salmalık

kelimeis.-ğı

sal-ma-lık

  1. 1

    Otlak; çayır; mera.

    [DS]

  2. 2

    {OsT}{eAT}{eT}Atmak; havale etmek.

    [DLT][EUTS][KB]

  3. 3

    {eT}Bir şeyle işaret etmek.

    [DLT]

  4. 4

    {eT}Toplu hale getirmek.

    [DLT]

  5. 5

    {OsT}{eAT}Gelecekteki bir güne bırakmak; tehir etmek; talik etmek.

  6. 6

    {OsT}{eAT}Yaymak; saçmak; sermek.

  7. 7

    {OsT}{eAT}Bir şeyin (kuyu, deniz, gök yüzü vb.) içine koymak; bırakmak; atmak; bir şeyi bir yere sarkıtmak. Kuyuya kovayı salıverdi.

  8. 8

    {OsT}{eAT}Uzaklaştırmak; sürmek; defetmek.

  9. 9

    {OsT}{eAT}Kaldırmak; yükseltmek.

  10. 10

    {OsT}{eAT}Uzatmak.

  11. 11

    {ağız}(Gebe kadın, hayvan için) yavrusunu düşürmek.

    [DS]

  12. 12

    {ağız}Yellenmek; gaz çıkarmak; osurmak.

    [DS]

  13. 13

    f.gçsz.(Köpek, kurt vb. için) üstüne atlamak; saldırmak. Kurtlar koyuna nasıl salar, bilirsin.

  14. 14

    (Gemi için) demir üzerinde dört dönmek.

  15. 15

    Kötü bir olay karşısında ruhsal olarak çökmek. Hemen kendini saldı.

  16. 16

    Gevşemek; kendini bırakmak. Kazak, daha ilk yıkamada saldı.

  17. 17

    (Filiz vb için) sürmek; dal atmak; uzamak. Asma dal budak saldı.