1. kedkelimezf.Soğd.Abartma, pekiştirme bildirir; pek; gayet; çok; iyi; iyice. [Yüknekî]
  2. kedgükelimeis.Giyim; giyecek nesne; elbise.
  3. kedgülükkelimeis.Giyecek.
  4. kedimkelimeis.Giyim; giyim kuşam; elbise; giyecek. [Yüknekî]
  5. kedmekkelimef.Giymek. [Yüknekî]
  6. kedükkelimeis.Kepenek; yağmurluk; elbise; giyecek.
  7. kedürmekkelimef.Giydirmek.
  8. kedütkelimeis.Çamaşır; giyecek.
  9. kegkelimeis.Nefret; kin; düşmanlık; öç; hınç.
  10. kekkelimeis.İntikam hissi; nefret; kin; hınç; düşmanlık.
  11. keldürmekkelimef.Getirmek.
  12. kelgelmekkelimef.Gitmek üzere olmak.
  13. kelinkelimeis.Gelin.
  14. kelişmekkelimef.Karşılıklı birbirine gelmek.
  15. kelürmekkelimef.Getirmek.
  16. kemkelimeis.Ağrı; hastalık; ıstırap; zahmet.
  17. kemdimekkelimef.Bıçakla kemik sıyırmak.
  18. kemişmekkelimef.Yere atmak; geri fırlatmak; atmak; fırlatmak. [Yüknekî]
  19. kençkelimeis.Genç; civan; delikanlı.
  20. kendkelimeis.Soğd.Şehir; kale; kent.
  21. kendükelimezm.Kendi; kendisi; özü; zat; nefis.
  22. kengeşçikelimeis.Danışman; müşavir.
  23. kepkelimeis.Kalıp.
  24. kerekkelimeis.Gerek; lüzum; ihtiyaç; gereken şey; olmalı; yaraşır; lazım; gerekli. [Yüknekî]
  25. kerekmekkelimef.Gerekmek.
  26. kerişkelimesf.Çekişme; kavga; çekiş.
  27. kermekkelimef.Sonuna kadar germek; kuvvetle çekip uzatmak; aşırı germek. [Yüknekî]
  28. kesekelimezf.Kesin; kati.
  29. kesilmekkelimef.Kesmek eylemi yapılmak.
  30. kesmekelimeis.Kesici aletlerle kesip parçalara ayırmak işi; kesmek eylemi.
  31. kesmekkelimef.Kesici aletlerle kesip parçalara ayırmak. [Yüknekî]
  32. kesükkelimesf.Kesik.
  33. keykelimezf.Soğd.Abartma, pekiştirme bildirir. [Yüknekî]
  34. keyikkelimeis.Geyik.
  35. kezigkelimesf.Tertipli; düzenli; muntazam; sıralı.
  36. kezigligkelimeis.Nöbetçi.
  37. kezmekkelimef.Gezmek; dolaşmak.
  38. kılkelimeis.Hayvanların postunda ve insan vücudunun çeşitli yerlerinde çıkan, üst deri uzantısı olan boynuzsu yapıdaki ipliksi uzantılar. .
  39. kıldurmakkelimef.Kıldırmak; yaptırmak.
  40. kılıçkelimeis.Bele asılmış bir kın içinde taşınan, siperlikli bir kabzaya tutturulmuş, bir veya iki yüzü de keskin, uzun ve sivri, çelikten yapılmış kesici bir…
  41. kılıkkelimeis.Yaratılış; karakter; huy; ahlak; gidiş; hareket tarzı; davranış. [Yüknekî]
  42. kılınçkelimeis.Eylem; iş; amel; icraat.
  43. kılınmakkelimef.Kılmak eylemi yapılmak.
  44. kılkkelimeis.Huy; gidiş; tavır.
  45. kılmakkelimeyard. f.Yapmak; etmek; eylemek; işlemek; icra etmek; [Yüknekî]
  46. kımızkelimeis.Kısrak sütünün ekşitilmesi ile elde edilen, az alkollü, ekşi ve içindeki CO2 dolayısıyla gazozumsu bir niteliği olan eski bir Türk içkisi.
  47. kınkelimeis.Bıçak, hançer, kılıç gibi silah ve kesici aletlerin koruyucu kılıfı.
  48. kınkelimeis.İşkence; eziyet; azap; ıstırap.
  49. kınamakkelimef.eT.Cezalandırmak.
  50. kıp kızıldeyimKıpkırmızı; kıpkızıl.