- bilemekkelimef.Bileği taşına veya başka bir bileme aletine tutarak kesici aletlerin ağzını keskin duruma getirmek; keskinleştirmek; zağlamak.
- kondurmakkelimef.Yerleştirmek; oturtmak; üzerine oturtmak; iskân etmek.
- sökmekkelimef.Koparmak; yarmak; yırtmak.
- takmakkelimef.Eklemek; ilave etmek.
- tatmakkelimef.Bir yiyecek ve içeceğin tadını, kalitesini kontrol etmek amacıyla ağza biraz almak, çiğnemek ve yemek; tadına bakmak.
- tepmekkelimef.Dövmek; vurmak:
- yaratmakkelimef.(Tanrı için) yoktan var etmek; kendinden uydurmak; vücuda getirmek; oranlayıp yapmak; gereken duruma getirmek; tanzim etmek; düzene koymak;…
- yoğurmakkelimef.Yoğun, sıkı, koyu duruma getirmek; koyulaştırmak.
- yüklemekkelimef.Yük vurmak; yüklü hâle getirmek.