109 madde
- dinglemekkelimef.eT.Dinlemek; kulak vermek
- dirmekkelimef.eT.Toplamak; dermek.
- dirsgekkelimeis.eT.Dirsek.
- döklünmekkelimef.eT.Dökülmek.
- dolamaçkelimeis.eT.Dolambaç.
- dölekkelimesf.eT.Sükûn ve asayiş içinde; itaatli; sakin; huzurlu.
- dolturmakkelimef.eT.Doldurmak.
- dolulamakkelimef.eT.Doldurmak.
- dübkelimeis.eT.Dip.
- dününkelimezf.eT.Geceleyin; gece vakti.
- durkunkelimesf.eT.Durgun.
- eksimekkelimef.eT.Eksilmek. [Yüknekî]
- esrükkelimesf.eT.Sarhoş
- etlelmekkelimef.eT.Et yapılmak.
- etlemekkelimef.eT.Etlik yapmak; et yapmak.
- gokkelimeis.eT.Kül.
- görklükelimesf.eT.Güzel.
- ışgunkelimeis.eT.bknz. ışkın
- izkelimeis.eT.Yerde ve deride uzunlamasına olan çizik.
- kabçukkelimeis.eT.Küçük kap; küçük torba; kese.
- kalakkelimeis.eT.Kale.
- kalkmakkelimef.eT.Yükselmek; sıçramak; şaha kalkmak; doğrulmak; dik duruma gelmek.
- kamaşıgkelimesf.eT.Ayaklanan; isyan eden.
- karıkmakkelimef.eT.(Göz için) kara bakmaktan ya da fazla ışıktan dolayı kamaşmak.
- kaşlamakkelimef.eT.Yüzüğün kaşına taş takmak.
- kavıkkelimeis.eT.Kepek; darı kepeği; kavuz.
- kayınkelimeis.eT.Kardeş.
- kığkelimeis.eT.Koyun, keçi ve deve pisliği; kığı.
- kıymakkelimef.eT.İlerletmek.
- kuykelimeis.eT.Tenha yer; kuytu yer; dip; koy. .
- sasımakkelimef.eT.Çürüme dolayısıyla kokmak; çürümek; kokuşmak; tefessüh etmek; fenalaşmak.
- sekükelimeis.eT.Dükkân.
- söbikelimesf.eT.Uzun veya sivri nesne.
- sukelimeis.eT.Kimyasal olarak bir oksijen, iki hidrojen atomundan meydana gelmiş, 0 sıcaklığında sıvı hâlde bulunan, tatsız, kokusuz, renksiz madde.
- sunggurkelimeis.eT.Sungur.
- tağarkelimeis.eT.Çuval; torba; dağarcık; içerisine buğday ve başka şeyler konan nesne; geniş çuval; harar; dağar.
- tekkelimeis.eT.Yükün yarısı; denk.
- tekkelimee.eT.Benzetme edatı; gibi.
- titigkelimesf.eT.Akıllı; zeki; mahir; tetikte olan.
- titikkelimesf.eT.Akıllı; zeki.
- tozkelimeis.eT.Kök.
- tumağıkelimeis.eT.Dumağı; nezle.
- uğramakkelimef.eT.Bir şeyi kast ve niyet etmek; tasarlamak; planlamak; niyetlenmek; arzulamak.
- ulamakkelimef.eT.Yaklaştırmak; erdirmek; eriştirmek.
- uymakkelimef.eT.Nüfuz sahibi olmak.
- yadkelimesf.eT.Yabancı; ecnebi; garip.
- yapmakkelimef.eT.Kapatmak; örtmek.
- yarakkelimesf.eT.Yakışan; gereken; münasip; tav.
- yarınkelimeis.eT.Kürek kemiği; çiğin kemiği; omuz; sırt.
- yelpetmekkelimef.eT.Yelpazelemek; yellendirmek.