1. evrikkelimesf.Bir doğrultuya veya bir düzene göre ters doğrultuda olan.
  2. evrilirkelimesf.eT.(Önerme için) konu ile yüklemin birbirinin yerine geçmesiyle doğruluğu bozulmayan.
  3. evrişikkelimesf.(Önerme için) konu ile yüklemin birbirinin yerine geçmesiyle doğruluğu bozulmayan; dönüşük.
  4. genelemekelimeis.Bir düşüncenin başka sözlerle bir daha ifade edilmesi; yineleme; tekrar.
  5. genellikkelimeis.Genel olanın niteliği; yaygınlık; umumiyet.
  6. gerekçekelimeis.Gerektirici sebep; esbab-ı mucibe; lazime.
  7. gidimlikelimesf.Gitme özelliği gösteren; gitmek üzere bulunan.
  8. hadkelimeis.Ar.Sınır; uç.
  9. hadd-i asgardeyimKüçük önerme.
  10. hadd-i ekberdeyimBüyük önerme.
  11. hadd-i evsatdeyimOrta terim.
  12. hamlikelimesf.Ar.Yüklemli.
  13. hüccetkelimeis.Ar.Bir borç veya yükümlülüğü belirtmek için düzenlenip imzalanan kâğıt; senet.
  14. hükümkelimeis.Ar.Bir kimse, o kimsenin eylemi veya bir olay hakkında edinilen yargı, varılan karar; yargı.
  15. içerikkelimeis.Bir şeyin içinde bulunan ögelerin tümü; bir şeyin kapsamı; muhteva.
  16. içlemkelimeis.Bir kavramın çağrıştırdığı kaplama giren niteliklerin, temel özelliklerin tümü; tazammun.
  17. içlemselkelimesf.İçlemle ilgili.
  18. iki koşulludeyim(Önerme veya olumlama için) iki koşula bağlı olan.
  19. ikilemkelimeis.Kendisini mutlak olarak kabul ettiren iki önermeden biri doğru ise diğeri kesin yanlış olan iki seçenekli önerme.
  20. ikircilkelimesf.eT.İki ayrı anlamı olan; iki anlama gelen; iki türlü yorumlanabilecek nitelikte olan.
  21. ikiz anlamdeyimBir önermenin birbirinden farklı iki anlam verebilecek biçimde kurulmuş olması; ipham.
  22. ikizlikelimesf.(Anne için) ikiz çocuğu olan.
  23. ikizlilikkelimeis.İkiz çocuğu olma durumu.
  24. ilerleyen kanıtdeyimİlkelerden sonuçlara giden kanıt.
  25. ilk soruşturmadeyimCeza davalarında dava açılıp açılmayacağına karar vermek üzere yapılan ön soruşturmanın son aşaması.
  26. ilkekelimeis.Başka şeylerin kendisinden türediği, kaynağında yer alan, onların ilk nedeni olan şey; ilk sebep; kök; kaynak; öge; unsur.
  27. imdikelimebağ.eT.Başına getirildiği cümleyi önceki cümle veya cümlelerin bir sonucu durumuna sokan, “buna göre, bu sebepten, şu hâlde, o hâlde, artık, şimdi”…
  28. imlemkelimeis.Olabilir birçok seçenekler kümesi ile anlam taşıyıcısı sayılan ve kendilerine uygulanan seçeneklere uygunluk sağlayan bir gerçeklikler kümesi…
  29. işaretlemekelimeis.Üzerine belirti, iz, im koymak suretiyle belirgin hâle getirme eylemi; işaret koyma.
  30. ispatkelimeis.Ar.Tanık ve delil göstermek suretiyle işin doğrusunu ortaya çıkarma, gerçeği gösterme; tanıtlama.
  31. istilzamkelimeis.Ar.Gerekli bulma; gerekli sayma; gerekme; gereksinme.
  32. istintackelimeis.Ar.Sonuç çıkarma; sonuca varma.
  33. ittisakelimeis.Ar.Genişleme; uzama; bollaşma.
  34. kābil-i rücūdeyimGeri çevrilebilir; tersinir; kaziye.
  35. kanıtkelimeis.Bir olguyu, olayı veya bir düşünceyi ispat etmeye yarayan belge ve bilgi; gerekli ve zorunlu sonuca ulaşan bir akıl yürütmenin dayandığı gerçek;…
  36. kanıtlamakelimeis.Kanıtlamak eylemi.
  37. kanıtlamakkelimef.Bir şeyin gerçek olduğunu delillerle göstermek; ispat etmek.
  38. kaplamkelimeis.Bir terimin belirli sayıda nesneyi kapsama niteliği; şümul.
  39. kaplamdaşkelimesf.Kaplamları aynı olanlar.
  40. kaplamlıkelimesf.Anlamı içinde belirli sayıda varlık, kavram vb. taşıyan; kaplayan.
  41. kaplamsalkelimesf.Kaplamla ilgili olan; kaplamla ilgili olarak; bir şeyin kaplamına ilişkin.
  42. karşı olumdeyimBirbirinin karşısında bulunan, birbirini karşılıklı olarak dışta bırakan kavram veya yargı arasındaki bağlantı; tekabül.
  43. karşı savdeyimBir çatışkının ikinci terimini oluşturan düşünce veya önerme; antitez.
  44. kazayakelimeis.Ar.Önerme; kaziyeler.
  45. kaziye-i anhādeyimSonuç önermesi.
  46. kaziye-i sālibe-i külliyedeyimYadsılı tümel önerme.
  47. kiplikkelimeis.Önermelerin, yalın, belkili veya mecburî olma niteliklerinden her biri.
  48. kısır döngüdeyimAynı olumsuz sonucu veren tutum ve davranışların tekrarlanması; çıkmaz.
  49. kıyaskelimeis.Ar.Bir şeyi başka bir şeye denk sayma; bir tutma.
  50. kıyasîkelimesf.Ar.Benzetme veya karşılaştırma yoluyla elde edilen; kıyaslanarak varılan; benzetme yoluyla elde edilen.