acımak

kelimef.

Gülensoy

  1. 1

    Bedeninin bir yerinde fiziksel bir etki veya mikrobik bir yaradan dolayı acı hissetmek. «Ameliyat yerim çok acıyor.»

  2. 2

    (Yiyecek ve içecek için) tadı bozulmak; acı bir hâl kalmak; acılaşmak; acılık kesbetmek. «Tereyağının tadı bozulmuş, tuzlamadığımız için acımış.»

  3. 3

    Birine yakın, sevecen ve hoşgörülü davranmak; merhamet etmek; rahmetmek; yazıklanmak. «Yoksul kadının hâline acıyan olmadı.»

  4. 4

    Birinin gördüğü zarardan veya başına gelen bir felaketten dolayı üzülmek. «Deprem sonrası evsiz yurtsuz kalan Dinarlılara acıyan, yardıma koştu.»

  5. 5

    (Olumsuz çekimiyle) Cimrilik etmemek, masraftan kaçınmamak. «Paraya acımadan bir güzel boyamış.»

  6. 6

    Küçük görmek; yazıklanmak; teessüf etmek. «Bir koltuk için bu kadar küçüldün. Acıyorum sana.»

  7. 7

    {ağız}Sevmek; okşamak.

    [DS]