500+ madde
- aceleleştirmekkelimef.Bir işin yapılmasını, bitirilmesini çabuklaştırmak; hızlandırmak; ivedileştirmek.
- acemileşmekkelimef.Usta ve tecrübeli bir kimsenin çeşitli sebeplerden gerektiği şekilde ustalığını, becerisini gösterememesi.
- Acemleşmekkelimef.İranlı gibi olmak; İranlıya benzemek; İranlı gibi davranmak.
- aceplemekkelimef.Şaşmak.
- acepleşmekkelimef.Şaşmak; garip karşılamak.
- açıgsamakkelimef.Canı ekşi istemek.
- acıkdurmakkelimef.Acıkmasına yol açmak.
- acıkılmakkelimef.Yemek ihtiyacı duyulmak.
- açıklamakkelimef.Açık duruma getirmek; ortaya koymak.
- açıklanmakkelimef.Açıklamak işi yapılmak. «Sınav sonuçları henüz açıklanmadı.»
- açıklaşmakkelimef.Bir nesnenin renginin koyuluğunun gitmesi; tonu biraz açılmak; rengi açık hâle gelmek; rengi açılmak.
- açıklaştırmakkelimef.Bir nesnenin renginin tonunun açık hâle gelmesini sağlamak; açmak.
- açıklatmakkelimef.Başkasına açıklama işini yaptırmak. «Öğretmen sınavda bana “Su Kasidesi”ni açıklattı.»
- açıklattırmakkelimef.Açıklamak işini birine, başka birisinin aracılığı ile yaptırmak.
- acıkmakkelimef.eT.Midenin boşalması ve kandaki şeker miktarının azalması sonucu besin alma, yeme ihtiyacı ortaya çıkmak; açlık duymak.
- açıkmakkelimef.Acıkmak.
- açıksımakkelimef.Acılaşmak; ekşimek.
- acıksınmakkelimef.Müteessir olmak, üzülmek.
- acıktırmakkelimef.Açlık duymasına sebep olmak.
- acılamakkelimef.İçine acı koymak; acılı hâle getirmek.
- acılamakkelimef.Hırpalayarak sevmek; hırpalamak.
- açılamakkelimef.Askerî hedeflerin topografik ölçüm açılarını tespit için yapılan keşif.
- acılanmakkelimef.Tadı acı hâle gelmek.
- acılaşmakkelimef.Acı bir tat kazanmak, tadı bozulmak.
- acılaştırmakkelimef.Acı hâle getirmek.
- açılmakkelimef.(Kapalı, katlı, örtülü, sarılı ve dolaşık durumda bulunan bir nesne için) açık duruma getirilmek; kapalı olma hâli kaldırılmak; açılmış olmak. .
- acımakkelimef.Bedeninin bir yerinde fiziksel bir etki veya mikrobik bir yaradan dolayı acı hissetmek. «Ameliyat yerim çok acıyor.»
- acımakkelimef.eT.Eziyet görmek; ıstırap çekmek; acı duymak.
- açımakkelimef.Acımak; ekşimek
- açımakkelimef.Acımak; merhamet etmek.
- açımlamakkelimef.En ince ayrıntısına kadar incelemek ve anlatmak.
- açımlanmakkelimef.Açım veya otopsi yapılmak.
- acımsamakkelimef.Acır gibi olmak; biraz acımak.
- acındırmakkelimef.Başkalarının kendisine acımasını sağlamak.
- açındırmakkelimef.Geliştirmek; inkişaf ettirmek.
- acınılmakkelimef.Bir kişiye veya canlıya başkaları tarafından acınmak: merhamet edilmek. (Bu fiil cümlede öznesiz olarak kullanılır.) «Onun bu durumuna acınılmaz mı?»
- açınılmakkelimef.Açılmak; toplanıp sıvanmak.
- acınmakkelimef.Keder ve üzüntü duyulmak.
- acınmakkelimef.Dert yanmak; başkasında merhamet uyandırmaya çalışmak; sızlanmak.
- acınmakkelimef.Birine acımak; merhamet duymak.
- açınmakkelimef.Temizlenmek; arılanmak; arınmak.
- açınmakkelimef.Tohumun çimlenme gelişmesini tamamlamak.
- açınmakkelimef.Bakmak; beslemek; yiyecek vermek.
- açınsamakkelimef.Bir yerin coğrafi özelliklerini belirlemek amacıyla yerinde ayrıntılı olarak araştırma ve inceleme yapmak; istikşaf etmek.
- açırgamakkelimef.Acımak; acınmak.
- açırganmakkelimef.Pişman olmak.
- acırmakkelimef.Acıktırmak.
- açışmakkelimef.Birlikte açmak; açmakta yardım ve yarış etmek.
- açışmakkelimef.Acılaşmak; ekşimek.
- acışmakkelimef.Ağrımak; sızlamak; için için acımak.