- bukagukelimeis.Bukağı; köstek; bağ.
- enükkelimeis.Hayvan yavrusu; enik; yavru.
- ertekelimezf.Erken; sabah; erken vakit. [Yüknekî]
- içkermekkelimef.İçine almak; içermek; ihata etmek; ithal etmek.
- işkelimeis.Eş; arkadaş; dost; ahbap; müttefik.
- işikkelimeis.Eşik; kapı.
- kaçankelimezf.Ne zaman; ne vakit? [Yüknekî]
- kanglıkelimesf.Kağnı; araba.
- kanıkelimezf.Hani; nerede? [Yüknekî]
- karangukelimeis.Karanlık.
- karımakkelimef.Kocalmak; yaşlanmak; kocamak; ihtiyarlamak. [Yüknekî]
- karındaşkelimeis.Kardeş.
- katunkelimeis.Soğd.Hakanın eşi; hatun; melike; kadın; kraliçe; kağan eşi.
- kendükelimezm.Kendi; kendisi; özü; zat; nefis.
- kıgkelimeis.Hayvan gübresi; kuru koyun, keçi ve deve pisliği; tezek.
- kılmakkelimeyard. f.Yapmak; etmek; eylemek; işlemek; icra etmek; [Yüknekî]
- kopuzkelimeis.Eski Türk baksı ozanlarının sagu ve destan okurken veya dinî ayinlerde çaldıkları telli Türk sazı.
- koykelimeis.Koyun.
- ögkelimeis.Anlayış; vicdan; düşünce; bilinç; zekâ; akıl.
- ölkelimeis.Nem; yaşlılık; rutubet; ıslaklık.
- örgetmekkelimef.Öğretmek; alıştırma yaptırmak.
- örükelimezf.Yukarı doğru; dikine.
- ötmekkelimef.Geçmek; arasından geçmek; bir şeyden geçerek ulaşmak; aşmak.
- ötrükelimezf.Sonra.
- ötünmekkelimef.Söylemek; saymak.
- sasımakkelimef.eT.Çürüme dolayısıyla kokmak; çürümek; kokuşmak; tefessüh etmek; fenalaşmak.
- singürmekkelimef.Yutmak; emmek; hazmetmek.
- sükelimeis.Ordu; askerî birlikler; asker.
- südükkelimeis.İdrar; sidik.
- süngükkelimeis.Kemik.
- talamakkelimef.Yağma ve talan etmek; yok etmek.
- tamukelimeis.Soğd.Cehennem; cehennemlik.
- tangkelimeis.Tan; şafak; sabah; gün ağarması; sabah vakti; fecir.
- tangsukkelimesf.Mog.Tatlı; nefis; lezzetli.
- Tatarkelimeis.Moğ.Moğol.
- tayakkelimeis.Dayak; dayangaç; değnek.
- tayanmakkelimef.Dayanmak.
- tonkelimeis.Elbise; giyecek; kürk; üst giysisi; don.
- tonguzkelimeis.Domuz.
- torkelimeis.Balık ağı; sık örgülü balık ağı.
- tumankelimeis.Duman; sis.
- uluğkelimesf.Büyük; seçkin; ulu; çok büyük.
- ülüşkelimeis.Pay; bölüm; fasıl; kısım; parça; halk arasında taksim; hisse.
- ürmekkelimef.Kabartmak; üfleyerek şişirmek; üflemek.
- uruşkelimeis.Mücadele; vuruşma; savaş; harp; vurma; vuruş.
- uşakkelimesf.Küçük; ufak.
- utuzmakkelimef.Oyunda yenilmek; bahiste kaybetmek; üttürmek; yenilmek.
- uvatmakkelimef.Parçalamak; ufaltmak; kırmak.
- üzmekkelimef.Kırmak; çeke çeke koparmak; kesmek; parçalamak; delmek; bozmak; uzaklaştırmak; mahvetmek; yok etmek.
- üzülmekkelimef.Kopmak; kesilmek; sökülmek.