500+ madde
- dinglemekkelimef.eT.Dinlemek; kulak vermek
- dinlemekkelimef.eT.İşitmek amacıyla kulak vermek.
- dinmekkelimef.eT.(Ağrı, sızı vb. duyu; üzüntü, sevinç vb. duygular için) sona ermek; bitmek; durmak.
- direlmekkelimef.eT.Desteklenmek; dimdik ayakta tutulmak.
- diremekkelimef.eT.Bir şeyin ağırlığına dayanmak; çekmek.
- direnmekkelimef.eT.(Düşünce veya istek için) karşı koymak; reddetmek.
- direşmekkelimef.eT.Bir işi sonuna kadar götürmek için uğraşmak; sebat etmek; dayanmak.
- dirilmekkelimef.eT.Toplanmak; derilmek.
- dirmekkelimef.eT.Toplamak; dermek.
- dişemekkelimef.eT.Değirmen taşına diş açmak.
- dişlemekkelimef.eT.Bir şeyi dişleri ile ısırarak koparmak veya diş izleri belli olacak şekilde ısırmak.
- dişletmekkelimef.eT.Testere gibi aletlere diş açtırmak.
- dişürmekkelimef.eT.Dermek; toplamak.
- ditmekkelimef.eT.Yün, pamuk gibi elyaflı şeyleri lif lif ayırmak, taramak; kabartmak.
- ditremekkelimef.eT.Titremek.
- ditreşmekkelimef.eT.Titreşmek.
- divrinmekkelimef.eT.Araştırmak; aramak.
- dizilmekkelimef.eT.Dizili duruma getirilmek.
- dizlemekkelimef.eT.Diziyle bastırmak; diziyle ezmek.
- dizmekkelimef.eT.Yan yana veya üst üste sıralamak.
- doğmakkelimef.eT.Dünyaya gelmek.
- doğramakkelimef.eT.Keserek parçalara ayırmak; parçalamak.
- doğrulmakkelimef.eT.(Eğik bir şey için) düz duruma gelmek; düzelmek.
- doğrutmakkelimef.eT.Eğriliğini gidermek; doğrultmak.
- doğurmakkelimef.eT.Yavru dünyaya getirmek; doğum yapmak.
- dokanmakkelimef.eT.Dokunmak.
- dokaşmakkelimef.eT.Dokunmak; ellemek.
- dokunmakkelimef.eT.Bir şeye, bir kimseye eliyle veya vücudunun herhangi bir yeriyle değmek; temas etmek; hafifçe sürünmek.
- dokurmakkelimef.eT.Ağaçtaki meyveleri toplamak için sırıkla vurarak düşürmek.
- dokuşmakkelimef.eT.Çarpışmak; müsademe etmek.
- dolamakkelimef.eT.Tel, şerit, iplik gibi nesneleri bir şeyin üzerine döndürerek sarmak.
- dolanmakkelimef.eT.Bir şeyin çevresinde dönmek suretiyle sarılmak.
- dolanmakkelimef.eT.Dolama eylemi yapılmak.
- dolaşmakkelimef.eT.Gezmek; gezinmek.
- doldurmakkelimef.eT.Dolgunlaştırmak.
- dolmakkelimef.eT.Dolu hâle gelmek.
- dolturmakkelimef.eT.Doldurmak.
- dolulamakkelimef.eT.Doldurmak.
- dolunmakkelimef.eT.(Ay için) dolunay olmak; bedir hâline gelmek.
- domalmakkelimef.eT.Bir yanı tümsek bir biçimde çıkmak.
- donamakkelimef.eT.Süslemek, donatmak; tezyin etmek.
- donanmakkelimef.eT.Kendi kendini giydirmek; giyinmek; süslenmek.
- donatmakkelimef.eT.Birinin giyim ve kuşamı için gerekli olan şeyleri sağlamak; giydirmek.
- doncukmakkelimef.eT.Utanmak.
- dondurmakkelimef.eT.Bir şeyin donmasını sağlamak.
- donmakkelimef.eT.Soğuğun etkisi ile katılaşmak; buza dönüşmek
- doşamakkelimef.eT.Kösteklemek; duşaklamak.
- doymakkelimef.eT.Açlığını gidermek; tok duruma gelmek.
- doymakkelimef.eT.(Hararet için) tahammül etmek; dayanmak; katlanmak.
- döğmekkelimef.eT.Ezmek.