123 madde
- boguzkelimeis.Boğaz; gırtlak.
- bolmakkelimeyard. f.Olmak. [Yüknekî]
- bözkelimeis.Yun.Pamuklu kumaş; pamuktan yapılmış kumaş; bez. [Yüknekî]
- bugrakelimeis.Damızlık erkek deve.
- burundukkelimeis.Yular.
- dengsizkelimesf.Saygısız; yakışıksız; münasebetsiz.
- illeşmekkelimef.Barışmak; uzlaşmak; sulh yapmak.
- işkelimeis.Eş; arkadaş; dost; ahbap; müttefik.
- işikkelimeis.Eşik; kapı.
- kaftanlıkkelimeis.Kaftanlık kumaş; elbiselik.
- kanıkelimezf.Hani; nerede? [Yüknekî]
- karakçıkelimeis.Haydut; yağmacı; yankesici.
- karılıkkelimeis.Yaşlılık; ihtiyarlık.
- kaytabankelimeis.Deve sürüsü.
- kendkelimeis.Soğd.Şehir; kale; kent.
- kendükelimezm.Kendi; kendisi; özü; zat; nefis.
- kesekelimezf.Kesin; kati.
- kılmakkelimeyard. f.Yapmak; etmek; eylemek; işlemek; icra etmek; [Yüknekî]
- kınkelimeis.İşkence; eziyet; azap; ıstırap.
- kırgılkelimesf.Kırçıl.
- kıvkelimeis.Kut; devlet; baht; saadet; azamet.
- kızlıkkelimeis.Pahalılık.
- kızmakkelimef.Kızarmak.
- koldaşkelimeis.Bir işi birlikte yapanlardan her biri; iş arkadaşı; arkadaş.
- kuçmakkelimef.Kucaklamak; kollarında sıkmak; bağrına basmak. [Yüknekî]
- kurımakkelimef.Kurumak.
- küymekkelimef.Beklemek; gözetmek; gütmek; birinin yolunu gözlemek; durmak; gözlemek; gütmek; sabretmek. [Yüknekî]
- kuzkelimeBir dağın kuzey yamaçları; güneş görmeyen soğuk yer; gölgeli ve serin yer; kuzey.
- kuzıkelimeis.Kuzu.
- menkelimezm.Birinci teklik kişi zamiri; ben.
- mingkelimesf.Bin sayısı; 1000. [AH]
- minmekkelimef.Binmek.
- muncakelimezf.Bunca; bu kadar.
- muştulıkkelimeis.Müjdelik; müjdeleyene verilen hediye.
- ögkelimeis.Anlayış; vicdan; düşünce; bilinç; zekâ; akıl.
- okçıkelimeis.Okçu.
- okımakkelimef.Ok üzerine çentik atarak haber göndermek; davet etmek; çağırmak; davet etmek.
- okıtmakkelimef.Okutmak; çağırtmak.
- olkelimezm.Üçüncü teklik şahıs zamiri; “o”.
- ölkelimeis.Nem; yaşlılık; rutubet; ıslaklık.
- olarkelimezm.Onlar.
- öngkelimesf.Ön; önde; önce; mukaddem; evvel.
- ongarmakkelimef.Düzeltmek; onarmak; tamir etmek.
- öngdünkelimezf.Önce.
- ongulmakkelimef.İyileşmek; düzelmek; iyi olmak; sağalmak.
- örkkelimeis.Hayvanı bağlamakta kullanılan ip; yular.
- örklemekkelimef.İple sıkı sıkıya bağlamak.
- ornamakkelimef.Yerleşmek; yer tutmak; yer edinmek.
- örükelimezf.Yukarı doğru; dikine.
- ötmekkelimef.Geçmek; arasından geçmek; bir şeyden geçerek ulaşmak; aşmak.