500+ madde
- çeynemkelimesf.Bir kere çiğneyecek kadar; bir lokmalık.
- çeynemekkelimef.Ağızda çiğnemek.
- çezmekkelimef.Çözmek; açmak.
- cibinkelimeis.eT.Sivrisinek, karasinek, tatarcık gibi rahatsız edici uçucu böcekler.
- cıdakelimeis.Moğ.Ucu sivri, yaralayıcı ve batıcı, uzun sırık gövdeli eski bir savaş aracı; mızrak; kargı.
- cifekelimeis.Ar.Leş.
- cığalanmakkelimef.Süslenmek.
- çiğirdikkelimeis.Ağacın körpe ince dalları; taze filiz ve yaprak.
- çığırtmakkelimef.[eAT -ur] Bağırtmak.
- çığıtkelimeis.Yüzde bulunan nokta nokta esmer lekeler; çil.
- çıkrıcakkelimeis.Çıkrık.
- çılbakkelimesf.Çıplak.
- çılburkelimeis.Moğ.Yular; yular sapı; çilbir.
- çimdimekkelimef.Çimdiklemek.
- çımkırtmakkelimef.Fışkırtmak; püskürtmek.
- çımkışmakkelimef.Ürpermek.
- çimmekkelimef.Göl, deniz veya akarsu içine girmek; yüzmek.
- cimrikelimesf.Far.Soysuz; alçak.
- çınakkelimeis.Yırtıcı kuş pençesi.
- çingilkelimeis.Yun.Küçük üzüm salkımı.
- çınkıkelimeis.Kıvılcım.
- çırakmakelimeis.Far.Üzerine mum, kandil veya herhangi bir ışık konulan yüksek sehpa; şamdan.
- çirikkelimeis.Eski bir tahıl ölçeği.
- çirkkelimeis.Far.Kir; pas.
- çırnıkkelimeis.Bul.Küçük boyda kayık.
- çisekkelimeis.Yağmur serpintisi; ince yağmur.
- çisentikelimeis.Yağmur serpintisi.
- çıtılkıkelimesf.Birbirine geçmiş; dolaşık.
- civarkelimeis.Ar.Bir yerin yakını, çevresi.
- civcürkelimeis.Küçük tulum.
- çivildemekkelimef.Fısıldamak; kulağa hafifçe söylemek.
- çivildeşmekkelimef.Fısıldaşmak.
- cizmekelimeis.Çizme.
- çoğaçkelimeis.eT.Güneş; gün ışığı.
- çoğankelimeis.Türkm.Çöven.
- çöğürkelimeis.Kopuza benzer, mızrapla çalınan, kısa saplı bir telli saz.
- çohkelimesf.Çok; fazla.
- çokuşmakkelimef.Toplaşmak; üşüşmek; birikmek; kalabalık etmek.
- çölmekkelimeis.Çömlek.
- çöngekelimesf.Az.Gücünü yitirmiş.
- copkelimeis.İnsan dövmek amacıyla özel olarak yapılmış içi demirli kauçuk sopa.
- çörmükkelimeis.Erme.Kaplıca; çermik.
- çözkelimeis.İşkembe ve bağırsağı kaplayan iç yağı; çöz yağı.
- çukakelimeis.Far.Çuha.
- çukundurkelimeis.Far.Pancar; çükündür.
- çulfakelimeis.Far.Çulha.
- çulhakelimeis.Far.Dokuma tezgâhlarında kumaş dokuyan.
- çürüntükelimeis.Çürük şeylerin döküntüsü, kalıntısı.
- dadkelimeis.Far.Doğruluk; adalet.
- dadaşkelimeis.Erkek kardeş.