- bozlamakkelimef.Ses vermek; bağırmak; böğürmek.
- çalışmakkelimef.Güreşmek.
- çapılmakkelimef.Boynu vurulmak.
- çevürmekkelimef.Çevirmek; bir şeyi sol elin baş parmağı üzerinde çevirmek.
- çulgamakkelimef.Bağlamak; bohçalamak; toplamak.
- ılgamakkelimef.Atlarla hücum etmek.
- kalkımakkelimef.Zıplamak; sıçramak.
- karanmakkelimef.Moğ.Çevresine bakınmak.
- kargamakkelimef.İlenmek; lanet etmek; beddua etmek; lanetlemek.
- karmakkelimef.(Kanalda veya arkta akan su için) önüne bir şey gerilerek birikmek, kabarmak; taşmak; büvenmek; durgun olmak.
- karmalamakkelimef.Yağma etmek; yağmalamak.
- karvamakkelimef.Ararken bir şeye dokunmak.
- karvaşmakkelimef.Birlikte aramak.
- kavşurmakkelimef.Katlamak; bir araya koymak; birleştirmek; kavuşturmak.
- kengeşmekkelimef.Müzakere etmek; müşavere etmek; karşılıklı danışmak; danışmak; keneşmek.
- kiçmekkelimef.bknz. keçmek
- kiçürmekkelimef.bknz. keçürmek
- kısılmakkelimef.Arada kalmak; daralmak; darlaşmak.
- köçürmekkelimef.Göçürmek; göç ettirmek. [Yüknekî]
- komakkelimef.Koymak; bırakmak; terk etmek.
- kondurmakkelimef.Yerleştirmek; oturtmak; üzerine oturtmak; iskân etmek.
- kovlamakkelimef.Kovalamak.
- kuçmakkelimef.Kucaklamak; kollarında sıkmak; bağrına basmak. [Yüknekî]
- kurımakkelimef.Kurumak.
- kuşlamakkelimef.Kuş avlamak; kuş yakalamak.
- ohşamakkelimef.El ile yüzünü veya arkasını sıvazlamak; sevmek.
- okımakkelimef.Ok üzerine çentik atarak haber göndermek; davet etmek; çağırmak; davet etmek.
- okınmakkelimef.Okunmak.
- okıtmakkelimef.Okutmak; çağırtmak.
- okramakkelimef.(Acıkmış veya susamış olan atlar için) yiyecek veya içecek gördüğünde mırıltı şeklinde ses çıkarmak; kişnemek; yem zamanında kişnemek; homurdanmak.
- olurmakkelimef.Oturmak; oturmuş olmak.
- ongalmakkelimef.İyileşmek; düzelmek.
- ongarmakkelimef.Düzeltmek; onarmak; tamir etmek.
- ongmakkelimef.İşi iyi gitmek; gelişmek; büyümek; onmak.
- oyanmakkelimef.Uyanmak.
- tengemekkelimef.Mukayese etmek; karşılaştırmak. [Yüknekî]
- ügitmekkelimef.Öğüttürmek.
- uğramakkelimef.eT.Bir şeyi kast ve niyet etmek; tasarlamak; planlamak; niyetlenmek; arzulamak.
- ulalmakkelimef.Ulanmak.
- üleşmekkelimef.(İki ve daha çok kişi için) bir şeyi aralarında bölüşmek; o şeye belirli oranda ortak olmak; pay etmek; paylaşmak.
- ulışmakkelimef.Uluşmak; bağrışmak.
- unıtmakkelimef.Unutmak.
- urılmakkelimef.Vurulmak.
- ürkitmekkelimef.Ürkütmek; korkutmak.
- urlaşmakkelimef.Bağrışmak; çağrışmak; büyük gürültü çıkarmak; uluşmak.
- urmakkelimef.Vurmak; saldırmak; dövmek; çarpmak.
- usmakkelimef.Sanmak; ummak.
- üşmekkelimef.Bir yerde toplanmak; birikmek; üşüşmek; toplanmak; yığılmak.
- uvanmakkelimef.Parçalanmak; ufalanmak.
- uvatmakkelimef.Parçalamak; ufaltmak; kırmak.