- kaçankelimezf.Ne zaman; ne vakit? [Yüknekî]
- karmakkelimef.(Kanalda veya arkta akan su için) önüne bir şey gerilerek birikmek, kabarmak; taşmak; büvenmek; durgun olmak.
- kendükelimezm.Kendi; kendisi; özü; zat; nefis.
- kılmakkelimeyard. f.Yapmak; etmek; eylemek; işlemek; icra etmek; [Yüknekî]
- kopuzkelimeis.Eski Türk baksı ozanlarının sagu ve destan okurken veya dinî ayinlerde çaldıkları telli Türk sazı.
- koykelimeis.Koyun.
- küymekkelimef.Beklemek; gözetmek; gütmek; birinin yolunu gözlemek; durmak; gözlemek; gütmek; sabretmek. [Yüknekî]
- ögkelimeis.Anlayış; vicdan; düşünce; bilinç; zekâ; akıl.
- ölkelimeis.Nem; yaşlılık; rutubet; ıslaklık.
- öngkelimesf.Ön; önde; önce; mukaddem; evvel.
- ötmekkelimef.Geçmek; arasından geçmek; bir şeyden geçerek ulaşmak; aşmak.
- ötrükelimezf.Sonra.
- ötünmekkelimef.Söylemek; saymak.
- ötürükelimezf.Bunun üzerine; için; ...den dolayı; ... den yüzünden; o sebepten; o yüzden.
- singürmekkelimef.Yutmak; emmek; hazmetmek.
- talamakkelimef.Yağma ve talan etmek; yok etmek.
- tamukelimeis.Soğd.Cehennem; cehennemlik.
- tangkelimeis.Tan; şafak; sabah; gün ağarması; sabah vakti; fecir.
- tonkelimeis.Elbise; giyecek; kürk; üst giysisi; don.
- uluğkelimesf.Büyük; seçkin; ulu; çok büyük.
- üzmekkelimef.Kırmak; çeke çeke koparmak; kesmek; parçalamak; delmek; bozmak; uzaklaştırmak; mahvetmek; yok etmek.
- üzülmekkelimef.Kopmak; kesilmek; sökülmek.
- yalıngkelimesf.Çıplak; yalın; örtüsüz.
- yazmakkelimef.Hata işlemek; yanılmak; kusur işlemek; ihmal etmek; günah işlemek; karşı gelmek.
- yoymakkelimef.Yok etmek.