- azkelimeis.Far.Açgözlülük; tamah; hırs; arzu; heves.
- bügrikelimesf.Eğri büğrü; eğri; eğik.
- bukagukelimeis.Bukağı; köstek; bağ.
- enükkelimeis.Hayvan yavrusu; enik; yavru.
- içkermekkelimef.İçine almak; içermek; ihata etmek; ithal etmek.
- işkelimeis.Eş; arkadaş; dost; ahbap; müttefik.
- işikkelimeis.Eşik; kapı.
- kaçankelimezf.Ne zaman; ne vakit? [Yüknekî]
- kandakelimezf.Nerede?
- kanglıkelimesf.Kağnı; araba.
- karımakkelimef.Kocalmak; yaşlanmak; kocamak; ihtiyarlamak. [Yüknekî]
- karındaşkelimeis.Kardeş.
- karmakkelimef.(Kanalda veya arkta akan su için) önüne bir şey gerilerek birikmek, kabarmak; taşmak; büvenmek; durgun olmak.
- katunkelimeis.Soğd.Hakanın eşi; hatun; melike; kadın; kraliçe; kağan eşi.
- kedinkelimeis.Ar.Keten.
- kemkelimesf.İyi olmayan; fena; kötü.
- kendükelimezm.Kendi; kendisi; özü; zat; nefis.
- kengeşkelimesf.İşlerde danışma; görüşme; düşünme; tedbir; müzakere; müşavere; danışma.
- kıgkelimeis.Hayvan gübresi; kuru koyun, keçi ve deve pisliği; tezek.
- kılmakkelimeyard. f.Yapmak; etmek; eylemek; işlemek; icra etmek; [Yüknekî]
- kitabkelimeis.Ar.Kitap.
- koykelimeis.Koyun.
- kozkelimeis.Altay.Ceviz ağacının olgunlaşınca üzerinden sıyrılıp düşen ve “gövek” denilen yeşil bir dış kabukla kaplı odunsu iç kabuklu, yağlı ve ikişer loplu iki…
- kutsuzkelimesf.İşleri ters giden adam; kötü; uğursuz; menhus; meşum.
- küymekkelimef.Beklemek; gözetmek; gütmek; birinin yolunu gözlemek; durmak; gözlemek; gütmek; sabretmek. [Yüknekî]
- müngremekkelimef.(Hayvanlar için) böğürmek; bağırmak. [Nevâyī]
- muntukelimezm.Bu; bura.
- ögkelimeis.Anlayış; vicdan; düşünce; bilinç; zekâ; akıl.
- ölkelimeis.Nem; yaşlılık; rutubet; ıslaklık.
- öngkelimesf.Ön; önde; önce; mukaddem; evvel.
- örükelimezf.Yukarı doğru; dikine.
- ötmekkelimef.Geçmek; arasından geçmek; bir şeyden geçerek ulaşmak; aşmak.
- ötrükelimezf.Sonra.
- ötünmekkelimef.Söylemek; saymak.
- ötürükelimezf.Bunun üzerine; için; ...den dolayı; ... den yüzünden; o sebepten; o yüzden.
- samkelimeis.Ar.Çölden esen sıcak rüzgâr; sam yeli.
- sasımakkelimef.eT.Çürüme dolayısıyla kokmak; çürümek; kokuşmak; tefessüh etmek; fenalaşmak.
- şeşilmekkelimef.Çözülmek.
- singürmekkelimef.Yutmak; emmek; hazmetmek.
- sirkekelimeis.Moğ.Salata gibi yiyeceklere çeşni vermekte kullanılan ekşitilmiş üzüm, elma vb. meyve suyu. (sirke:) .
- sormakkelimef.Emmek; içine çekmek; suyunu vb. içmek.
- sovukkelimeis.Soğuk.
- sükelimeis.Ordu; askerî birlikler; asker.
- südükkelimeis.İdrar; sidik.
- süngükkelimeis.Kemik.
- talamakkelimef.Yağma ve talan etmek; yok etmek.
- talaşmakkelimef.Dalaşmak; vuruşmak; kavga etmek; itiraz etmek; boğuşmak.
- tamakkelimeis.Damak.
- tamburikelimeis.Ar.Tambur çalan sanatçı.
- tamukelimeis.Soğd.Cehennem; cehennemlik.