500+ madde
- tabalamakkelimef.Kınamak; ayıplamak.
- tagaykelimeis.Dayı.
- tağ başıdeyimDağ başı.
- tağarçıkkelimeis.Deriden küçük torba; dağarcık.
- tağılmakkelimef.Dağılmak.
- tağımakkelimef.Dağıtmak.
- takankelimeis.Yun.Kazan.
- takıkelimebağ.Ve; öte yandan; dahası; dahi.
- talkankelimeis.Kavrulmuş, dövülmüş arpa; kavut; kavrulmuş arpa unu.
- tamakkelimeis.Damak.
- tamdırkelimeis.Ekmek ocağı; tandır.
- tamdır başıdeyimTandır örtüsü.
- tamgakelimeis.Mühür; damga; nişan.
- tamgalamakkelimef.Hakanın damgasını (tuğrasını) vurmak; damgalamak; mühürlemek.
- tamırkelimeis.Damar.
- tammakkelimef.Damlamak.
- tamuğkelimeis.Soğd.bknz. tamu
- tanağkelimeis.Burun kemiğinin sert yeri.
- tançukelimeis.Parça.
- tangkelimeis.Tan; şafak; sabah; gün ağarması; sabah vakti; fecir.
- tanıkkelimeis.eT.Bir olayı gören ve bilen kimse; şahit.
- tanlamakkelimef.Şaşmak; şaşırmak; hayret etmek; taaccüp etmek; acayip bulmak; danlamak.
- tapınmakkelimef.Hizmet etmek.
- tapuğkelimeis.Kulluk; ibadet.
- tapukkelimeis.Hizmet.
- tarkelimesf.Dar; dar olmak.
- tarakkelimeis.eT.Saçları düzeltmeye, tellerini ayırmaya yarayan plastik, kemik, boynuz, şimşir gibi maddelerden yapılma, iç tarafı ince uzun dişli alet.
- tarakçıkelimeis.Tarak yapan ya da satan kimse.
- taraklamakkelimef.Taraktan geçirmek; taramak.
- tarığkelimeis.Tohum; ekin; bitki; arpa; buğday; tane; zahire tahıl.
- tarığçıkelimeis.Çiftçi; tarımcı; ekinci; köylü.
- tarıkmakkelimef.Daralmak.
- tartmakkelimef.Çekmek; asılmak; uzatmak; germek; çekip almak. İKPÖy.]
- taskelimesf.Kötü; bayağı.
- tas bolmakdeyimKötü olmak; mahvolmak.
- tas itmekdeyimYitmek; kaybolmak.
- taşkelimeis.eT.Yeryüzünde ve yer içindeki kayaları meydana getiren rengi ve cinsi içinde bulunan tuz ve oksitlerle biçim, sertlik ve renk kazanmış bulunan katı…
- taşakkelimeis.eT.kaba. Erkeklik bezi; haya; erbezi torbası.
- taşgukkelimeis.Bir nesnenin dış yanı.
- taşlığkelimeis.Elbisenin dış yüzünde kullanılan kumaş.
- taşlıkkelimeis.Ayak yolu; tuvalet.
- tatkelimeis.eT.Bazı maddelerin tat alma organı üzerinde bırakmış olduğu etki; böyle bir etki bırakma özelliği.
- tat almakdeyimTadını almak; lezzetini hissetmek.
- tatlığkelimesf.Tatlı.
- tatmakkelimef.Bir yiyecek ve içeceğin tadını, kalitesini kontrol etmek amacıyla ağza biraz almak, çiğnemek ve yemek; tadına bakmak.
- tatsızkelimesf.(Yiyecek, içecek için) tatlılık derecesi bilinen ya da beklenenden daha az olan.
- tavankelimeis.Büyük kadeh.
- tavarlığkelimesf.Mallı; mal sahibi olan; zengin.
- tavarsızkelimesf.Malsız.
- tavışgan yılıdeyimTürklerin on iki hayvanlı takvimlerinde dördüncü yılın adı.