başlayan; çırak; acemi.
- nisan tasıdeyimMevlevilikte, isteyenlere şifa niyetiyle dağıtılan nisan ayında yağan yağmur sularının toplanması için Yeşil Kubbe'nin üstüne yerleştirilen, bugün…
- niyazkelimeis.Far.Yalvarma; yakarma.
- niyaz taşıdeyimBektaşilerde, pir postu denen ve önemli bir makam sayılan yerin yanında, tarikata girmek isteyen dervişin ikrar verdikten sonra niyaz ettiği makam;…
- noktacıkelimesf.Noktacılıkla ilgili.
- nurkelimeis.Ar.Aydınlık; ışık.
- nutukkelimeis.Ar.Bilgi vermek, ikna etmek amacıyla belirli bir konuda kalabalık önünde yapılan konuşma; söylev.
- nutuk haklamakdeyimTarikat büyüklerinin buyruklarını itirazsız ve tereddütsüz yerine getirmeye hazır olmak.
- on sekiz bin âlemdeyimBütün evren; kâinat.
- ölükelimesf.(Canlı varlık veya organ için) yaşamı sona ermiş olan; ölmüş olan; cansız.
- pā-yı macandeyimAyakkabılık.
- pazarcıkelimeis.Belli günlerde belli yerlerde kurulan pazarlara giderek mal satışı yapan kimse.
- pirkelimeis.Far.Yaşlı; çok yaşlı; koca; ihtiyar.
- pîr-i harābātdeyimYaşlı meyhaneci.
- pişkademkelimeis.Far.Tekkelerde âyini yöneten ve şeyhin yardımcılığını yapan kimse.
- postkelimeis.Far.Memeli hayvanların tüylü derisi.
- postnişinkelimesf.Far.Posta geçen; post üzerinde oturan.
- rabbaniyunkelimeis.Ar.Kendilerini tamamıyla Allah’a vermiş olan kimseler.
- rabıtakelimeis.Ar.İlgi; alaka; bağ; münasebet; ilişki.