- boyundurukkelimeis.Çift süren veya araba çeken öküzlerin, birlikte çekmelerini sağlamak amacıyla iki ucu öküzlerin boynuna, ortası da saban veya kağnıya bağlanan uzun…
- budamakkelimef.eT.Bir şeyin ucunu kesmek.
- çivikelimeis.Bir şeyi bir yere tespite veya iki şeyi birbirine tutturmaya yarayan, bir ucu sivri, diğer tarafı yuvarlak başlı metal veya ağaç çubuk; mıh.
- dalgalanmakelimeis.Dalgalı duruma gelme eylemi.
- dinamokelimeis.Fr.Mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren aygıt; elektrojeneratör.
- duvarkelimeis.Far.Bir yapının dış yanları.
- elemekkelimef.eT.Tane veya toz hâlinde bulunan maddeleri, kabasını incesinden ayırmak veya içindeki yabancı maddeleri ayıklamak için elek, kalbur, gözer gibi…
- elensekelimeis.Güreşte bir kolu rakibin boynuna geçirip, diğer el baş parmağını gırtlağına ve diğer dört parmağı da enseye getirerek yapılan oyun.
- file bekçisideyimKaleci.
- gedikkelimeis.eT.Bir düzey üzerinde yıkık, çatlak gibi sebeplerle oluşan boşluk, aralık; yarık; rahne.
- gölgelemekkelimef.Bir şeyin üzerine gölge getirmek.
- ısınmakkelimef.Sıcaklığı artmak; daha sıcak duruma gelmek; ısı kazanmak.
- inişkelimeis.İnme eylemi veya biçimi.
- kafakelimeis.Ar.İnsan vücudunun en üst, hayvan vücudunun en ön ucu; baş.
- kalekelimeis.Ar.Eskiden savunma ve güvenlik amacıyla düşmanın gelmesi mümkün olan yerlerde veya stratejik noktalarda, boğazlarda, geçitlerde yapılan kalın duvarlı,…
- kapıkelimeis.eT.Bir bina, çadır, araç vb. içi ile dışarısını ayıran, açılıp kapanma düzeneği olan beden boşluğu.
- kırıcıkelimesf.Kırmak eylemini yapan; kıran.
- kırkkelimeis.Otuz dokuzdan sonra gelen ilk sayı.
- kırmızı kart görmekdeyimOyundan çıkarılmak.
- koğalamakkelimef.Kovmak; kovalamak.
- köstekkelimeis.Hayvanın kaçmasını önlemek için iki ayağını uzun adım atamayacak biçimde bağlayan ip.
- köşekelimeis.Far.İki çizgi veya düzlemin kesiştiği nokta.
- kündekelimeis.Far.Kalın ağaç gövdesi; kütük.
- kündelemekkelimef.Güreşte rakibi altına alıp bir elini önünden diğerini arkadan geçirerek kilitlemek suretiyle tuşa getirmek.
- meydankelimeis.Ar.Geniş, düz ve açıklık yer; alan; saha.
- omuzlamakelimeis.Omuzlamak eylemi ve durumu.
- oyuncukelimeis.Herhangi bir oyunda oynayan kimse; oyuna katılan kimse; oynamakta olan kişilerden her biri.
- perdelemekkelimef.Bir şeyin önüne perde çekmek; perdeyle örtmek.
- primkelimeis.Fr.İşverenin, çalışma verimini artırmak amacıyla çalışanlarına maaş dışında ödediği ek para.
- saban sürmekdeyimSabanla toprağı kazıp alt üst etmek.
- sıkıştırmakkelimef.Dar bir yere zor kullanarak çok sayıda kimse veya nesneyi sığdırmak; tıkmak; sokmak; yerleştirmek.
- terazikelimeis.Far.Kütleleri ölçmekte kullanılan bir kolun iki ucuna kefeler konulmuş tartı aracı; mizan.
- tırmanmakelimeis.Tırmanmak eylemi.
- tramplenkelimeis.İt.Yüzmede yüksekten atlama sırasında kullanılan bir ucu serbest, esnek sıçrama tahtası; atlama tahtası.
- tutamakkelimeis.Bir şeyi tutmaya, çekmeye, kaldırmaya yarayan parçası; kulp; tutamaç; kabza.
- varışkelimeis.Varmak eylemi veya biçimi.
- yakalamakkelimef.Bir şeyi el ile sıkıca kavramak; tutmak.
- yarış atıdeyimAt yarışları için yetiştirilip eğitilen at.
- yıldızkelimeis.(Güneş ve Ay dışında) gökyüzünde nokta gibi görülen ışıklı gök cisimlerinden her biri.