170 madde
- abırcınkelimesf.Memnun.
- açıkkelimesf.eT.Açılmış olan; katlı, sarılı, örtülü, kapalı durumda olmayan.
- ağırkelimesf.eT.Hafif olmayan; yerinden zor oynatılan; tartı bakımından ağırlığı çok olan; battal; sakil.
- alabanıkelimesf.Yun.Açık kalpli.
- alverdikelimesf.Gelişigüzel; baştan savma.
- anarıkelimesf.eT.Çabuk; tez.
- apalkelimeDüzensiz adım atma, sendeleme, emekleme, şişmanlıktan yürüyememe durumlarını bildiren yansımalı gövde.
- ardalakelimeis.Etin işe yaramayan parçası.
- artıkkelimesf.eT.Yenilip içilen şeyden, kullanılan, harcanan maldan geriye kalan; fazla.
- asaletdenkelimesf.Ar.(İş için) iyi; kusursuz; güzel.
- asıkelimesf.eT.İri; gösterişli; gelişmiş; büyük.
- asrakelimesf.Aşağı; aşağıya. .
- atakkelimesf.Sonucunu düşünmeden ileri atılan; cüretkâr; cesur; gözü pek.
- ayıkkelimesf.Aklı başında, bilinci yerinde olan.
- ayrıkelimesf.Birbiri ile beraber, bitişik bulunmayan; yerleri bir olmayan; aralıklı.
- ayrıksıkelimesf.Benzerlerinden ayrı olan; başka; başka türlü; farklı.
- ayrukkelimee.eT.Başka; ayrı; diğer; gayri; maada.
- ayukkelimesf.Ayık; uyanık.
- badaşıkkelimeis.İş ve okul arkadaşları.
- basakelimeis.Art; arka; peş.
- baştankarakelimeis.Geminin baş tarafından karaya oturması.
- bayağıkelimesf.Hiçbir özelliği olmayan; basit; sıradan; adi; alelâde.
- baygazkelimeis.eT.Yanlış.
- baygınkelimesf.Kendisini kaybetmiş durumda.
- becidkelimeis.Far.Ciddî; gerçek; önemli.
- belikkelimeis.Bölük; parça; kısım.
- bereketkelimeis.Ar.Bolluk.
- bikelimesf.Bir. “Bi kişi geldi.”
- bıldırkelimeis.Geçen yıl.
- bilekçekelimeis.Kelepçe.
- bohçalamakelimeis.Bohçalamak işi.
- çakelimee.Uzakta olan bir yeri göstermekte kullanılır; ta.
- cabakelimeis.Ar.Alınan bir şeyin yanında karşılıksız olarak verilen nesne; bedava.
- cakkelimee.(Yönelme halindeki isimlerden sonra) kadar; değin; dek.
- çakkelimezf.Bir şeyin özü, aynısı; tam; işte; aynı; doğru olarak; tamamıyla.
- carpkelimeis.Birden kuvvetlice çarpma, bu biçimde vurma, kesme anlatan kök. carp-a-dak, carp-a-dan, carp-ıl-da-t-mak.
- cibkelimee.Eğer; şayet.
- cıpkelimee.1. Pekiştirme edatı.
- cipkelimee.Pekiştirme edatı.
- çıplakkelimesf.Giyinik olmayan; üstünde hiçbir giyecek bulunmayan; soyunuk.
- çırpıkelimeis.Ağaç veya asmanın dal ve budak kırıntısı.
- cırtkelimeis.Soğuk vurmuş meyve.
- çokumkelimeis.Topluluk.
- çomkelimesf.Toplanmış; topuz yapılmış.
- combulkelimeis.Sıvı içine atılan cismin çıkardığı sesi anlatan yansımalı gövde.
- dabışkelimesf.Hoyrat; patavatsız.
- değişikkelimesf.Değişmiş, değişikliğe uğramış.
- demdeskelimesf.Dümdüz.
- dibkelimeis.eT.Dip.
- dibayakkelimesf.Uzak olmayan; yakın.