270 madde
- kaygurmakkelimef.Kayırmak; kaygılanmak; üzülmek; esef etmek.
- kayırkelimeis.İri çakıl; iri kum; kum.
- kendkelimeis.Soğd.Şehir; kale; kent.
- kendükelimezm.Kendi; kendisi; özü; zat; nefis.
- kengeşkelimesf.İşlerde danışma; görüşme; düşünme; tedbir; müzakere; müşavere; danışma.
- kengeşmekkelimef.Müzakere etmek; müşavere etmek; karşılıklı danışmak; danışmak; keneşmek.
- kıgkelimeis.Hayvan gübresi; kuru koyun, keçi ve deve pisliği; tezek.
- kılmakkelimeyard. f.Yapmak; etmek; eylemek; işlemek; icra etmek; [Yüknekî]
- kırgılkelimesf.Kırçıl.
- kirtinmekkelimef.İnanmak; iman etmek.
- kişkelimesf.İçine ok konulan kılıf; sadak; ok kuburu.
- kısrakkelimeis.Dişi at.
- kıvkelimeis.Kut; devlet; baht; saadet; azamet.
- koçuşkelimeis.Kucaklaşma; koçuşma; kucaklayış.
- koldaşkelimeis.Bir işi birlikte yapanlardan her biri; iş arkadaşı; arkadaş.
- kondurmakkelimef.Yerleştirmek; oturtmak; üzerine oturtmak; iskân etmek.
- kongurkelimesf.Kestane rengi.
- konşıkelimeis.Komşu.
- koyunmakkelimef.Kendine su koymak; su dökünmek.
- kubuzkelimeis.bknz. kopuz
- kuçaklamakkelimeis.Kucaklamak.
- kulavuzkelimeis.Kumanca.Kılavuz.
- kulunlamakkelimef.(Kısrak ve eşek için) doğurmak; tay vermek; yavru doğurmak; kulun meydana getirmek.
- kurımakkelimef.Kurumak.
- kuşlamakkelimef.Kuş avlamak; kuş yakalamak.
- kutsuzkelimesf.İşleri ters giden adam; kötü; uğursuz; menhus; meşum.
- küymekkelimef.Beklemek; gözetmek; gütmek; birinin yolunu gözlemek; durmak; gözlemek; gütmek; sabretmek. [Yüknekî]
- kuzkelimeBir dağın kuzey yamaçları; güneş görmeyen soğuk yer; gölgeli ve serin yer; kuzey.
- kuzıkelimeis.Kuzu.
- makelimeünl.“Al, işte!” anlamında bir ünlem.
- mangakelimezm.Teklik birinci kişi zamirinin yönelme durumu; bana. [AH]
- mekelimeünl.bknz. ma
- menkelimezm.Birinci teklik kişi zamiri; ben.
- mingkelimesf.Bin sayısı; 1000. [AH]
- mizkelimeis.Biz.
- mundakelimezm.Bunda; burada. [AH]
- ohşamakkelimef.Benzemek; andırmak.
- ohşatmakkelimef.Benzetmek.
- ökkelimeis.Akıl ve anlayış.
- okçıkelimeis.Okçu.
- okımakkelimef.Ok üzerine çentik atarak haber göndermek; davet etmek; çağırmak; davet etmek.
- okıtmakkelimef.Okutmak; çağırtmak.
- okramakkelimef.(Acıkmış veya susamış olan atlar için) yiyecek veya içecek gördüğünde mırıltı şeklinde ses çıkarmak; kişnemek; yem zamanında kişnemek; homurdanmak.
- okraşmakkelimef.(Atlar için) yem zamanında birlikte kişnemek; kişneşmek.
- ölkelimeis.Nem; yaşlılık; rutubet; ıslaklık.
- öngkelimesf.Ön; önde; önce; mukaddem; evvel.
- öngdünkelimezf.Önce.
- öngdünkikelimezf.Önceki.
- ongulmakkelimef.İyileşmek; düzelmek; iyi olmak; sağalmak.
- örkkelimeis.Hayvanı bağlamakta kullanılan ip; yular.