378 madde
- kazımakkelimef.Kazmak; eşmek; deşmek. [Yüknekî]
- keçikelimeis.eT.Geviş getiren memelilerden, eti, sütü ve tiftiği için beslenen, evcil pek çok türü ve yabanisi bulunan, boynuzlu ve sakallı, tırmanıcı ve sıçrayıcı…
- kelekkelimeis.Far.Olgunlaşmamış kavun.
- kerestekelimeis.Far.Tomrukların boyuna biçilmesi ile elde edilen marangozluk ve inşaat malzemesi.
- kerhanekelimeis.Far.İş yeri; işlik.
- kesişmekkelimef.Birbirini kesmek.
- keskinkelimesf.Kesme işini iyi yapan; iyi kesici.
- kıkırdamakkelimef.Kıkır kıkır gülmek.
- kılkuyrukkelimeis.eT.Kışı Akdeniz kıyılarında geçiren, Kuzey yarım kürede yaşayan, karışık beyaz, gri ve siyah tüylü, ince uzun gövdeli, uzun ve sivri kuyruklu bir tür…
- kırıntıkelimeis.Bir şeyden ayrılan ufak parça.
- kırkambarkelimeis.İçinde çok değişik türden eşyanın bulunduğu yer.
- kırmakkelimef.eT.Sert şeyleri vurma veya ezme yoluyla parçalamak; parçalara ayırmak.
- kırokelimesf.Kürt.(Kişi için) kaba ve görgüsüz; taşralı.
- kırpıkkelimesf.Kırpılmış olan.
- kıtırcıkelimesf.Çok yalan söyleyen; palavracı; .
- kıvırmakkelimef.Eğrilterek bükmek.
- kıyışmakkelimef.Bir konuda karşılıklı olarak anlaşıp uyuşmak; anlaşmak; uyuşmak; mutabık kalmak.
- kodoşkelimeis.Erme.Yasa ve kurallara aykırı olarak kurulan cinsel ilişkiler için kadın ile erkek arasında aracılık eden kimse; pezevenk.
- kokozkelimesf.eT.(Aşağılama sözü olarak) kurnaz ihtiyar; pişkin; kurt.
- koltukkelimeis.Omuz başlarının altında, kolun gövde ile birleştiği yer; koltuk altı.
- koltukkelimeis.Küçük oda.
- kopilkelimeis.Yun.Arsız erkek çocuk.
- köklemekkelimef.(Bitki için) köküyle birlikte topraktan söküp çıkarmak.
- kulaklıkelimesf.Kulakları olan.
- kuşkelimeis.Vücudu tüylerle kaplı, sıcak kanlı, akciğerli, boynuzsu bir maddeden oluşarak uzamış çenelerine gaga, yürümeye elverişli arka üyelerine bacak, uçmaya…
- küpkelimeis.eT.Eskiden, şimdiki kadar plâstik ve metal kapların yaygın olmadığı dönemlerde yiyecek ve içecekleri koymak ve saklamakta kullanılan ağzı ve dibi dar,…
- labunyakelimeis.Çing.Kunduracılıkta ayakkabıya cila vurmakta kullanılan araç.
- lavukkelimesf.Kürt.Oğlan çocuğu.
- leşkelimeis.Ar.Kokmuş veya kokuşmaya yüz tutmuş hayvan ölüsü.
- lüpkelimeis.Hiç emek harcamadan, kolayca elde edilen şey; beleş.
- maçakelimeis.İt.İskambil kâğıtlarından siyah ve mızrak ucuna benzer olan dizi; pik.
- madarakelimesf.Kötü; sevimsiz; bayağı; âdi; boş; niteliksiz.
- madikkelimeis.Erme.Misketi, baş parmakla işaret parmağı arasından atarak oynanan bilye oyunu.
- madik atmak (etmek / oynamak)deyimKazık atmak; hile yapmak; dalavere çevirmek; .
- makaskelimeis.Ar.Bir eksen üzerinde hareket edebilecek şekilde yerleştirilmiş ve bir ucundan bastırmak suretiyle araya konulan cismi kesecek biçimde iki tarafları…
- malkelimeis.Ar.Bir kişinin veya tüzel kişiliğin mülkiyeti olabilen taşınır veya taşınmaz eşya ile bunlara ait hakların tümüne verilen ad; mülk; varlık; servet.
- malafatkelimeis.İt.Erkek hayvanın cinsiyet organı.
- malakkelimeis.Manda yavrusu.
- mangırkelimeis.Moğ.Bakır para.
- mantarkelimeis.Karada yetişen, boy, biçim ve yöre bakımından çok büyük değişiklikler gösteren, bazı türleri zehirli, çiçeksiz, damarsız ve klorofilsiz, yaklaşık iki…
- maryakelimeYun.Bir tür küçük balık.
- maslahatkelimeis.Ar.İş; mesele.
- mayışmakkelimef.Buyrulan bir işi yapmaktan çekinmek; tembellikten yere yapışıp kalmak.
- mazgalkelimeis.Yun.Eskiden, kale, hisar, sur gibi berkitilmiş savunma mekânlarında dışarıyı gözetlemek veya gerektiğinde ateş etmek için duvarlara açılan, genellikle…
- mıhlamakelimeis.Far.Mıhlamak eylemi; çivileme.
- mıhlamakkelimef.Mıh ile tutturmak; çiviyle çakmak; çivilemek.
- mıhsıçtıkelimesf.Cimri; eli sıkı.
- mıhsıçtılıkkelimeis.Cimrilik.
- mort olmakdeyimÖlmek; mortlamak.
- mortlamakkelimef.Ölmek; mort olmak; mortoyu çekmek.