166 madde
- tolukelimee.(Pekiştirme edatı) tam; bütün; tamamıyla; hep; tekmil.
- topkelimezf.Bütün; bütünüyle; büsbütün; toptan; tamamen; hep; top yekûn.
- topulmakkelimef.Yarılarak delinmek; yırtılmak.
- töleçkelimesf.Veresiye.
- tölemekkelimef.Moğ.Ödemek; karşılığını vermek; tediye etmek.
- töşkelimeis.Göğüs; döş; göğsün başı; göğsün üst tarafı.
- tözkerinçsizkelimesf.Aslına erişilemeyen; anlaşılamayan; pek derin; temelli olmayan; temelleştirilmeyen; bilinemez; temelsiz.
- tözkermekkelimef.Bir şeyin aslına ermek; künhüne vakıf olmak.
- tudrugkelimeis.Teslim etme; tutturma.
- tudurmakkelimef.Tutturmak; eline vermek.
- tujıkkelimeis.Sansk.Göklerin en üst tabakası.
- tumakkelimef.Kaplamak.
- tunçukelimeis.Tıkanma; kapanma.
- turugkelimesf.Temiz; duru; açık; şeffaf; beyaz; saf; berrak.
- tusu bolmakdeyimYaramak; fayda vermek.
- tusukmakkelimef.İyi gelmek; yararı olmak; yaraşmak.
- tusulmakkelimef.Fayda vermek; yaramak; fayda etmek.
- tuşmakkelimef.Rast gelmek; rastlamak karşılaşmak.
- tuşuşmakkelimef.Karşılaşmak; kavuşmak; rast gelmek. Buluşmak.
- tutguruglıkelimesf.Kurucu bilgi; yaratıcı düşünce.
- tutuglıkelimesf.Zapteden; tutan.
- tutuzmakkelimef.Salık vermek; tavsiye etmek; nasihat etmek.
- tutyaklanmakkelimef.Tutunmak.
- tuymakkelimef.Duymak; sezmek.
- tükesigçekelimezf.Sonuna kadar; tamamınca.
- tükünkelimezf.Bütün; her türlü.
- tültemekkelimef.Rahat ve iç açıcı hâle getirmek.
- tülükkelimeis.Güç; kuvvet.
- tümekkelimeis.Süs.
- tümen bandeyimBinlerce.
- tümkekelimesf.Cahil; bilgisiz.
- tüpkermekkelimef.Dibine erişmek.
- tüpükmekkelimef.Dibine ermek.
- türe büke kılmakdeyimDürüp bükerek yapmak.
- türmekkelimef.Dürmek; katlamak; bükmek.
- tüşmekkelimef.Bir şey üzerinde devam etmek. “yolga tüşmek”
- tüzünkelimesf.Doğru; dürüst; adil.
- tüzün kuvragdeyimİtaatkâr cemaat; dinin buyruklarına tamamen uyan topluluk.
- uçuzkelimesf.Kolay; basit.
- Ugankelimeöz. is.(Allah’ın sıfatlarından) her şeye gücü yeten; Tanrı; Allah.
- ugankelimesf.Bir şeyi yapmaya gücü yeten; güç sahibi; muktedir.
- ujikkelimeis.Çin.Harf.
- ukıtmakkelimef.Anlatmak; izah etmek.
- ukmakkelimef.Anlamak; öğrenmek; idrak etmek; kavramak.
- ukşamakkelimef.Benzemek.
- ukşatınçsızkelimesf.Benzeri olmayan.
- ukşatmakkelimef.Benzetmek.
- ulkelimeis.Toprak; dip; zemin.
- ulıgkelimeis.İnleme; sızlanma; uluma.
- ulımakkelimef.(Kurt için) ulumak.