500+ madde
- avuçkakelimeis.eT.Başkan; reis.
- avurdkelimeis.eT.Söz; laf; sohbet.
- avurtkelimeis.eT.Ağız boşluğunun yanaklara gelen kısmı.
- avutmakkelimef.eT.Birinin acılarını, sıkıntılarını hafifletmek; teselli etmek, oyalamak.
- aykelimeünl.eT.Beklenmedik bir durum karşısında beliren şaşkınlık, ürküntü ve korkuyu ifade eder.
- aykelimeis.eT.Genel olarak Ay'ın Dünya etrafında bir kez dolanımına eşit, yılın on ikide biri olan zaman dilimi. .
- ayakelimeis.eT.Elin iç tarafta, bilek ile parmak dipleri arasında kalan içbükey yüzü; avuç içi.
- ayağkelimeis.eT.Lakap.
- ayakkelimeis.eT.İnsan ve hayvanlarda yere basmaya ve yürümeye yarayan organ.
- ayazkelimeis.eT.Açık, bulutsuz hava, .
- aydaşkelimesf.eT.Zayıf; cılız.
- aydeşkelimesf.eT.İğdiş.
- aydınkelimeis.eT.Aylı gece.
- ayıkelimeis.eT.Etçil olmakla beraber bal, meyve ve köklerle beslenen iri yapılı, tabanları üzerinde yürüyen, kısa kuyruklu, uzun burunlu, postu uzun tüylü, 2
- ayıkmakkelimef.eT.Ayılmak; kendine gelmek; uyanmak.
- ayırtlamakkelimef.eT.Ayırıp çıkarmak; seçmek.
- ayıtlamakkelimef.eT.Ayıklamak; seçmek; temizlemek.
- ayıtlanmakkelimef.eT.bknz. ayırtlanmak
- ayıtmakkelimef.eT.Ayıklamak; seçmek; temizlemek.
- ayrankelimeis.eT.Yoğurdun sulandırılması ile elde edilen bir içecek.
- ayrıkkelimesf.eT.Birbirinden ayrı duran.
- ayrukkelimee.eT.Başka; ayrı; diğer; gayri; maada.
- azkelimesf.eT.Ölçü ve derece bakımından yetersiz; çok olmayan; biraz. [Yüknekî]
- azgaşkelimeis.eT.Mücadele.
- azgaşmakkelimef.eT.Kızmak.
- azgıntıkelimeis.eT.Soytarı; serseri.
- azgışmakkelimef.eT.Kızmak.
- azgunkelimesf.eT.Doğru yoldan ayrılmış; baştan çıkmış; sapkın; sapık.
- azgunlıkkelimeis.eT.Azgınlık; taşkınlık; sapıklık.
- azgurışmakkelimef.eT.Birbirini doğru yoldan saptırmak; iğva etmek.
- azgurmakkelimef.eT.Yanlış yola götürmek; azdırmak; saptırmak; ayartmak.
- azıglıgkelimesf.eT.Azılı; korkunç; azı dişi belirmiş olan.
- azıkkelimeis.eT.Yiyecek; erzak; nevale.
- azılmakkelimef.eT.Yanılmak. [Yüknekî]
- azılukelimesf.eT.Taşkın; çılgın.
- azımakkelimef.eT.Baş kaldırmak.
- azlanmakkelimef.eT.Yanılmak; hata etmek.
- azvankelimeis.eT.Çalılık; çalı.
- babakelimeis.eT.Bir çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek; ata; cet; peder; .
- bacutkelimeis.eT.Testi.
- badırkelimeis.eT.Karın; göbek.
- bağkelimeis.eT.Bağlamaya yarayan ip, tel ve şerit gibi düğümlenebilir nesne.
- bağaltakkelimeis.eT.Hırka.
- bağarkelimeis.eT.Göğüs.
- bağarsukkelimeis.eT.Bağırsak.
- bağdakelimeis.eT.Bağdaş.
- bağdalamakkelimef.eT.Güreşte bacaklarını, rakibinin bacaklarına sararak yere düşürmek; güreşte çelme takmak.
- bağdaşkelimeis.eT.Ayaklarını karşılıklı uyluklarının altına alarak bir çeşit yere oturma biçimi; bağda, bağdaç, bardaç.
- bağdaşmakkelimeeT.Anlaşmak, kafaca denk olmak; imtizaç etmek.
- bağıkelimeis.eT.Büyü; efsun; sihir.