415 madde
- çarkkelimeis.Far.Makinelerde tekerlek biçimindeki hareketli parça.
- çarzarbkelimesf.Far.Saç, sakal, bıyık ve kaşları tıraş edilmiş.
- çelikkelimeis.Çelmek suretiyle kesilmiş olan çubuk parçası veya odun; kısa kesilmiş ağaç dalı.
- çeliklemekkelimef.Ağaç yetiştirmek üzere ağaçlardan dal almak ve bu dalları köklenmesi için toprağa gömmek.
- çevgânkelimeis.Far.Cirit oyununda kullanılan değnek; çevgen; çögen.
- çevgenkelimeis.Far.Değnek.
- çevirmekkelimef.eT.Bir şeyi kendi ekseni etrafında döndürmek.
- çevirtmekkelimef.Çevirmek işini yaptırmak.
- çevrilmekkelimef.Döndürülmek.
- çiğkelimesf.eT.Pişmemiş.
- çilekelimeFar.Dervişlerin ruh temizliğine erişmek amacıyla, sakin ve temiz bir yere çekilerek kırk gün kırk gece ibadet ettikleri ve nefislerine perhiz…
- çile-hānekelimebknz. çilehane
- çile-nişînkelimeHücrede oturan; çile dolduran.
- çile-şikenkelimeÇile kırgını.
- çilekeşkelimesf.Far.Bir çok sıkıntı ve üzüntülere katlanmış kişi; çile çeken.
- çivikelimeis.Bir şeyi bir yere tespite veya iki şeyi birbirine tutturmaya yarayan, bir ucu sivri, diğer tarafı yuvarlak başlı metal veya ağaç çubuk; mıh.
- darkelimeis.Far.Ağaç; kiriş; tahta.
- dedekelimeis.Çocuğa göre babanın veya annenin babası; büyük baba.
- delkkelimeis.Far.Eski ve yamalı dilenci hırkası.
- dergâhkelimeis.Far.Kapı yeri; kapı önü.
- dervişkelimeis.Far.Kapı kapı dolaşan dilenci.
- destār-pūşkelimeMevlevilikte giydiği sikkeye sarık sarmaya yetkili olan kişi.
- desturkelimeis.Far.Bir kimseye verilen izin; ruhsat; müsaade; icazet.
- devirkelimeis.Ar.Bir şeyin kendi ekseni etrafında yaptığı 360°lik dönme, dolanma hareketi; tam dönüş.
- devrkelimeis.Ar.Devir.
- devrankelimeis.Ar.Dünya; felek.
- deyişkelimeis.Söz; kelime.
- deyrkelimeis.Ar.Manastır; kilise.
- didarkelimeis.Far.Yüz; çehre.
- dilkelimeis.Far.Orta; yarı.
- dinlendirmekkelimef.Dinlenmesini sağlamak.
- dolabîkelimeis.Ar.Eskiden Bursa’da dokunan kumaşlardan biri.
- dostkelimeis.Far.Sevişilen kişi; sevilen kimse.
- duzahkelimeis.Far.Cehennem.
- düşkünkelimesf.Birine veya bir şeye kendisini aşırı vermiş veya ona çok bağlanmış olan; müptelâ, bağlı.
- ebetkelimeis.Ar.Sonu olmayan zaman; sonsuz.
- efratkelimeis.Ar.Bireyler; fertler.
- ehadiyetü’l-aynkelimeGörünüş birliği.
- ehadiyetü’l-cemkelimeBirlikte çokluk.
- ehadiyetü’l-kesretkelimeÇokluğun birliği.
- ehlünnazarkelimesf.Ar.Bakışta usta olanlar.
- elifkelimeis.Ar.Arap alfabesinin ilk harfi.
- emrekelimesf.eT.Âşık; müptela; aşırı seven; vurgun; tutkun; imre
- enelhakkelimeünl.Ar.“Tanrı benim.”
- erbainkelimeis.Ar.Kırk.
- erenkelimesf.Ermiş, olgunlaşmış olan.
- ermekkelimef.Kavuşmak; erişmek; ulaşmak; varmak. .
- ermişkelimeis.Kendisini Allah sevgisine bağlamış, belli bir mertebeye ulaşmış, İlahî sırların kendisine açılmış olduğu söylenen kişi; veli; evliya.
- ermişlikkelimeis.Kendisini Allah sevgisine bağlayarak belli bir mertebeye ulaşan kişinin İlahî sırlara vakıf olması hâli; velilik, evliyalık.
- esvedü’l-kalpkelimeKalbin ortasında bulunduğu söylenen kara nokta; süveyda.