140 madde
- kulunlamakkelimef.(Kısrak ve eşek için) doğurmak; tay vermek; yavru doğurmak; kulun meydana getirmek.
- kuzkelimeBir dağın kuzey yamaçları; güneş görmeyen soğuk yer; gölgeli ve serin yer; kuzey.
- küymekkelimef.Beklemek; gözetmek; gütmek; birinin yolunu gözlemek; durmak; gözlemek; gütmek; sabretmek. [Yüknekî]
- küymekkelimef.Yanmak.
- mahkelimeünl.“Al, işte!” anlamında kullanılır.
- mekelimeünl.bknz. ma
- mehkelimeünl.bknz. ma
- ohşamakkelimef.Benzemek; andırmak.
- ohşatmakkelimef.Benzetmek.
- okkelimeis.Paylar ve toprak hisseleri üzerine üleşmek için atılan ok, çekilen kura; mirasta düşen pay.
- okramakkelimef.(Acıkmış veya susamış olan atlar için) yiyecek veya içecek gördüğünde mırıltı şeklinde ses çıkarmak; kişnemek; yem zamanında kişnemek; homurdanmak.
- olturmakkelimef.Oturmak.
- ongkelimeis.Sağ; sağ taraf.
- ökkelimeis.Akıl ve anlayış.
- ölkelimeis.Nem; yaşlılık; rutubet; ıslaklık.
- örkkelimeis.Hayvanı bağlamakta kullanılan ip; yular.
- örükkelimeis.Örülmüş olan her nesne.
- övütkelimeis.Öğüt; nasihat.
- öyükkelimeis.Tepe gibi yüksek yer.
- pusarmakkelimef.(Hava için) bulutlu, sisli ve puslu duruma gelmek; puslanmak; sislenmek.
- salmalıkkelimeis.Otlak; çayır; mera.
- saplamakkelimef.Sap yapmak; sap takmak.
- sarlanmakkelimef.Sarınmak; sarılmak; bürünmek.
- sasımakkelimef.eT.Çürüme dolayısıyla kokmak; çürümek; kokuşmak; tefessüh etmek; fenalaşmak.
- segirtmekkelimef.Seğirtmek; koşturmak.
- semüzkelimesf.Semiz; besili; şişman.
- sengeçkelimeis.Fındık büyüklüğünde akı ve kırmızısı olan küçük tatlı bir tür elma.
- sındukelimeis.Makas.
- sormakkelimef.Emmek; içine çekmek; suyunu vb. içmek.
- süzmekelimesf.Süzmek eylemi sonucunda ortaya çıkan.
- tammakkelimef.Damlamak.
- tamukelimeis.Soğd.Cehennem; cehennemlik.
- tarkelimeis.Sansk.Kelek; (ırmak için) sal.
- tazkelimesf.Kel; daz; saçsız; (hayvan için) boynuzsuz.
- tegmekkelimef.Değmek; dokunmak; ulaşmak; nâil olmak; kazanmak; elde etmek; erişmek; yakalamak.
- tekkelimee.eT.Benzetme edatı; gibi.
- teminkelimezf.Soğd.Demin; az önce; biraz evvel.
- teprenmekkelimef.Yerinden oynamak; kımıldanmak.
- tepreşmekkelimef.Yerinden oynamak; kımıldamak.
- terikelimeis.Deri.
- tikenkelimeis.Diken.
- tikmekkelimef.Bir şeyi delmek; dürtmek; sokmak.
- tilekkelimeis.Dilek; arzu.
- tirekkelimeis.Direk.
- tiremekkelimef.Bir şeyi düşmesin diye desteklemek; payanda vurmak; dayak dikmek; direk dikmek; diremek.
- tonkelimeis.Elbise; giyecek; kürk; üst giysisi; don.
- torumkelimeis.Dorum; deve yavrusu.
- törkelimeis.Evin veya odanın en iyi yeri; sedir; baş köşe; şeref yeri; en iyi yer; ön; şeref makamı.
- tuçkelimeis.Tunç.
- tulkelimesf.Dul.