1. kegişmekkelimef.Birbirine sert sözler söylemek; karşılıklı sövmek; sövüşmek.
  2. keherkelimesf.Moğ.Kahverengi.
  3. keklikkelimeis.Tavuksular takımının sülüngiller familyasından, orta büyüklükte, kalın gövdeli, boz tüylü, kısa kuyruklu, yumurta mevsimine kadar sürüler hâlinde,…
  4. keleçikelimeis.Moğ.Söz.
  5. kendürükkelimeis.Far.Bez ya da deriden yapılma sofra yaygısı; hamur tahtası altına serilen yaygı; sofra bezi.
  6. kendüzüngkelimezm.Kendin.
  7. kengeşmekkelimef.Müzakere etmek; müşavere etmek; karşılıklı danışmak; danışmak; keneşmek.
  8. kepenekkelimeis.Çobanların soğuktan korunmak için üzerlerine aldıkları, kalın yün keçeden yapılma, kolsuz, dikişsiz giyecek.
  9. kerımkelimeis.Hasım; düşman.
  10. kerpiçkelimeis.Saman karıştırılmış yağlı balçığın sonra kalıplara dökülerek güneşte kurutulmasından elde edilen yapı malzemesi; ilkel ve pişmemiş tuğla.
  11. kertilmekkelimef.Kertmek eylemi yapılmak.
  12. kertmekelimeis.eT.Çentik açma eylemi; çentme; kertik açma.
  13. kesdürmekkelimef.(Tahminde) isabet ettirmek; kestirmek.
  14. kesilmekkelimef.Kesmek eylemi yapılmak.
  15. kesimkelimeis.Ödenecek miktarı belirleme; pazarlık; alış verişte anlaşma; sözleşme; taahhüt.
  16. keşişkelimeis.Far.Hristiyanlıkta, manastırlarda dışarıya kapalı münzevî bir hayat yaşayan, hiç evlenmemiş, belirli kurallara uymak zorunda kalan din adamı; karabaş.
  17. kezkelimezf.Sonra; başka.
  18. kığırmakkelimef.Çağırmak; davet etmek; seslenmek; haykırmak.
  19. kılcıdakelimeis.Hışırtı; zırh hışırtısı.
  20. kılçatmakkelimef.Uğraşmak.
  21. kılıçlamakkelimef.Kılıçla vurmak; kılıçla saldırmak; kılıçtan geçirmek; kılıçla yaralamak veya öldürmek; .
  22. kılıçlaşmakkelimef.Karşılıklı olarak kılıç ile vuruşmak.
  23. kımızkelimeis.Kısrak sütünün ekşitilmesi ile elde edilen, az alkollü, ekşi ve içindeki CO2 dolayısıyla gazozumsu bir niteliği olan eski bir Türk içkisi.
  24. kınkelimeis.Bıçak, hançer, kılıç gibi silah ve kesici aletlerin koruyucu kılıfı.
  25. kınakelimeis.Ar.Kına ağacının kurutulmuş yapraklarının öğütülmesi ile elde edilen ve saç, el, vb. boyamakta kullanılan toz.
  26. kırkelimeis.eT.Yerleşim birimi dışında olan yerler; şehir ve kasabalar dışında kalan yerler.
  27. kırankelimesf.Kırmak eylemini yapan.
  28. kırankelimesf.Büyük; en büyük.
  29. kırangkelimeis.Kenar; kıyı.
  30. kırdırmakkelimef.Kırmak eylemini yaptırmak; kırmasını sağlamak.
  31. kırdurmakkelimef.Kırdırmak; kestirtmek.
  32. kırgunkelimeis.Ölüm salgını.
  33. kırılmakkelimef.Kırmak eylemine uğramak.
  34. kırışkelimeis.Kırma biçimi ve eylemi.
  35. kırışmakkelimef.Karşılıklı birbirini kırmak; karşılıklı öldürmek, yok etmek; vuruşmak.
  36. kırmakkelimef.eT.Sert şeyleri vurma veya ezme yoluyla parçalamak; parçalara ayırmak.
  37. kırmızıkelimesf.Ar.Kızıl; al.
  38. kırnakkelimeis.Cariye.
  39. kısılmakkelimef.Arada kalmak; daralmak; darlaşmak.
  40. kısmakkelimef.eT.(Güç, ses, yoğunluk, hacim vb. için) azaltmak; küçültmek; daha kısa yapmak; kısaltmak. .
  41. kıvanmakkelimef.Övünülecek bir iş yapmaktan dolayı gurur duymak; övünmek; iftihar etmek; sevinmek; memnun olmak.
  42. kıvurmakkelimef.Kıvırmak.
  43. kıyakelimesf.Yatay.
  44. kıya bakmakdeyimYan bakmak; öfkeyle bakmak; öldüresiye bakmak.
  45. kıyankelimeis.Dağdan inen gür ve hızlı sel; azgın sel; kükremiş sel.
  46. kıyıkelimeis.eT.Kenar; uç.
  47. kıymakelimeis.eT.Kıymak eylemi.
  48. kıymakelimesf.Çukur.
  49. kıyma gözdeyim(Bir renkle beraber) koyu renkli göz
  50. kıymakkelimef.eT.Acımadan ortadan kaldırmak; öldürmek.