1. ağız ellemekdeyimBirinin bir konuda ne düşündüğünü öğrenmek; ağız aramak.
  2. ağız etmekdeyimGerçeği söylememek; içten konuşmamak.
  3. ağız gevelemekdeyimSözü cesaret gösterip de tam olarak söyleyememek.
  4. ağız kabağıdeyimTestiye su koymak için huni yerine kullanılan su kabağı parçası.
  5. ağız kavafıdeyimGeveze; çalçene.
  6. ağız kirasıdeyimRamazanda yemek veren kimsenin, davetlilere yemek sonunda verdiği para; diş kirası.
  7. ağız kokusudeyimBirinin çekilmez, sıkıntı veren sözleri ve istekleri.
  8. ağız öğretmekdeyimÖğüt vermek; akıl vermek.
  9. ağız ökünmekdeyimBir kişinin sözlerini alaylı biçimde söylemek.
  10. ağız tadıdeyimDirlik düzenlik içinde yaşamak; rahat; huzur; afiyet, sağlık; şenlik.
  11. ağız tadı ile satmakdeyimUygun fiyatla satmak.
  12. ağız tadı vermekdeyimİyi bir şey vaat etmek.
  13. ağız tatlılığıdeyimNişan töreninden sonra oğlan tarafından çağrılılara içirilen şerbet ya da şekerli kahve.
  14. ağız vermekdeyimÖğüt vermek; akıl vermek; kışkırtmak.
  15. ağız ya~şamakdeyimBir kişinin sözlerini alaylı biçimde söylemek.
  16. ağız yoklamakdeyimSöylenmesi gereken şeyleri söyletecek şekilde konuşmak.
  17. ağızdan ağza düşmekdeyimHerkes tarafından duyulmak; dile düşmek.
  18. ağızdan gububuk akmakdeyimÇok çirkin, iğrenç sözler söylemek.
  19. ağızlamakelimeis.Ağızlamak işi.
  20. ağızlamakkelimef.Birine bir konuda talimat vermek, öğütte bulunmak.
  21. ağızlaşmakkelimef.Sözleşmek; anlaşmak.
  22. ağızlatmakkelimef.Keskinliği kaybolmuş bir kesici aleti bilemek.
  23. ağızlıkkelimeis.Sigara veya puro içmek için kullanılan ağaç veya kehribardan yapılmış içi delikli araç; çubuk; takım; zıvana.
  24. ağızlık açmakdeyimBir şeye başlangıç yapmak.
  25. ağızlık almakdeyimTarlaya, tavalara su yolu açmak.
  26. ağızlık değneğideyimDokuma tezgâhında arışları ayırmakta kullanılan tahta.
  27. ağızlık eğrisideyimDokuma tezgâhında ipliğin bir tarafının gerilip diğer tarafının gevşeyip sarkması durumu.
  28. ağızlıklamakkelimef.Doğru yolu göstermek.
  29. ağızsızkelimesf.Ağzı olmayan.
  30. ağlakelimeis.Tarla, bağ, bahçe gibi yerlerin etrafına hayvanların girmemesi için çalı çırpıdan veya sırıkların uzunlamasına konulmasıyla yapılan engel.
  31. ağlakkelimesf.Eksik.
  32. ağlamsamakkelimef.Ağlamaklı olmak; ağlayacak gibi olmak.
  33. ağlamsıkelimesf.Ağlayacak duruma gelmiş; ağlamaklı.
  34. ağlarcakelimeis.Sahip olduğu şeyleri olduğundan daha az gösterip kendine acındıran kimse.
  35. ağlayankelimeis.Dolu yağmadan birkaç dakika önce duyulan uğultulu ses.
  36. ağlayıkkelimesf.Ağladığı hâlinden belli olan; kederli.
  37. ağlazkelimesf.Olur olmaz şeylere ağlayan kimse; sulu göz.
  38. ağlazlamakkelimef.Mızıkçılık ederek ağlamaklı olmak.
  39. ağmakelimeis.Yukarı doğru tırmanma; tutunarak uzayıp yükselme işi ve eylemi.
  40. ağmakkelimef.eT.Su gibi akıp gitmek; kaymak.
  41. ağmankelimeis.Hata; kusur; eksik taraf; organ eksikliği.
  42. ağmaşmakkelimef.Yükselmek.
  43. ağnakkelimeis.Hayvanların yatıp yuvarlanarak sırtlarını kaşıdıkları ve parazitleri döktükleri yumuşak topraklı veya çayırlık yer.
  44. ağnamkelimeis.Ar.Koyunlar.
  45. ağnamakkelimef.eT.(Hayvanlar için) yere yatıp sırtını kaşımak; debelenmek, kıvranmak.
  46. ağnamakkelimef.Anlamak.
  47. ağnıkkelimeis.Sıralı, dizili odun yığını.
  48. ağrıkelimezf.Tarafından; ... yönünden; ...-den doğru; ...ya doğru; ...-ın boyunca.
  49. ağrıcakkelimeis.Gözde sürekli çapak yapan bir göz hastalığı.
  50. ağrıcaklanmakkelimef.(Göz için) hastalanmak.