498 madde
- pazişahkelimeis.Far.Padişah.
- pāzişah nāmesideyimPadişah buyruğu; ferman.
- pazvendkelimeis.Far.Pazubent.
- pencekelimeis.Far.Pençe.
- pencerekelimeis.Far.Bir yapının dış duvarlarındaki açıklıklara yerleştirilen, doğal aydınlatmayı ve dışarının görülebilmesini, içerinin havalandırılmasını sağlayan,…
- penirkelimeis.Far.Peynir.
- perkelimeis.Far.Kanat; kuş kanadı.
- perakendekelimesf.Far.Düzenli olmayan; dağınık; perişan; düzensiz.
- perdekelimeis.Far.Işığı, görüşü kesmek, gürültüyü, rüzgârı, soğuğu engellemek gibi değişik amaçlarla bir açıklık, çoğunlukla da pencere önüne asılan hareketli…
- perhizkârkelimesf.Far.Perhizli; perhiz yapan; perhize uyan.
- perikelimeis.Far.Kilidin kapanmasını sağlayan dil; kilit dili.
- pervazkelimeis.Far.Uçma; uçuş; yükselme.
- pervaz urmakdeyimYükseğe uçmak; yükselmek.
- peykkelimesf.Far.Haber getiren.
- pezvenkkelimeis.Far.Aşçı; kâhya; baş hizmetçi.
- pilkelimeis.Far.Fil.
- pil āvāzıdeyimFil sesi.
- pilcikelimeis.Fil eğiticisi, besleyicisi veya sürücüsü; filci.
- pineduzkelimeis.Far.Eskici; ayakkabı tamircisi.
- piruzekelimeis.Far.Mavi renkte değerli bir süs taşı; firuze.
- pişekelimeis.Far.Meslek; iş; sanat.
- pişegerkelimeis.Far.Sanatkâr; esnaf.
- pişgâh-hānekelimeYuvarlak ve kubbeli ahşap bina; kameriye.
- piyalekelimeis.Far.Şarap bardağı; kadeh.
- puçakelimesf.Far.Eğri; çarpık.
- puça burundeyimEğri veya çarpık burun.
- pulkelimeis.Far.Üzerine sikke damgası vurmak üzere hazırlanan küçük ve yuvarlak madenî parçalar.
- pula sikke urıcıdeyimSikke damgası basan görevli.
- ta'amkelimeis.Ar.Yemek; yiyecek; aş.
- tabakkelimeis.Ar.İçine yemek koymaya yarayan ortası çukur, kenarları yayvan tek kişilik kap.
- tabak örtüsideyimTabak üzerine konan kapak; tabak kapağı.
- tabakakelimeis.Ar.Birbiri üzerine yığılmış, sıralanmış ögelerden her biri; kat; katman.
- tabankelimeis.Ayağın yere basan alt yüzü.
- tabiatkelimeis.Ar.İnsan emeğinin ürünü olmayan fakat çevremizde, dünyamızda ve evrende var olan, kendine özgü yasalar çerçevesinde varlığını sürdüren, yenilenen canlı…
- tabibkelimeis.Ar.bknz. tabip
- tabilkelimeis.Ar.bknz. tabel
- tabî’at bağlanmakdeyimAni sancı ve kulunç ağrılarına tutulmak.
- tablkelimeis.Ar.Davul.
- tabutkelimeis.Ar.Mezara gömerken içine ölünün konulduğu sandık.
- tackelimeis.Ar.bknz. taç
- tağkelimeis.Dağ; dağ silsilesi; sıradağ.
- tahılkelimeis.Ar.Taneleri öğütülüp un haline getirildikten sonra çeşitli şekillerde pişirilerek beslenmede kullanılan buğday, mısır, yulaf, arpa vb. bitkilere verilen…
- tahıl dibideyimEkin sapı.
- tahtkelimeis.Far.Hükümdarların resmî görevlerini yürütürken üzerinde bulundukları yüksekçe yer; krallık koltuğu.
- tahtakelimeis.Far.Kalınlığı az, geniş, düz ve uzun biçilmiş ağaç parçası.
- tahtacukkelimeis.Raf.
- talakkelimeis.Dalak.
- talamakkelimef.Yağma ve talan etmek; yok etmek.
- talayıcıkelimesf.(Hayvan, böcek vb. için) dalama alışkanlığı olan.
- talhkelimeis.Ar.Zamk ağacı, (Acacia vera).