500+ madde
- bekürmekkelimef.Berkitmek; tahkim etmek; takviye etmek.
- bekürükelimesf.Sağlam; berk; pek; kuvvetli.
- belekkelimeis.Konuğun yakınlarına getirdiği armağan; bir yerden başka bir yere gönderilen armağan. [Yüknekî]
- belgükelimeis.Alamet; işaret; nişan; marka; belgi; belge; im.
- belgülügkelimesf.Belirli; görünen; açık; sarih; vâzıh.
- belgürmekkelimef.Açığa çıkmak; meydana çıkmak; belirmek; görünmek; belli olmak.
- belgürtmekkelimef.Açığa çıkarmak; belirtmek; göstermek; belli ettirmek.
- belingkelimeis.Korku; ürküntü; panik; dehşet.
- belinglegükelimeis.Korku.
- belinglemekkelimef.Şaşkınlıkla karışık korku duymak; belinlemek; korkudan titremek; korku ile birden sıçramak; irkilmek; ürkmek.
- belingtegkelimesf.Korkunç.
- beltirkelimeis.Yolların birleştiği yer; kavşak; dört yol ağzı.
- beltürmekkelimef.Göstermek.
- bengükelimesf.Moğ.Sabit kalacak nitelikte; sonsuz; ebedî.
- bergekelimeis.Kamış; çubuk; kamçı; kırbaç.
- berkkelimesf.eT.Sağlam. (1935) [Yüknekî]
- berkekelimeis.Dövmek ve sürmek için kullanılan değnek, sopa; kamış; çubuk; kamçı.
- berkligkelimezf.Muhafaza ederek.
- berükelimezf.Beri, beriye; .. -den beri; buraya; bu yana doğru; buradan; beri.
- beşkelimeis.eT.Dörtten sonra, altıdan önce gelen sayının adı.
- bezkelimeis.eT.İçinden geçen kandan veya kendi öz suyundan bazı maddeleri ayrıştırarak özel salgılar çıkaran organ; gudde, iç salgı bezi.
- bezmekkelimef.eT.Titremek.
- bıkelimeis.Bıçak; çakı; kesecek alet.
- bıçgukelimeis.Bıçkı; testere.
- bıçılmakkelimef.Biçilmek; kesilmek.
- bıçınkelimeis.Maymun.
- bıçmakkelimef.Biçmek; kesmek.
- bıkınkelimeis.Kalça.
- bınkelimeis.Bin.
- bıng başıdeyimBinbaşı.
- bınga başıdeyimBin başı.
- bırkelimezf.Burada; sağ taraf.
- bırtmakkelimef.Kırmak; parçalamak; yaralamak.
- bışıgkelimesf.Olgun.
- bışmakkelimef.Olmak; pişmek.
- bışrunkelimesf.Olgun.
- bıtbulkelimeis.Sansk.Biber.
- biçekkelimeis.eT.Bıçak.
- biçinkelimeis.Maymun.
- bilkelimeis.Bel.
- bilekkelimeis.eT.El ile kolun, bacak ile ayağın birleştiği eklem boğumu.
- bilekkelimeis.Hediye.
- bilenkelimezf.İle; beraber; birlikte.
- bilgekelimeis.eT.Bilgi sahibi, iyi ahlaklı, örnek alınacak olgunluğa ulaşmış kişi; hakîm; akıllı; dirayetli; fetanetli; muktedir; mütebahhir. (1935).
- biligkelimeis.Bilgi; hikmet; vukuf; malumat.
- biligsizkelimesf.Bilgisiz; cahil.
- bilinmekkelimef.Öğrenilmiş, tanınmış olmak; anlaşılmak; bilinmek. [Yüknekî]
- bilmekkelimef.Bir şeyi öğrenmiş, kavramış olmak; malumat edinmek. [Yüknekî]
- bilsikmekkelimef.Bilinmek; tanınmış olmak; bilinmiş olmak.
- biltizmekkelimef.Bildirmek; belli etmek.