115 madde
- ekdikelimesf.eT.bknz. ekti
- eksikkelimesf.eT.Bir şeyin tam olabilmesi için gerek duyulan.
- eprikkelimesf.eT.Yıpranmış; eskimiş; erimiş, dağılmış.
- ergenkelimesf.eT.Olgunlaşmış; olmuş.
- esenkelimesf.eT.Hiçbir sağlık derdi olmayan; sağlıklı; sıhhatli; sağ salim; sıhhatli; afiyette; iyi.
- eserikkelimesf.eT.Sarhoş.
- eskikelimesf.eT.Geçmişte kalan.
- esrükkelimesf.eT.Sarhoş
- eşkinkelimesf.eT.(At için) adi adımdan biraz daha hızlı yürüme alışkanlığında olan; hızlı ve rahat giden; tırıs giden; açık adımlarla hızlı yürüyen.
- evetkelimee.eT.“Öyledir; doğrudur.” anlamında doğrulama ve tasdik kelimesi; peki; olur; oldu; tamam; ya; beli; ha; he.
- ezikkelimesf.eT.Ezilmiş.
- gelenkelimesf.eT.Gelme eylemini yapan.
- gengkelimesf.eT.Geniş.
- gerçekkelimesf.eT.Bir nesne, bir nitelik veya bir durum olarak var olan; varlığı inkâr edilemeyen; olgu durumunda mevcut olan; hakiki.
- gönüllükelimesf.eT.Zor bir işi kendisine hiçbir baskı olmadan kendi içinden geldiği için üstlenen veya yapan. .
- görkemkelimesf.eT.Gösterişli; heybetli.
- göynükkelimesf.eT.Yanık; az yanmış; kızarmış.
- güçkelimesf.eT.Yapılması zor ve çetin olan.
- güzelkelimesf.eT.Biçimindeki uyum, ölçülerindeki denge ve görünüşündeki hoşluk ile insanda beğeni uyandıran.
- ibikkelimeis.eT.Horoz, hindi gibi hayvanların başlarında bulunan etli kırmızı çıkıntı veya tüylerden yapılmış taç biçimindeki püskül.
- iğkelimeis.eT.Eksen; mihver; kutup.
- iğlekkelimesf.eT.Zayıf; güçsüz.
- iğlemekkelimef.eT.Zayıflamak; cılızlaşmak.
- iğlikelimesf.eT.Hastalıklı; zayıf.
- ilkkelimesf.eT.Zaman, sıra, yer ve önem bakımından benzerlerinden önce gelen.
- incikkelimesf.eT.(Vücut ve organlar için) incinmiş olan.
- kabakelimesf.eT.Kalın olan; ince olmayan.
- kaçakkelimesf.eT.Bulunması zorunlu olan yerde bulunmayan ya da gitmesi gereken yere gitmeyen kişi; firari.
- kamatkelimezf.eT.İnadına; özellikle.
- kanatlıkelimesf.eT.Kanatları olan.
- kanlıkelimesf.eT.Kan bulaşmış; kan ile kirlenmiş, lekelenmiş.
- katkelimeis.eT.Üst üste konulmuş bulunan nesnelerin her bir parçası; tabaka.
- kayankelimesf.eT.Kayarak yer değiştiren.
- kımıkkelimesf.eT.Küçük; ufak; minik.
- kıyakkelimesf.eT.Kıyıcı; yırtıcı; vurucu; kırıp dökücü; zalim; gaddar.
- koyukelimesf.eT.Kalın; sık.
- kötükelimesf.eT.(Mal, malzeme, eşya vb. nesneler için) iyi nitelikte olmayan; bozuk; kalitesiz; kullanıma elverişli olmayan.
- kulakelimesf.eT.Açıktan koyuya kadar pek çok türü bulunmakla birlikte kızıl ile boz arasındaki renk; sarımtırak kahveden sütlü kahveye kadar olan at donu.
- kurakkelimesf.eT.(Hava, mevsim; yıl için) yağıştan yoksun; yağışsız; yağmursuz.
- menemkelimeünl.eT.Bilmem.
- sağkelimesf.eT.Vücudun, kalbin bulunduğu tarafın karşıtı olan yanı; bu tarafta olan; bu tarafa ait olan.
- sekizkelimesf.eT.Yedi ile dokuz arasında yer alan tam sayı.
- sırıkkelimeis.eT.Kesilmiş uzun, düzgün ve ince ağaç gövdesi.
- sovucakkelimesf.eT.Serin; serince.
- sözlükelimesf.eT.Söyleyecek sözü olan.
- tatlıkelimesf.eT.Şeker tadında olan.
- tekkelimesf.eT.Bir; yalnız.
- tetirkelimesf.eT.İğrenç; menfur.
- tuygunkelimesf.eT.Genç; güçlü.
- türlükelimesf.eT.Birden çok çeşitliliği bulunan; çeşitli; muhtelif.